Sizleri defalarca ikaz ettim dinlemediniz.
Şimdi ben de kendi dilimle ikaz ediyorum.
İstanbul’un yeşilini her yaptığınız binalarla yok ettiniz.
Koruluklardaki ağaçları kesip siteler yaptınız.
Ormanlarımı yakıp ekolojik dengeyi bozmayın dedim.
Sizler de daha çok rant elde etmek için daha çok yaktınız.
Aşırı yağmurlarlarla ikaz ettim. Anlamadınız.
Anlamadığınızı da dere yataklarını imara açarak gösterdiniz.
Kayalık bölgeleri yerleşim yeri yapın dedim.
Tarım bölgelerini, yumuşak verimli bölgeleri imara açtınız.
Benim topraklarımı depremlerle yenilediğimi göz ardı ettiniz.
Ovalara yaptığınız evler yüzünden kendi neslinizi öldürdünüz.
Ormanlık bölgeleri de maden ocakları açarak toprağı zehirlediniz.
Ağaçları yok ettiğiniz için ülkeniz de sıcaklıklardan insanlar öldü.
Ormanlarımı yakıp oteller yaptınız.
Oysa toprağı tutan o ağaçlardı.
Ağaçlar olmadığı için yağan yağmurlar sele döndü.
Sizler beni ayaklarınızın altında küçük gördünüz.
Beni gübrelerle zehirlediniz. Neden?
Aç gözlüğünüzden!
Daha çok ürün alalım derken kendinizi zehirliyorsunuz.
Ben gene de ektiğinizin karşılığını verdim.
Ben ekolojik dengeyi korumak için uğraşırken.
Sizler de bozmak için elinizden geleni yaptınız.