Yaşlanacağımız kesin. Bunun güzel, iyi, neşeli olmayacağı da kesin.
“Yaşlılık zor zanaattır” der eskiler.
Nesil farkı, insanların yaşlılara karşı saygısızlığı, saymakla bitmez.
Sona doğru gidişin adıdır yaşlanmak!
Yaşlanarak yaşıyoruz, sizler de yaşlanarak yaşayacaksınız.
Bundan kaçış yok! Önemli olan bu yaşlanmayı bedenen yaşayalım....
Yaş alan bedendir dostlar.
Yaşamın kaynağını oluşturan ruh hiçbir zaman yaşlanmaz.
Çünkü ruh zamana bağlı değildir. Özgürdür.
Ben kendimi her zaman “an” denilen zamanda tutmaya çalışacağım.
Belki eskisi kadar hızlı olamam ama bunu da sorun etmem.
Kendime hep söylerim, sen hâlâ gençsin diye.
Ben, bir ömrün kısacık bir sürede akıp geçtiğini düşünüyorum.
“Dün” denilen kavramla “yarın” denilen kavram aynı.
Gelecek denilen bir zamanın olmadığını anla!
Anı yaşamayı ve değerlendirmeyi öğren.
Kendini tanımaya çalış.
Aşık Veysel’i dinleyelim.
Uzun ince bir yoldayım
Gidiyorum gündüz gece
Bilmiyorum ne haldeyim
Gidiyorum gündüz gece.
Dünyaya geldiğim anda
Yürüdüm aynı zamanda
İki kapılı bir handa
Gidiyorum gündüz gece.
Düşünülürse derince
Irak görünür görünce
Yol bir dakika miktarınca
Gidiyorum gündüz gece.
Şaşar Veysel işbu hale
Gah ağlaya gahi güle
Yetişmek için menzile
Gidiyorum gündüz gece.