'Respect' Türkçe karşılığı saygı.. 

Herhangi bir kişi ya da toplum ve ülkeye karşı yapılan saygı ile saygı göstermek, olarak tarif edilebilir.
Ancak: spordaki karşılığı yalnızca saygı değil, dürüstlük, güzel hareket ve toplamdaki genel adı ile fair-play olarak biliniyor.
Mesela hakemin göremediği bir pozisyonda formasını giydiğin takımın aleyhine de olsa, doğruyu söyleyebilmektir.
Dünya ve Türk futbolunda bunun pek çok örneği vardır.
Saygı ve dürüstlük bazen penaltı ve gol kazanmaktan daha önemlidir.
Böyle davranan sporcu ve spor adamları fair play ödülü ile her zaman tarihteki yerlerini alırlar.
Ama; aksine davrananlar futbol kariyerleri ne olursa olsun unutulur.
****
Eskişehirspor'daki örnek Dede'dir.
UEFA kupası maçında iskoç Saint Johnstone FC takımına karşı oynanan maçta, topu rakibe vererek karşılığında tüm futbol camiasının saygısını kazanmıştır.
İskoç takımı ile Eskişehirspor arasında uzun yıllar süren bir dostluk köprüsü kurmuştur.
Daha çok örnekler var.
Rakip sakatlıklar nedeni ile eksik kalınca, kendi takımından oyuncu çıkararak oyunu dengeleyen antrenörler.
Penaltı kararı üzerine penaltı değildi diyen futbolcular. 
Top çizgiyi geçti diyerek golün geçerli sayılmasını sağlayan kaleciler.
Hesi güzel örnekler.
****
Ancak Dünya futbolunda bir kavram daha var ki;
'No To Racism' ırkçılığa hayır anlamına gelen No To Racism, UEFA'nın altını çizdiği bu kavram, PSG -Başakşehir Avrupa Şampiyonlar Ligi karşılaşmasında bizzat bir UEFA mensubu hakem tarafından ayaklar altına alındı.
Umarım; bu olaydan herkes dersini çıkarmıştır.
Futbolda ırkçılık ve ırkçı söylemler biter.


NAKLEN YAYIN... 
Maç yayınlarının radyodan yapıldığı yıllar.
Spiker maçı anlatıyor.
Ev sahibi takımın ataklarını anlatırken ses tonu yükseliyor.
Konuk takımın ataklarını 'es' geçiyor.
Hatta top tehlikeli bölgenin uzağındayken gol pozisyonu, atılan şut kaleye metrelerce uzaktan giderken kale direğini sıyırdı diye anlatıyor.
Radyo başında, spikerin anlattıklarına inanmaktan başka çareniz yok.
****
Yıllar sonra TV girdi evlerimize, lig maçlarının özeti yayınlanırdı.
Sabırla yayın saatini beklerdik.
Bir iki dakikalık görüntü verilir, ama her takımın hakkı eşit verilmezdi.
Sansür uygulanırdı.
****
Maçlardan naklen yayınlar başladı.
Herkes her şeyi görüyor.
Bazı pozisyonlar ağır çekim, hızlı çekim, tekrar tekrar gösteriliyor.
Ama; spor programlarında maçları yorumlayan kerameti kendin menkul gazeteci, televizyoncu, eski hakem, eski futbolcular tartışmalı her pozisyonu gerçeklere göre değil, kafalarındak renklere göre yorumluyorlar.
Tarafsız yayıncılık adına denilen her cümlenin ardından, taraf olduklarını gösteriyorlar.
Her pozisyonu kendilerine yontuyorlar.