Aday belirlemede, üye bazında ve hâkim huzurunda yapılan ön seçim, CHP’nin yıllardır uygulamadığı ve neredeyse unuttuğu bir yöntemdir.
***
Tüzükte yer almasına rağmen CHP Genel Merkezi, yıllardır bu yöntemi ısrarla uygulamıyor.
“Üye yapısı sağlıklı değil” ya da “Seçime çok az bir süre kaldığı için yetiştiremeyiz” gibi gerekçelerle, daha demokratik olan “hâkim huzurunda ön seçimle aday belirleme” yerine; adaylarını temayül, anket, örgüt gözetiminde gibi adlar verilen merkez yoklaması yöntemiyle belirleme yoluna gidiyor.
***
Kısacası…
CHP’de yıllardır adaylar, üyeler tarafından seçilerek belirlenmiyor.
Tıpkı memurlarda olduğu gibi yukarıdan atanıyor…
***
Adayların merkez yoklaması yöntemiyle belirlenmesi, genel başkanların da işine geliyor.
Zira…
Masa başında belirlenen, kendisine bağlı isimler sayesinde desteğini artırıp yerini sağlama alırken; aynı yöntem, parti ve örgütle alakası olmayan isimlerin torpil yoluyla aday olabilmesinin de önünü açıyor.
***
Hal böyle olunca, aday olmak isteyenler parti üyelerini ikna etmekle uğraşmayıp, kendisine torpil yapacak isimleri ikna etmek için çaba sarf ediyor.
***
Yukarıda da söyledik.
Hâkim huzurunda ön seçim; partinin üyesini memnun edecek, örgütün önemini ortaya koyacak, seçilecek adayın dimdik yürümesini sağlayacak, itirazları ortadan kaldıracak, en önemlisi de torpil olarak başvurulan, belirleyici konumdaki aktörleri rahatlatacak en demokratik yöntemdir…
***
Bunca olumlu sonucu olmasına rağmen CHP, yıllardır bu yöntemi ısrarla uygulamıyor…
Doğrusunu söylemek gerekirse, bana göre bundan sonra da uygulanacakmış gibi görünmüyor…

DAHA İYİ BİR YERE YA DA GÖREVE GİDERSE MESELE YOK DA…
Eskişehir Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Hikmet Çelik, ilk olarak 2023 yılı Ekim ayında dikkatimizi çekmişti.
AK Parti binasında, AK Partili yöneticilere hitaben, bakanlığın planlama ve projeleri ile ilgili brifing verdiğini hayretle öğrenmiştik.
***
Bir bürokratın parti binasında toplantıya katılıp parti yöneticilerini bilgilendirmesi garibimize gitmişti.
Zira…
Bizim bildiğimiz; bürokrat parti kapısından içeri girmez, girmek isteyen bürokratı da siyasetçi kapıdan içeri sokmazdı.
***
Hikmet Çelik’in AK Parti binası içinde parti yöneticilerine verdiği brifing, bize bürokratların da artık eski bürokrat, siyasetçilerin de artık eski siyasetçi olmadığını göstermişti.
***
Mahallî seçimler yaklaşırken Çevre Müdürü Hikmet Çelik’in isminin belediye başkan aday adayı olarak konuşulmaya başlanması, kendisinin de aday olmak için bir hayli istekli olması, meseleyi daha iyi anlamamıza neden olmuştu.
***
Aday adaylığı olmayınca, bu defa Büyükşehir Belediyesinin AK Parti tarafından kazanılması hâlinde kendisine Genel Sekreterlik sözünün verildiğine ilişkin söylemler dolaşmaya başladı.
Fakat AK Parti’nin seçimleri kaybetmesiyle bu söylemlerin de gerçekleşmesi mümkün olmadı.
***
Çevre Müdürü Çelik, son olarak Alpagut’ta açılması planlanan siyanürlü altın madeni bilgilendirme toplantısında çıkmıştı karşımıza…
Şirketin vereceği bilgilerin en doğru bilgiler olacağını söyleyip, madene karşı çıkanları siyaset yapmakla suçlamıştı.
***
Velhasıl…
Çevre Müdürü; AK Parti binasında parti yöneticilerine brifing vermekten tutun da partiden belediye başkan aday adayı olma niyetine, hatta açılmak istenen maden konusunda şirket görevlisi gibi algılanmaya varacak kadar büyük çaba harcamıştı.
***
Şu sıralar Çevre İl Müdürü Hikmet Çelik’in görevden alınacağına ilişkin iddialar dolaşıyor.
Kimi; aynı ilde beş yıldan fazla görev yapan müdürlerin rotasyona tabi tutulması yüzünden, kimi ise AK Parti içindeki bazı aktörlerin kendisini istememesi nedeniyle Hikmet Çelik’in Eskişehir İl Müdürlüğü görevinden alınacağını söylüyor…
***
Eğer iddialar doğruysa, yani Çevre Müdürü müdürlük görevinden alınıyorsa; bürokrat olmasına rağmen partili olduğunu ortaya koymak için elinden gelenin fazlasını yapmasının da anlaşılan pek bir işe yaramadığı görülüyor…
***
Kendisi eğer daha iyi bir ile ya da göreve gidecekse mesele yok.
Ancak…
Daha kötü bir yere ya da kızağa çekilecekse, AK Parti binasında parti yöneticilerine verdiği brifing bile hiçbir işe yaramamış olacak…

GAZETECİYE PUSU KURMAK!
Hakkı Sağlam, yılların gazetecisidir.
Yazdıklarında ve söylediklerinde arka plan yoktur.
Kendisine doğru gelen ne varsa savunur, kendisine yanlış gelen ne varsa da eleştirmekten geri durmaz.
***
Yazı ve söylemlerinde kullandığı dil ağırdır.
Lafı eğip bükmez; aklına ve ağzına geleni, geldiği şekliyle yazıp söyleyen bir tarza sahiptir.
Birilerine şirin görünmek için güzelleme yapmaz, örneğin.
Yanlışından ötürü birilerini eleştirmekten de çekinmez.
Bu özelliği yüzünden eleştirildiği de olmuştur, takdir edildiği de…
Eleştiriden gocunmaz, takdirden şımarmaz…
***
Hemen hemen aynı dönemde muhabirlik yaptığımız, yine aynı dönemde yazı işleri müdürlüğü görevine başladığımız, aynı gazetede yazmaktan ve aynı ekranda program yapmaktan keyif aldığım bir meslektaşımdır Hakkı Sağlam.
***
Geçtiğimiz gün birlikte katıldığımız bir televizyon programı sonrası kendisine alçakça bir saldırıda bulunuldu.
“Alçakça” diyoruz; zira saldıran motosikletli iki kişi, resmen pusu kurup Hakkı Sağlam’ın binadan çıkıp aracına binmesini beklemiş.
Aracına binip binadan ayrılır ayrılmaz, motosikletle takip eden şahıslar; tam çevre yolu çıkışında önce araca arkadan çarpmış, sonra da aracından çıkan Hakkı Sağlam’a saldırmış.
***
Belli ki birileri, gazeteci meslektaşımızın yazı ve söylemlerini hazmedememiş.
Belli ki birileri, suçlu olduklarını saldırı acizliğiyle kabul ve ifşa etme yoluna başvurmuş.
Ama bu saldırı, daha önce defalarca denendiği gibi ne saldırıyı yapanlara ne de varsa bu saldırıyı azmettirenlere hiçbir şey kazandırmayacak.
Yazdığı yazı ve söylediği yorumlar nedeniyle gazeteciye pusu kuran ve kurduranlar, eninde sonunda adalete hesap verecek…
