Araştırma Üniversiteleri son derece önemli ve kıymetli avantajlara sahip üniversitelerdir...
Bu üniversiteler:
-Yüksek nitelikli araştırmacılara ve öğrencilere sahiptir...
-Akademik özgürlüklere sahiptir.
-Finansal gelirleri vardır.
-Uluslararası tanınırlıkları bulunur.
-Fonlarla bütçeleri yükselir.
-Akademik kadrosu genişler.
En önemlisi de, bilime sağladıkları katkılar ile prestij sahibidir.
***
Türkiye'de, Ankara, Boğaziçi, Erciyes, Gazi, Gebze Teknik, Hacettepe, İstanbul, İstanbul Teknik, Cerrahpaşa, İzmir Yüksek Teknoloji ve ODTÜ üniversiteleri olmak üzere 11 araştırma üniversitesi var...
En son bu üniversitelere Sakarya Üniversitesi eklendi.
YÖK geçenlerde açıkladığı sıralama ile Sakarya Üniversitesinin “Araştırma Üniversitesi” statüsünü kazandığını açıkladı.
***
Öte yandan, izlemeye alınan Çukurova, Ege, Selçuk, Uludağ ve Yıldız Teknik Üniversitelerine bir de Recep Tayyip Erdoğan, İstinye, TOBB, İstanbul Medipol ve Özyeğin üniversiteleri eklenerek, izlemeye alınan potansiyel araştırma üniversiteleri sayısı 10'a yükseldi.
***
Bu tablo, 67 yıllık yüksek öğretim tecrübesi olan Eskişehir açısında rezalet bir durumu ortaya koyuyor.
Zira...
Mazisi olmayıp, deyim yerinde ise daha dün açılmış üniversiteler “Araştırma Üniversitesi” olurken, ya da potansiyel “Araştırma Üniversitesi” olarak izlemeye alınırken, 67 yıllık yükseköğretim geçmişi olan Eskişehir'den bir tek üniversite bile ne araştırma üniversitesi olabilmiş, ne de izlemeye alınanların içinde yer alabilmiş.
***
Bu durum Eskişehir adına mahcubiyet duyulacak, hatta utanılacak bir durum.
Malum olduğu üzere Anadolu Üniversitesi geçtiğimiz yıllarda ortadan ikiye bölündü.
İktidar, Eskişehir'e vaadi olan 3. üniversite sözünü yerine getirmek için yeni bir üniversite kurmak yerine, var olan Anadolu Üniversitesini ikiye böldü.

Bu bölünmenin muhasebesi bugüne kadar hiç yapılmadı...
Bir filin ortadan ikiye bölündüğünde, ortaya iki tane filin çıkmadığının faturası masanın üzerine hiç konulmadı.
Siyasetçiler, koca üniversiteyi ikiye bölerek 3. üniversite sözlerini tutmakla gururlandı ama koca üniversiteyi iki küçük üniversiteye dönüştürerek büyük bir yanlışa imza attı.
***
Söz konusu bölünme olmasaydı, Anadolu üniversitesi var olan potansiyeli ile bugün belki de “Araştırma Üniversitesi” statüsünde ya da en azından izlemeye alınan üniversitelerden biri olacaktı.
Belki de...
Bölünmemiş Anadolu Üniversitesi, mazisi bile olmayan üniversiteler yerine bugün Araştırma Üniversitesi olarak, yazının en başında sıraladığımız avantajlara sahip prestijli üniversiteler arasında yerini alacaktı...
***
Ne diyelim?
Bölenlerin, bölünmesine vesile ve katkısı olanların eline sağlık!

Sdf Anadolu Universitesi Stok

2-591

,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,

KONGRE TURİZMİ DİYE BİR MODEL VAR...

Turizm sektörü hiç kuşkusuz Türkiye ekonomisinin vazgeçilmez temel taşlarından biri.
Seyahat sektörü ile birlikte yaklaşık 1,7 milyon insana istihdam sağlayan sektör.
Turizm sektörü artık kitle turizmi olmanın yanı sıra kongre, spor, sağlık, kış, yayla, termal, kültür turizmi gibi alanlarda da faaliyet gösteriyor.
***
Özellikle kongre turizmi alanında yapılan çalışmalar oldukça dikkat çekici.
Kongre turizmi dünya turizm gelirinin yüzde 25-30’una sahip. Buna göre Dünya turizm gelirinin 1.030 milyar dolara ulaştığı düşünüldüğünde kongre turizminin payının 250 milyar dolar civarında olduğu anlaşılıyor.
Kongre katılımcıları iyi eğitimli, yüksek gelirli, çok harcayan insanlardan oluşuyor.
Ayrıca kongre turizminin herhangi bir sezona bağlı olmaması turizm sektörü açısından önemli bir avantaj oluşturuyor.
Kongre merkezi olmuş İstanbul-Antalya gibi şehirler şüphesiz ticari bir canlılığa da kavuşuyor.
***
Tüm bu bilgiler ışığında söylemek istediğimiz şu:
Turizm konusunda önemli bir konuma gelen Eskişehir’in, İstanbul’dan sonra Türkiye’nin en önemli kongre merkezlerinden biri olması zor ama imkansız değil.
Bunun sağlanabilmesi için gereken tek şey, 1500-2000 kişinin hem toplantı yapabileceği büyüklükte salonlara, hem de bu kadar kişinin aynı mekânda konaklamasına yetecek bir “İş Otel” i ya da “İş Otellerinin” olması…
***
Çünkü…
Yapılacak kongreler için farklı salonlar ile farklı yerlerde konaklamalar tercih edilmiyor.
Özellikle, kongre Turizminde dünyanın 9'ncu sırasında yer alan İstanbul’da bulunan ve sırf “iş ve toplantı oteli” konseptinde faaliyet gösteren oteller, yılda 200’ün üzerinde devasa organizasyon yapıyor.
***
Sonuç olarak…
Eskişehir, büyük çaplı kongrelere ev sahipliği yapmak ve bu sayede “kongre merkezi şehri” olmak istiyorsa, bu şehirde öncelikle en az 1500-2000 kişinin toplantı yapabileceği büyüklükte salonlara ve aynı sayıdaki insanın konaklayabileceği sayıda odalara sahip, en azından bir-iki tane otele ihtiyacı var…
Eskişehir’in son yıllarda sahip olduğu “Turizm kenti” kimliğini “kongre Turizmi” ile perçinlemesinin tek şansı bu sanki…
***
Şimdi diyeceksiniz ki; “Böylesine büyük bir yatırımı devlet yapamayacağına, Eskişehir’de de bu büyüklükte bir iş otelini yapacak girişimci olmadığına göre bu işi kim yapacak?”
Devlet böyle bir şey yapmaz. Doğru…
Eskişehir’den de bunu yapacak bir babayiğit çıkmaz. Bu da doğru.
Fakat…
En azından bu şehrin geleceğinin turizmde olduğunu görebilen bu şehrin seçilmiş ve atanmışları en azından Eskişehir’e böyle bir yatırımı yapacak birilerini bulmak için çaba harcayabilir, diye düşünüyoruz…
***
Ne dersiniz?
Yoksa hayal mi kuruyoruz?

Turizm-2
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,