İnsan beyninin giderek küçüldüğü bilinen bir gerçek, gerçi beynin büyüklüğü ile zekanın arasında bir ilgi yok, ancak insan IQ seviyesi giderek de düşüyormuş.  ABD’de yapılan yeni bir araştırma ülkede yaşayanların IQ’sunun yaklaşık yüz yıldır ilk defa düştüğünü ortaya koymuş. Gerçi ABD’de ortalama zekâya hep kuşkuyla bakmak lazım o başka. Almanya’da da çocuklarda IQ düşüşü yaşanıyormuş. İnsan zekasını artan teknolojik gelişim ve bizim yerimize karar veren aygıtlara ulaşmanın kolaylığı etkiliyor galiba? Balık sadece yemi görür oltayı görmezmiş, sadece yemi mi görmeye başladık bizde acaba? Gerçi her insanı bireysel ele almak lazım, farklı olanlarımız da var, herkes kendine yakışanı yapar, kalite asla tesadüf değildir. Gerçi “her okuduğunuza inanıyorsanız okumayı bırakmanız yararınıza olabilir” diye bir laf da var. “Bir insan kilitli olmayan içeriye doğru açılan bir kapıyı boyuna iteliyorsa ve kendine doğru çekmek hiç aklına gelmiyorsa, o odada hapistir” demişti Ludwing Wittgenstein. Aklımızı geliştirmek ve kullanmak biraz da kendimize bağlı, tam da onu itina ile kullanmamız gereken günlerden geçiyoruz…
Tarihte zekanın zarafet ve tevazu ile yoğrulmuş öyküleri de vardır. Mesela Michelangelo’nun Davut heykeli bir kült-blok taştan yontulmuştur. Üstat bu heykeli nasıl yaptığını sorana “o heykel blok taşın içindeydi, ben sadece fazlalıkları aldım” demişti. Zekaya ilişkin ne kadar çok deyiş ve fıkra var, çok sevdiğim bir tanesini Müjdat Gezen’den öğrenmiştim, sizlerle de paylaşayım: Büyük bir panayır ilk kez açılmış içinde de damızlık bir boğa sergileniyormuş. Boğa da gerçekten görülmeye değer güzellikte ve azgınlıkta. Fakat içeri giriş on kuruş. Köylünün biri köyden kalkmış on çocuğu ile birlikte panayıra gelmiş. O arada boğayı da görmek istiyor ama aile kalabalık.  Kapıdaki adamla tartışmaya başlamış köylü, çok para bu vermem diye. O sırada sesleri duyan patron gelmiş. “Ne oluyor burada?” demiş. Kapıda bilet kesen “Beyim bu adam on çocuğu ile gelmiş, içeri girmek istiyor ama on bilet almam diye tutturdu”. “Bilet falan istemez” demiş patron, “Boğanın bu adamı görmesi lazım…”