Eskişehir’de Devlet Hastanesi binası yıkıldı.
Yıkılan hastane binasının yeri yıllardır boş vaziyette duruyor.

***

Geçtiğimiz yıl AK Parti ve MHP İl Başkanları ardı ardına açıklama yaparak, yıkılan Devlet Hastanesi binası yerine 700 yataklı yeni bir hastane yapılacağını açıkladı.

***

Ancak, yapılacağı söylenen hastane binası Sağlık Bakanlığının 2025 yılı yatırım programına alınmadı.
“Bu yıl olmadı ama bir dahaki yıl yatırım programına alınacak” denildi; ama bu yıl da hastane binası yatırım programında yer alamadı…
Yani…
Müjdesi verilen yeni hastane bir başka bahara kaldı…

***

Hal böyle olunca, söz konusu hastane yeri ile ilgili olarak bir dostumuzun önerisi geldi aklımıza.
Eskişehir’de hastane ihtiyacından çok yaşlı bakım merkezine ihtiyaç olduğunu belirten dostumuz, şöyle bir öneride bulunmuştu:

***

“Eskiden aile aynı evde yaşıyordu ve yaşlılara bakılıyordu. Şimdi herkes ayrı evlerde yaşıyor. Herkes çalışıyor. Yaşlıların bakımı büyük sorun teşkil ediyor. Huzurevleri ve yaşlı bakım merkezleri tamamen dolu vaziyette. Bir sürü sıra var. Buraya hastane yerine huzurevi yapılması daha mantıklı. Hatta, buraya bir merkez inşa edilip, yaşlıların sabah bırakılıp akşam alındığı bir sistem dahi kurulabilir.”

***

Aslında önemli bir tespit, güzel bir öneri…
Değerlendirilir mi, bilemeyiz ama bize kalırsa ciddi ciddi üzerinde durulması gereken bir konu bu…

2-607

ESKİŞEHİRLİLER YÖNETİM ANLAYIŞINA BAKAR…

Yıl 1986. Malatya’da Kayısı Bayramı kutlamaları var.
Başbakan Özal da kutlamalar için şehre gelmiş ve bir otobüsün üzerinde halka hitap edecek.
Otobüsün üzerinde bir hayli kalabalık oluşmuş. Vali de o kalabalığın içinde.
Boyu kısa olduğu için aşağıda toplanan halk Özal’ı göremiyor ve sürekli “çök, çök” diye bağırıyor.
Özal’ın etrafında bulunanların tamamı çömeliyor. Bir tek Vali Naim Cömertoğlu ayakta.
Özal, “Vali Bey, sen de çöker misin?” diye uyarıyor.
Vali de şöyle diyor: “Devlet çökmez, Sayın Başbakanım. Devlet çökerse ülke çöker!”
İniyor otobüsten aşağı…

***

Anlayacağınız…
Bu hareketinin kendisine bir fatura çıkaracağını bile bile devletin ve Cumhuriyet’in valisi olmanın gereğini yerine getiriyor.
Nitekim fatura da gecikmiyor.
Muhtemelen bu davranışından ötürü bir müddet sonra Naim Cömertoğlu, ilk kararname ile merkeze alınıyor.

***

1985 yılından bu yana görev yapan ve benim bizzat tanık olduğum valiler arasında, Eskişehirlilerin gönlüne girebilmeyi başarabilmiş birkaç vali oldu.
Yine benim tanık olduğum kadarıyla, Eskişehirlilerin adını bile hatırlamak istemediği valiler de oldu.
Aslında Eskişehir'de görev yapan valilerin sevilme nedeni de sevilmeme nedeni de aynı kriterdi…
Gönüllere girebilenler, iktidarın bir mensubu gibi davranmadığı için övgüyü hak ederken; gönüllere giremeyenler ise tam tersine, iktidarın bir mensubuymuş gibi bir yönetim anlayışına sahip olduğu için yergiyi hak etti.

***

Eskişehir'de yakın bir zamanda vali değişimi yaşandı.
Hüseyin Aksoy, gönüllere yer eden bir vali olarak uğurlandı.
Yerine atanan Erdinç Yılmaz yeni görevine başladı…
Eskişehir'e çok yabancı olmayan Erdinç Yılmaz'ın önümüzdeki birkaç ayı, “Hayırlı olsun” ziyaretleriyle geçecek.
Sonrasında da alacağı kararlar ve uygulamalar çerçevesinde, yavaş yavaş yönetim anlayışının ne şekilde olduğu ortaya çıkacak.
Şuna eminiz ki, hakkında bir kanaate sahip olmak isteyen Eskişehirlilerin gözü; görev yaptığı süre içinde yeni vali Erdinç Yılmaz ve yönetim anlayışının üzerinde olacak…

Valiler

ANADOLU’DA TEZ DANIŞMANLIK YÖNTEMİNE ELEŞTİRİ VAR…

Şu sıralar Anadolu Üniversitesi bünyesinde tez danışmanlığı ile ilgili yaşanan büyük bir sıkıntı var…
Söylenilenlere bakılırsa, 40 yıllık hocalara dahi tez danışmanlığı verilmediğinden yakınılıyor.

***

Aslında YÖK, tez danışmanlarının senatonun belirleyeceği niteliklere sahip öğretim üyeleri arasından belirleneceğini söylüyor…
Mevzuatta bir sıkıntı yok ama gerekçede bir sıkıntı var.
Zira Anadolu Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsünün ilgili uygulama usul ve esasları yönetmeliğinde, “Öğretim elemanlarının danışmanlık yapması için Akademik Teşvik Yönetmeliği kapsamında son beş yılda en az bir kez onaylanmış başvurusunun olması gerekir” koşulu isteniyor.

***

Oysa akademik teşvikin, akademik personelin bilimsel yayın, araştırma projesi, patent, sanatsal faaliyet, ders kitabı yazımı ve benzeri akademik üretimleri desteklemek amacıyla devlet tarafından sağlanan mali bir destek olduğunu söyleyen akademisyenler, “Bu sonuçta isteğe bağlı bir durum. Yani kişi başvurmak veya mali yardım almak zorunda değil” diyerek duruma tepki gösteriyor…

***

Öte yandan, Enstitünün kimlerin akademik danışman olabileceği ile kimlerin olamayacağına ilişkin bir liste hazırlayıp, bu listeyi de ulu orta yayımlamış olması büyük tepki toplamış.
Listede isimlerin karşısına “Şartları taşıyor/taşımıyor” ibaresinin yazılması ve herkesin bu listede birbirini görmesinin, resmen kişisel verilerin ihlaline girdiğini belirten öğretim üyeleri, “Enstitü tüm personeli ifşa etmiş. Onlarca hoca bu bağlamda artık yüksek lisans ve doktora tez danışmanlığı yapmak istemiyor” diyerek bu anlamsız uygulamadan, daha fazla tepki toplamadan geri dönülmesini bekliyor…

***

İlgililerin bilgisine sunulur…

Anadolu-89