Evrimsel biyologlara göre milyon yıl önce geceleri atalarımızdan erkek olanları ağaç dibinde kadın olanları ağaç dallarında uyurlarmış. Erkek olanların ağaç dibinde yatmalarının nedeni gece gelecek tehlikeleri erkenden fark edebilmek ve bekçilik yapabilmek içinmiş. Güce dayalı bir çeşit iş bölümü yani. Aslında evrimsel olarak, tehlikeleri fark ederek, yaşamı sürdürebilmek için, yaşamda kalabilme yetenekleri ile donatılmışız. Kolay teslim olmayız yani, eğer tersi olsaydı çoktan insan türü olarak elimine olup gitmiştik. Ne zorluklara göğüs gerdik ne mücadeleler verdik yaşamda kalabilmek için. Siyasal İslam’ın iktidarının ufukta gözüktüğü günlerde rahmetli İlhan Selçuk yıllarca gazetesinin baş köşesinde “tehlikenin farkında mısınız?” diye bizleri uyarmıştı, anımsarsınız herhalde. İnsanlar gibi toplumlarda yaşamda kalmalı, tehlikeleri sezmeli ve ölmemeli. Yazarın amacı yaşamda kalmayı sağlayan Cumhuriyet devrimlerinin korunmasını sağlamak için bizleri uyarmaktı. Ama hiç yararı olmadı yazdıklarının ve yaptığı uyarıların, geldiğimiz noktada Cumhuriyet kazanımların yitirilmesinden anlıyoruz bunu…
Daha sonraları da neler gördük, neler geçirdik. Bayrak inmez, ezan susmaz dediler anlamadık. Atı alan Üsküdar’ı geçti fark edemedik. Nas dediler, niyaz dediler bunlar dindar zarar gelmez dedik. Faiz dediler, enflasyon dediler, dünya faizi yükseltirken bizimkiler faizi indirdiler, dolar fırladı ülke battı. Geldiğimiz noktada faiz %50’lere dayandı, daha da yükselecek gibi biz hala aval aval bakıyoruz neler oluyor diye. Dış güçler dediler, bunlar daha iyi günleriniz diye söylendiler yine anlayamadık. Yapay zekaya inanıyoruz da yapay muhalefete inanamıyoruz. Kerhen gittik oylarımızı verdik, seçim bitti yenilenler ve sürecin sorumluları yine başımızda olsunlar diye mücadele edenler var içimizde. Suyu yavaş yavaş ısıttılar, kurbağalar anladı, biz henüz fark edemedik…