Geçtiğimiz günlerde Eskişehir Büyükşehir Doğal Yaşam Merkezi ile ilgili bazı video ve fotoğraf kareleri pek çok yerde paylaşıldı. Önce küçük bir köpeğin, gerçekten de insanın içine işleyen parçalanmış cesedi, ardından merkezdeki boş suluklar…

Cesetle ilgili yorum, köpeklerin açlıktan birbirini parçaladığı yönündeydi. Ben yıllardır kentimizde var olan barınakları, kurulduğu günden bugüne takip ederim; giderim, gezerim, gözlemlerim. Tek bir seferinde bile açlıktan birbirini parçalayan köpek görmedim. Çünkü bir şekilde hep mamaları, yiyecekleri önlerinde olur.

Büyükşehir’in barınağında yaşanan üzücü olayın detayını, nedenini sorumlu ilk ağızdan öğrendim. Tahmin ettiğim gibi, farklı alanlardan getirilen, farklı özelliklerdeki köpeklerin —ki bazıları alfa özelliğini taşıyor— bölgede hâkimiyet kurma kavgası sonucu yaşanmış. Elbette tüm bunlar, oradaki kendi cinsleri tarafından öldürülen canlara mazeret olmaz, olmamalı. Ancak bu acele toplama emirlerini veren merciler biraz daha duyarlı olsalar, yasada verilen 2028 yılı sonuna kadar, yani toplama merkezlerinin bitirilme süresine kadar beklenebilseydi; bugün sadece kentimizde değil, ülkenin pek çok yerinde yaşanan olumsuzluklar olmazdı kanaatindeyim.

Büyükşehir Belediyemiz, olayın yaşanmasının hemen akabinde kendi iç soruşturma mekanizmasını başlattı ve bunu ilan etti. Sonuçlandığında da sorumluların bir şekilde kamuoyuyla paylaşılacağını sanırım.

Evet, şimdi gelelim şu “içecek suları yok” yalanına… Yine merkez sorumlusundan, ilk ağızdan aldığım doğru bilgiye göre; alanda 80 adet şamandıralı suluk dolu olarak bulunmaktaymış. Boş suluklar ise donmaya karşı yedek tutulan, bağlantısız olanlarmış. Ne işse, o dolu suluklar videoya çekilmemiş de, yedekteki boş olanlar çekilip kimilerince servis edilmiş.

Yani Büyükşehir Doğal Yaşam Merkezi’nde mama ve su var. Ben de bizzat Kent Konseyi Hayvan Hakları Çalışma Grubu’ndaki arkadaşlarımla birlikte gidip bu söylenenleri tespit ve teyit ettim. Eksikliklere gelince; elbette var. Bunların da kısa sürede giderilmesi adına Park ve Bahçeler Müdürlüğü hummalı bir çalışma içinde. Zaten bilindiği gibi tesis hâlen tamamlanma aşamasında.

Ama bana sorarsanız, o canların en büyük eksikliği “sevgi”. Gönüllüler, bizler, merkeze imkânlarımız ölçüsünde sıklıkla gidip sayıları iki bini bulan canlara yalnız olmadıklarını hissettirmeliyiz diye düşünmekteyim. Nihayetinde o masumların oradaki hapislikleri, onların suçu ve istekleri doğrultusunda olmadı.