Vakıflar Bölge Müdürlüğü, kiracısı olan Odunpazarı Belediyesini Kurşunlu Külliyesi'nden, üstelik mahkeme kararını bile beklemeden tahliye ettirdi.

***

Hatırlanacak olursa, vakıfların tahliye kararına ilk tepki Esnaf Odaları Birliği Başkanı Adnan Karamanlı'dan gelmişti.

Birlik Başkanı Adnan Karamanlı, Kurşunlu Külliyesi önünde bir açıklama yapmış, burada işleyen bir sistemin olduğunu, külliyenin belediye bünyesinde kalmasının uygun olacağını, bu konuda taraflar arasında arabulucu olarak uzlaştırma görevini üstleneceklerini söylemişti.

***

Adnan Karamanlı'nın yaptığı açıklama, Kurşunlu Külliyesi'nde faaliyet gösteren 20 esnafın mağduriyet yaşayacağı üzerine yapıldığı şekliyle kamuoyuna yansıdı.

Hâlbuki söz konusu endişe, aslında tarihî Odunpazarı bölgesinde faaliyet gösteren tüm esnafın bu tahliye sonrası yaşayacağı mağduriyete yönelik bir endişe niteliğindeydi.

***

Adnan Karamanlı bu endişesinde hiç de haksız değildi...

Şöyle ki:

Her ne kadar resmî rakam olmasa da tarihî Odunpazarı bölgesinde küçüklü büyüklü 300'den fazla esnafın faaliyet gösterdiği tahmin ediliyor.

Belediyenin Kurşunlu Külliyesi'nden tahliye edilmesi kararı, bölgede faaliyet gösteren bu esnafların tümünü yakından ilgilendiriyor.

Çünkü...

Belediyenin bu külliyede gerçekleştirdiği kurslar, etkinlikler ve festivallere katılımların oluşturduğu yoğunluk, aslında bölgedeki tüm esnafın potansiyel müşteri hedef kitlesini de oluşturuyordu.

Yani...

Tahliye, aslında bölgedeki esnaflar için “Külliyede belediye ve faaliyetleri yoksa müşteri de yok.” anlamı taşıyordu.

Sonuç olarak:

Tahliye ile cezalandırılanların sadece Odunpazarı Belediyesi ile Kurşunlu Külliyesi'nde faaliyet gösteren 20 esnaftan ibaret olmadığı, bölgedeki tüm esnafların bu işten bir hayli zarar göreceği sonucu ortaya çıkıyordu.

***

Şimdi bu durum, Vakıfların tahliye kararından dönmesini sağlar mı, sağlamaz mı bilemiyoruz.

Tahliyeden vazgeçilir, Odunpazarı Belediyesi külliyede kiracı olarak bugüne kadar sürdürdüğü faaliyetleri bundan sonra da devam ettirirse mesele yok.

Fakat...

Karardan dönülmezse bölge esnafı da en az belediye kadar mağdur ve cezalandırılmış olacak galiba...

1..-4

2..-4

GÜLER MİSİN AĞLAR MISIN?

Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesi bünyesinde TÜBİTAK desteği ile yeni bir araştırma başlatılmış.

***

Araştırma Görevlisi Kübra Köse Kaya'nın yürütücülüğünde başlatılan araştırma ile Eskişehir ile özdeşleşen ve geleneksel el sanatları alanında kullanılan lüle taşının ileri teknoloji uygulamalarında kullanılması amaçlanıyormuş.

***

Projenin yürütücüsü olan Kaya, “Biz lüle taşını süs eşyası olmaktan çıkartıp bilim ve teknolojiyle harmanlayarak hidrojen elde etmekte kullanacağız.” demiş.

***

Yani...

Lüle taşı kullanmak suretiyle sudan hidrojen üretimine yönelik yerli bir sistem geliştirmek istediklerini, elde edilecek hidrojen ile temiz enerjiye sahip olunacağını ifade etmiş.

***

Malumunuz olduğu üzere, dünyanın en büyük lüle taşı rezervi Eskişehir'de.

Eskişehir'den çıkartılan lüle taşı rezervi, incik boncuk gibi süs eşyası yapımında kullanılıyor.

Aynı Eskişehir'in sahip olduğu üç büyük üniversitesi var.

Ama gelin görün ki yıllardır lüle taşına sahip olan Eskişehir'de, lüle taşının teknolojide kullanımına yönelik araştırma Sivas'ta yapılıyor.

Lüle taşı rezervlerimiz var...

Üniversitelerimiz var.

Ama araştırmayı Sivas yapıyor, biz seyrediyoruz.

Şaka gibi!

Luletası 2

VAR MI YOK MU?

Demokrasi, hukukun geçerli kılındığı ülkelerde olur.

Bunun yanı sıra…

Demokrasinin en basit şekilde tanımı yapılırken iki önemli unsuru olduğu vurgulanır…

***

Birincisi: Düşünce ve ifade özgürlüğüdür…

Düşünce ve bu düşünceleri rahatlıkla ifade etme özgürlüğünüz varsa demokrasinin işlediği bir ortamda yaşıyorsunuz demektir.

***

Diğeri ise…

Örgütlenme özgürlüğüdür…

Başkalarının özgürlüğünü kısıtlamayacak ve yasalara aykırılık teşkil etmeyecek şekilde örgütlenebiliyorsanız yine demokrasinin işlediği bir ortamda bulunuyorsunuz demektir.

***

Demokrasinin olmazsa olmaz iki tanımına bakın…

Düşünebiliyor musunuz? Düşündüğünüzü ifade edebiliyor musunuz? Ve örgütlenebiliyor musunuz?

Eğer bunlar varsa demokrasi vardır…

Yoksa…

Yoktur…

***

Şimdi oturup şöyle bir zihninizi zorlayın.

Bizde var mı, yok mu?