‘Gelişmek ile zenginleşmek farklı şeylerdir. Mesela Araplar zengindir ancak gelişmiş değildirler…
……………
Biz de Araplara özeniyoruz; Gelişmek değil, zenginleşmek istiyoruz…
……………
Bu yüzden bilgili ve kültürlü değil, paralı ve nüfuslu insanlara saygı duyuluyor bu coğrafyada…’
……………….
Yukarıdaki sözler Nobel ödüllü Türk bilim adamı Aziz Sancar’a ait…
………..
Türkiye’nin röntgenini çeken müthiş bir analiz…
………..
Ancak yaşadığımız kenti düşündüğümüzde…
………….
Üç tane bilim yuvası olan üniversitelerimizle…
…………….
Tarihi Odunpazarı Evlerimizle…
………….
Müzelerimiz ve senfonimizle…
…………………
Kent mobilyası heykellerimizle…
…………
Yunusemre ve Nasreddin Hocamızla…
…………….
Tiyatro ve opera salonlarımızla…
…….
Büyük kültür Parklarımızla…
…………….
İnci kolye gibi akan, Porsuk Çayımızla…
………………..
Üzerindeki tekne ve gondollarıyla…
……………..
Çağdaş ve aydın insanıyla…
…………..
Eskişehir Arap değil…
………….
Bir Avrupa kentidir…

……………………
FIRINCILAR
Birkaç yıl önceydi, annemiz İstanbul’a ablasının yanına gidecekti…
……………
İstanbul’a götürmesi için 6 tane haşhaşlı çörek alacaktık…
………..
Kredi kartımızı verdiğimizde, ‘Pos makinesi yok’ denilmişti…
…………….
Biz de parayı verdikten sonra fiş vermesini beklemiştik…
…………….
Vermeyince ‘Fiş niye vermiyorsunuz?’ diye sormuştuk…
…………….
Kasadaki kız aval aval suratımıza bakmıştı…
…………
Çünkü fişin nasıl kesileceğini bilmiyordu…
………..
Başka biri gelip, fişi vermişti…
……………….
Evet, Bakan Şimşek’in dediği gibi en çok fırıncılar vergi kaçırıyor olabilir…
………………
Çünkü hiç fiş vermiyorlar…
……………
Bunun tek çözümü var…
…………..
Fırınlara da post makinesi zorunluluğu getirilsin…
………………..
Yukarıdaki yazıyı iki yıl önce yazmıştık…
…………….
Şimdi tüm fırınlarda pos makinesi var…
…………….
Demek ki neymiş, aklın yolu birmiş…
……………………
GÜNÜN SÖZÜ

…………………
TEMEL’İN KÖŞESİ
GEMİ
Temel, oğlu ile birlikte televizyonun karşısına oturmuş, haberleri dinliyordu. Bir ara spiker bir geminin İstanbul boğazında karaya oturduğunu söyleyince küçük İlyas babasına dönerek sordu: – Pabacuğum, cemi neden karaya otirayu? Temel "Allah, Allah!" gibilerden başını sallar ve en uygun cevabı yapıştırır: – Koskoca ceminun sandalyeye oturacak hali yoktur ya uşağum!