Kafamıza göre karar verir “çok çirkin ya da güzel” deriz. Neye göre çirkin veya güzel? Güzel ve çirkin tarih boyunca tartışılmıştır. Oysa güzellik ve çirkinlik izafi yani görecelidir, yani bakan göze göre değişir. Tanrı’nın yaratmaya değer kıldığı hiçbir şeyi yargılama hakkımızın olmadığını ne zaman öğreneceğiz?

Bok böceğini bilir misiniz? Hani bokları yuvarlaması ile bilinir. Sevilmeyen bir hayvandır. Sözde hayvanseverim diyenler de bu hayvanı gördüğü yerde....... Neyse, biz kıssadan hisse çıkaranlara yani bu alemi anlayanlara hikayemizi anlatalım.

Adamın biri bir gün bahçesinde otururken hayvan dışkısından top yapan bir böcek görür. Böcek ayakları ile pisliği yuvarlayarak giderken içinden şöyle geçirmiş:
“Ey Allah’ım! Her şeyi çok güzel çok hoş yaratmışsın da, şu böceği sırf pislikle uğraşsın diye mi yarattın?” Diyerek kendi kendine konuşur.

Aradan bir kaç ay geçmiş adam talihsiz bir hastalığa yakalanmış. Derdine kimseler çare bulamamış. En sonunda bilge bir doktora rastlar. Doktor adamı muayene eder. Sonra: “Bak kardeşim; bazen bahçelerde gezen bir böcek olur ayakları ile pislik yuvarlar. İşte o böcekten üç gün boyunca aralıksız üç tane yiyeceksin. Senin hastalığının şifası bu sinek” demiş. Adam üç gün boyunca yemiş ve iyileşmiş. 

Aradan yıllar geçmiş aynı adam gemi ile bir geziye katılmış. Üç gün sonra denizin ortasında çok büyük fırtınaya yakalanmışlar. Herkes bağırıp, çağırıp, ağlaşırken bu adam sakin, sakin bir köşede oturuyormuş. Birileri dayanamamış sormuş. “Biz yana yakıla dua ediyoruz. Sen ne dua ediyor, ne de sızlanıyorsun? Sendeki bu rahatlık ne be adam? ” dediğinde de adam şöyle cevap vermiş; Başıma gelenlerden sonra; Tanrı’nın işine karışmamayı öğrendim! Bir kere karıştım, bana üç gün boyunca bok böceği yedirdi. Şimdi ise asla karışmam. İster gemiyi yüzdürür ister batırır. Tanrı’nın muhakkak bir bildiği vardır.