Şu sıralar oda, dernek ve partilerde tek adaylı kongre ve seçimler revaçta...
Katılımın az olduğu, heyecanın olmadığı, ilginin bulunmadığı, kürsüden söylenen sözlerin kıymetinin olmadığı kongre ve seçimler her biri.
***
“Yönetimlere duyulan güvenin göstergesi mi yoksa rekabetin zayıflığı mı?” olduğu kestirilemeyen tek adaylı kongre ve seçimler bunlar...
***
Hatta...
“Örgütsel bütünlüğün göstergesi mi yoksa alternatiflerin önünün kesilmesi mi?” olduğu belli olmayan kongre ve seçimler...
***
Dahası...
“Mevcut başarılı dönemin devamının isteği mi yoksa üyelerin karar sürecinden uzaklaşması mı?” olduğu ortaya çıkmayan kongre ve seçimler...
***
Velhasıl...
Üyelerin yönetimlerinden memnun olup olmadığını, farklı görüşte olanların özgür olup olmadığını ve yönetimlere alternatif olmak isteyenlerin yeterli desteğe ulaşıp ulaşmadığını ortaya çıkarmayan kongre ve seçimleri yaşıyoruz Eskişehir'de...
***
“Herkes her şeyden memnun” diye yorumlayanların da “Herkes her şeye olan ilgisini kaybetmiş” diye yorumlayanların da haklı olabileceği tek adaylı kongre ve seçimleri yaşıyoruz bu dönem...
YA DERDİNİ ANLATAMADI YA DA...
TEI Motor Sanayii Genel Müdürü Akşit: “Yapay zekâyla savaş simülasyonu yaparsanız, yapay zekâ hemen her seferinde arabaları füze olarak kullanıyor. Ne demek o? Yerde yürüyen güdümlü füze olarak kullanıyor. Arabanın kontrolünü ele geçiriyor. Seni askerî birliğin kapısına çakıyor. İçinde sen varsın, yoksun, yapay zekâyı pek ilgilendirmiyor o. Çok tehlikeli. Biz Türkiye olarak ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN ve TEI olarak yabancı elektrikli arabaları artık kampüsün içine sokmuyoruz. Çünkü çok fazla sensör var, kamera, bilmem ne, haritasını çıkarıyor ve kontrolü bizde değil.
Yerlilere izin veriyoruz, yazılımı da kontrolü de bizde.” diye açıklama yapmış...
***
Dünden beri sosyal medyada bu tartışılıyor.
Hak veren de var sözlerine, özellikle mühendislik kesiminden eleştiriler de...
Çok gerekli bir tedbir olduğunu söyleyen de var, TEI'nin zaten yüzde 46,2 hissesinin ABD'li General Electric'e ait olduğunu söyleyip “Neyi kimden nasıl saklıyorsun?” diye soran da...
Sözlerini önemli bulan da var, “Kullandığınız cep telefonları, akıllı saatler ile yerli dediğiniz TOGG'un yazılımı yerli mi?” diye soran da...
Kısacası...
Açıklamayı ciddi bulan da var, dalga geçen de...
Velhasıl...
Akşit ya derdini tam anlatamamış bu açıklamasında...
Ya da söyledikleri çok da gerçekçi bulunmamış...

DÖRTLÜLERİ YAKANA HER ŞEY SERBEST!
Motorlu araçlarda “dörtlü” denilen lambalar var.
Bu dörtlü düğmesine bastığınızda aracın ikisi önünde, ikisi arkasında dört lamba yanıp sönüyor.
Aslında bu dörtlü lambalar, adı üzerinde, ikaz lambaları...
- Ani fren yapılması gereken durumlarda arkadan gelen araçları uyarmak, araç park edilirken geri geri yanaşırken, zorlu hava koşullarında ve kaza anında kullanılması gereken lambalar.
***
Ama gelin görün ki Eskişehir'de bu dörtlü lambalar yukarıda saydığımız durumlar için değil de genelde araçlar yolun ortasına getirilip bırakıldığında kullanılıyor!
Sürücüler ne hikmetse dörtlüleri yaktıklarında araçlarını ikinci sıraya, kavşağın ortasına, yaya geçidi üzerine ve durağın önüne bırakmayı kendilerine hak sayıyor.

BİZ HANGİ YÖNTEMLE YÖNETİLİYORUZ SİZCE?
Devleti yöneten bir kişi varsa, orada yönetim MONARŞİ.
***
Devleti yöneten bir grupsa, orada yönetim ARİSTOKRASİ.
***
Para sever ve zenginlik tutkusuna sahip insanların başta bulunduğu yönetim sistemi OLİGARŞİ.
***
Şan, şeref düşkünü insanların yönettiği yönetim biçimi TİMOKRASİ.
***
Eşitliği savunan insanların ve halkın oyuyla seçilenlerin başta bulunduğu yönetim sistemi DEMOKRASİ.
***
Yukarıdaki yönetim biçimlerinin tanımını yüzyıllar önce Platon yapmış.
Şimdi bu yönetim biçimi tanımlarını bir kez daha okuyun ve bizim hangi yönetim biçimleri ile yönetildiğimize, hangi yönetim biçimlerine göre yönetilmediğimize siz karar verin.