Eskişehir bir kez daha soğuk hava ve fırtınayla sınandı. Meteoroloji günler öncesinden uyardı; kuvvetli rüzgâr, ani yağış, don ve buzlanma riski açıkça belirtildi. Ancak her fırtınada olduğu gibi bu kez de soru aynı kaldı: Uyarılar gerçekten dikkate alındı mı?
Şehirde rüzgârın sertliği sadece havayı değil, günlük yaşamı da dondurdu. Sokaklarda yürümek zorlaştı, ağaçlar yollara devrildi, metruk yapılar yeniden gündeme geldi. Soğukla birleşen fırtına, Eskişehir’in kırılgan noktalarını bir kez daha gözler önüne serdi. Meteoroloji’nin raporları kağıt üzerinde kaldı, sahada ise hazırlıksızlık hissi ağır bastı.
Asıl mesele fırtınanın esmesi değil; her seferinde aynı sonuçlarla karşılaşmamız. Metruk binalar hâlâ yerinde, bakımsız ağaçlar hâlâ riskli, altyapı her sert rüzgârda sınav veriyor. Oysa meteorolojik uyarılar sadece bir bilgi notu değil, önlem almak için verilen son çağrıdır.
Soğuk hava dalgaları ve fırtınalar artık “istisna” değil, yeni normal. Buna rağmen hâlâ “bir şey olmadı” rahatlığıyla hareket etmek, bir sonraki felakete davetiye çıkarmak anlamına geliyor. Bugün bir çatı uçar, yarın bir duvar devrilir; sonuç değişmez.
Eskişehir için artık rüzgâr dindikten sonra konuşma zamanı değil. Uyarılar gelmeden önce harekete geçme zamanı. Meteoroloji söylüyor, doğa hatırlatıyor; geriye kalan tek şey, bu mesajı gerçekten duymak.