Eskişehir’de Devlet Hastanesi binası yıkıldı.
Yıkılan hastane binasının yeri yıllardır boş vaziyette duruyordu.

***

İki yıl önce AK Parti ve MHP il başkanları ardı ardına açıklama yaparak, yıkılan Devlet Hastanesi binasının yerine 700 yataklı yeni bir hastane yapılacağını açıkladı.

***

Ancak yapılacağı söylenen hastane binası, Sağlık Bakanlığının 2025 yılı yatırım programına alınmadı.
“Bu yıl olmadı ama bir dahaki yıl yatırım programına alınacak” denildi, ancak 2026 yılında da hastane binası yatırım programında yer alamadı...

Yani...

***

Müjdesi verilen yeni hastane bir başka bahara kaldı...

***

İşte tam da o günlerde “Bu iktidar bu şehre bu hastaneyi yapmayacak. Yeni hastane binası sürekli savsaklanıyor. Hiç olmazsa yıkılan hastanenin yerine, yaşlıların sürekli kalabileceği bir huzurevi ile yine yaşlıların sabah gelip akşam evlerine gideceği bir yaşlı bakım merkezi yapılsın. Zira Eskişehir’de ciddi bir ihtiyaç var” diye bir öneride bulunmuştuk.

***

Geldiğimiz noktada, bırakın hastaneyi, huzurevini, yaşlı bakım merkezini; özelleştirme kapsamına alınan arsa bile şehrin elinden uçtu gitti!

***

Ne diyelim?

***

Eskişehir’e sağlık lazımdı, huzur lazımdı; iktidara da para!
İktidar, Eskişehir’e “Sağlık ve huzurla kalın” demeyi bile çok gördü!

1.-25

2-679

ZENGİN KOLYESİNİ VERGİSİZ ALIR, FAKİR ÇORBASINI VERGİLİ İÇER...

Vergi dairesi müdürünün odasına bir adam girer ve sorar:
“Merhaba, ben ne zaman izne ayrılabilirim?”

***

Vergi dairesi müdürü:
“Ama siz burada çalışmıyorsunuz ki?”

***

Cevap:
“Evet ama neredeyse her gün size çalışıyorum.”

***

Vergi dairesine gelen bir adam, beyan verme yüzünden tartıştığı vergi memuruna hiddetlenip:
“Bana bak! Ayağını denk al. Bana çift kişilikli şizofren tanısı konuldu. O yüzden yapacaklarımdan ben sorumlu olmam.”

***

Vergi memuru bu söz üzerine bir müddet düşünür, ardından da:
“O zaman iki kişiliğiniz için de beyanda bulunmanız gerekiyor.”

***

Dostlarından biri, Fransız Kralı 15. Lui’ye:
“Majesteleri, akıl vergisi almayı hiç düşündünüz mü?” demiş.
“Hiç kimse budalalığı kabul etmeyeceğine göre, herkes böyle bir vergiyi seve seve öder.”

***

Kral alaylı bir gülümsemeyle cevap vermiş:
“Hakikaten enteresan bir fikir. Bu buluşunuza karşılık sizi akıl vergisinden muaf tutuyorum.”

***

Yukarıda vergi ile ilgili üç fıkraya yer verdik.
Dördüncü fıkra da şu olsun:

***

Bilindiği üzere, gelen tepkiler sonucu pırlanta, elmas ve inci gibi kıymetli taşlardan yüzde 20 oranında vergi alınması gündeme gelmişti.
TBMM’de torba yasa içine alınan bu teklif, son anda verilen bir önerge ile metinden çıkarıldı.

***

Devlet; ekmekten, sudan, elektrikten, hatta insanların gündelik hayatını sürdürebilmesi için zorunlu olan her şeyden vergi alıyor. Yani dar gelirli biri, sabah aldığı simitte bile vergi ödüyor. Ama konu lüks tüketimin zirvesi sayılabilecek elmasa, pırlantaya, inciye gelince vergi sıfırlanıyor.

***

Bu ne demek?

Zengin kolyesini vergisiz alırken, emekli çorbasını vergili içiyor.

Bundan daha trajikomik bir fıkra olur mu?

Pırlanta

YA TABELALARI KALDIRIN YA DA ARAÇLARI!

Eskişehir gündemini yakından takip eden ve şehrin meseleleriyle dertlendiğine inandığımız bir okurdan gelen yakınma...

***

Meseleyi şu şekilde ifade etmiş:

***

“Bildiğiniz gibi ilimizde pek çok caddede, yolun geliş ve gidiş güzergâhında, yol boyunca ‘park yasağı levhaları’ var.
Hatta sadece park değil, durmak bile yasak; işaretlere göre.
Örneğin Yunusemre Caddesi, M. Kemal Atatürk Caddesi vb.

***

Ancak günün her saatinde buralarda araçların, hem de bu yasak levhalarının altında park ettiğini görüyoruz.
Hatta ikinci sıra parkları bile günün her saatinde görmek mümkün.

***

Madem yasak uygulanamıyor, o levhalara ne gerek var?

***

Bu durumun şöyle bir sakıncası var: Bu levhalar, aracını park eden için hiçbir anlam ifade etmez hâle geliyor.
Ya o levhayı koymayacaksın ya da koyduysan, kesinlikle ceza geleceğini vatandaşın bilmesini sağlayacaksın.”

***

Katılmamak elde değil söylediklerine...

***

Umarız bu ses, birilerini en kısa sürede harekete geçirir...

Tabela-3