Anılarımızda yer alan pek çok tarihi bina korundu.
Bugünlere kadar geldi.
Ancak; arada kayıplar da verdik...
Bizim kuşağın ve bizden sonraki kuşakların anılarında önemli yer tutar.
Atatürk Stadyumu yıkıldı.
Hepimizden bir parça koptu.
****
Yenisi yapıldı ama;ne o ilk gündeki heyecan var.
Ne o muhteşem kadro.
Ne de;tribünleri tıklım tıklım dolduran o taraftar grupları.
****
Kızılcıklı Caddesi köşesindeki Kanatlı Un Fabrikası
Tıpkı Kılıçoğlu sineması önce gibi önce yandı, sonra yıkıldı.
Eski otogar binası ve yanındaki Emek Otel.
Bademlik yüzme havuzu ve bademlik belediye oteli.
****
Bağlar Caddesi'nde bugünkü Anadolu Üniversitesi'ni oluşturan ilk akademi binası da yıkıldı.
Halbuki; Eskişehir'de yüksek öğretimin gelişmesinde anıt bir bina olarak kalabilirdi.
****
Atatürk Stadı ile birlikte aynı adı taşıyan spor tesisleri de yok oldu.
Yüzme havuzu, spor salonu, açık hava spor tesisleri, tribünlerin altıdaki antrenman salonları ve Atatürk dış sahası dediğimiz yan saha...
Hepsi gitti.

********

MEVSİMİNDE TÜKETİM... 

Birisi meyveyi sebzeyi mevsiminde tüketin.

Hem daha ucuz olur, hem daha lezzetli demişti.
Mevsimi geldi.
Lezzet tamam da ucuzluk nerede?
****
Bu ülkede sürekli olarak herşeyin fiyatı neden yükselir.
Yükseliyorsa, arada bir arz ve talep dengesi, mevsimsel etkiler, üretim fazlalığı nedenleri ile düşmesi gerekmez mi?
****
TÜİK'in sepetindeki hesabına göre çalışanlara ve emeklilere zam veriliyor.
Görüyoruz herşey pahalı.
..Ve bu pahalılık her geçen gün artarak sürüyor.
Bu koşullarda emekliye 'seneye zam.'  formülü tutmaz.
O 5 ayda, emeklinin bütçe açığı büyür.
Durum çalışanlar için de farklı değil.
Yeni yılı beklemeye gerek yok!
Çarşı pazarda ne kadar zam varsa, çalışana ve emekliye
uygulanmalı.