Yeni Parti'de Odunpazarı ön seçimi yapıldı.
İki adayın yarıştığı ön seçimi bir taraf kazandı, diğer taraf kaybetti.
Seçim sonrası “Ön seçim geride kaldı. Kaybeden kazananı tebrik etmeli, birlik-beraberlik sağlanmalı, iktidar yürüyüşü sürmeli” temennileri havalarda uçuşmaya başladı.
***
Peki...
Şimdi bu yöndeki temenniler sahada karşılık bulacak mı?
Her şey kongre salonunda bırakılacak, yaşananlar unutulacak mı?
Gerçekten birlik-beraberlik sağlanacak, iktidar yürüyüşü adına enerji ortak hedefe yönelecek mi?
***
Peşinen söyleyelim; hiç zannetmiyoruz...
Zaten olursa da yılların hastalığını ortadan kaldıran bir mucize gerçekleşmiş olur.
***
Bunu niye böyle söylüyoruz...
Her ne kadar “Yok” denilse de, her ne kadar varlığı inkâr edilse de bu cenahta biat etme de, biat isteme de, vesayet de var...
Her ne kadar “Bizim parti diğerlerinden farklı" denilse de bu cenahta muktedir olma çabası da var, partinin tek belirleyicisi olma tutkusu da...
Her ne kadar “Eski usul siyaset terk edildi. Artık yeni model siyaset ortaya konulacak” denilse de bu tarafta eski alışkanlık ve tavırları ısrarla terk etmeme niyeti var...
***
O yüzden...
Odunpazarı ön seçim sonuçları partide belki artık bir şeylerin değişim sinyallerini vermiş olabilir.
Ancak...
Hatırlanacak olunursa aynı sinyaller Talat Yalaz'ın kendisine hiç şans tanınmadığı il kongresini kazandığında da verilmişti.
Ama gelin görün ki isimler üzerindeki tercihlerin değişmesi dışında hiçbir şey, hiçbir tavır değişmedi!
Dahası...
Var olan kuyruk acıları daha da derinleşti!
***
Sonuç olarak...
Büyük ihtimalle Odunpazarı ön seçimi sonrasında kimse olan biteni o salonda bırakmayacak...
Hamasi söylemler yine olacak elbette ama...
Kimse meseleyi “Kazananı tebrik, kaybedene teşekkür edelim, yolumuza bakalım” ölçeğinde görmeyecek.
***
Kazanan taraf muhtemelen gücü elde etmenin cesaretiyle hâkimiyetini her ortamda hissettirmeye başlayacak, kaybeden taraf ise büyük ihtimalle seçimde kendilerine kazık atanların listesini çıkartmakla meşgul olacak.
Kısacası...
Kuyruk acılarına yenileri eklenecek.
***
Umarım böyle bir tahminde bulunduğum için ben yanılırım.
Doğrusu ileride yanılmış olmayı da çok arzu ederim.
Şunu da söyleyeyim; eğer süreç içinde yanıldığım ortaya çıkarsa Yeni Parti'de gerçekten yeni bir şeyler olmuş, eski usul siyaset gerçekten eskide kalmış olur...

OKUR HESAP SORAR! İYİKİ DE SORAR...
Düzenli bir okur mail atmış.
Mailine, daha önceki bir yazımızı da eklemiş.
Eklediği yazımızda, AK Parti'nin kongrelerinde ve parti bayramlaşmalarında bürokratların ne işi olduğunu sorgulamışız.
Hatta...
“Eskiden bürokratlar siyasi partilerin kapısının içinden giremezdi. Girenler de siyasetçiler tarafından kapı dışarı edilirdi” diye bir tespitte bulunmuşuz.
***
İşte kaleme aldığımız bu yazıyı gönderen okur şöyle demiş:
**“O zaman bu yazıyı doğru bulmuş ve takdir etmiştim. Hafta sonu Yeni Parti'nin Odunpazarı ilçe ön seçimi vardı. Yapılan parti faaliyetiydi ama salon hem büyükşehir belediyesinin hem de Odunpazarı belediyesinin memurlarından geçilmiyordu. Hatta ön seçim öncesinde her iki belediyede görevli bazı memurların adaylar lehine paylaşımda bulunduklarına da şahit oldum. Doğrusu bu durumun AK Parti faaliyetlerine katılan bürokratların durumundan farklı bir tarafı yoktu ve sizden bunu da eleştirmenizi beklerdim.”**
***
Cevap olarak önce, sonuna kadar haklı olduğunu söyledim.
Ardından da belediye başkanlarının parti kongre ve seçimlerine müdahil olmasını doğru bulmadığımı, bunun vesayeti ortaya koyacağını, belediye başkanının taraf olması hâlinde memurlar dâhil tüm belediye çalışanlarının aynı şekilde pozisyon alacağını içeren defalarca yazı kaleme aldığımı dile getirdim.
***
Her ne kadar bu yönde kaleme aldığım yazıları kendisine hatırlatsam da bunun bahane olmadığının farkındaydım...
Zira...
Okur aslında son derece haklı ve somut bir şekilde şu soruyu soruyordu: “AK Parti'de eleştirdiğin ve benim de doğru bulduğum bir meseleyi, aynısı Yeni Parti'de yaşandığında neden eleştirmiyorsun?”
***
Belki söz konusu ön seçime yönelik tespitlere öncelik vermeyi tercih ettiğimizden olsa gerek, belki de bir meslektaşımızın bizden önce konuyu köşesine taşımasından ötürü tekrara düşmeme adına, belediye memurlarının Yeni Parti ön seçim salonunda bulunması eleştirisini köşemize taşı(yama)dık.
Yanlış yapmışız!
Aynı durumu aynı tonda eleştirmemiz lazımdı.
Bu da bizim ihmalimiz ve eksikliğimiz oldu...
Soran, sorgulayan, eksikliğimizi hatırlatan ve eleştiren okurlara selam olsun...

Eğer bir insan işini tam yapıyorsa, sadece 1/3 başarılı.
Eğer aynı zamanda iyi yaptığı işin geleceğini de araştırıyorsa, 2/3 başarılı.
Eğer kendi yerine insan yetiştiriyorsa, işte o insan yüzde 100 başarılıymış.
Kime göre?
Japonlara göre...
Yani...
Japonya'da insanların sadece işlerinde başarılı olmaları, onların tam anlamıyla başarılı olduklarını göstermiyor.
Diğer iki özelliğe de en az başarı kadar önem veriliyor.
Ne diyelim?
Bizde üçte biri bile yok!