Fillerin suya gidiş yollarına büyük çukurlar kazılır ve üstü bitkilerle örtülürmüş…
…………….
Filler bu çukura düştüğünde çıkmaya çalışır ama bunu başaramazmış…
…………..
Ümidini kaybedip korku içinde beklerken siyah giysili adamlar gelir, onları sopalarla döver, işkence yaparmış…
……….
Hayvan, yaraların verdiği acıdan ve yaşadığı korkudan büyük çöküntü yaşarmış…
………..
Bir süre sonra aynı avcılar siyah giysileri çıkarır, beyaz elbiseleri giyer…
……………..
Fillerin yanına gider, onlara yiyecek ve meyve verirlermiş…
…………….
Onların yaralarına pansuman yapar, şefkat gösterirlermiş…
………….
Filler, bu beyaz giysili kurtarıcılarının kendilerine gösterdiği karşılıksız sevgi ve ilgiden dolayı o kadar minnettar kalırmış ki…
…………..
O andan itibaren ömür boyu onların gönüllü kölesi olurlarmış…
………
Bu hikâyeyi çok severiz…
………………..
Güzel ülkemde ne zaman sıkıntılar arttığında…
………..
Ekonomi bozulup enflasyon fırladığında…
………..
Sanayici ağlamaya, esnaf kapısına kilit vurmaya…
……………..
İşçi ve emekli eylemlere başladığında…
…………….
Yargıya güven kalmayıp adalet mum ışığıyla arandığında…
…………
Deriz ki, “Şimdi siyah giysili adamların zamanı…”
……………..
Aradan birkaç yıl geçip seçimler yaklaştığında…
………….
Enflasyonda frene basıldığında…
…………
Emekli maaşlarına ‘refah payı’ adı altında yüksek zam yapılacağında…
……………..
Asgari ücretliye, memura ve öğretmene daha yüksek zam sinyalleri verilmeye başlandığında…
…………
Başta yargı olmak üzere önemli alanlarda düzenlemeler yapıldığında…
………………..
“Şimdi de beyaz elbiseli adamların zamanı” olduğunu düşünürüz…
………………..
İnsanlarımızın bu oyunu anlamadığını görünce de…
………………
“Durmak yok, yola devam” deriz…



90’lı yıllarda İki Eylül Caddesi…

TEMEL’İN KÖŞESİ
RÜŞVET
Bir Karadenizli, bir Kayserili ve bir Diyarbakırlı ölmüş. Cenazeleri kaldırılmış. Aradan iki gün geçmiş, bakmışlar Karadenizli Temel çıkmış mezardan üstünü silkeleyerek geliyor. Önce korkmuşlar sonra merakla sormuşlar. Temel ‘ Öteki tarafta burası gibiymiş. 5 bin lira rüşvet verdim bıraktılar’ demiş. ‘Peki Kayserili ve Diyarbakırlı neredeler?’ diye sorduklarında ise şu cevabı vermiş; ‘Kayserili pazarlık yapıyor, Diyarbakırlı da ‘Ben vermem, devlet versin’ diye tutturdu’…