Parti yöneticisi, belediye başkanının amiri değildir. Belediye başkanı doğrudan halktan yetki alır.
***
Parti yöneticisinin rolü: Partinin genel politikalarını aktarmak ve siyasi koordinasyonu sağlamaktır.
***
Ama: Belediye projelerine doğrudan müdahale etmek, “Şunu yap, bunu yapma” diye talimat vermek bu sınırın ihlalidir.
Eskişehir'de, CHP'nin yöneticileri ile belediye başkanları arasında böylesine bir sınır ihlalinin bugüne kadar olduğu söylenemez.
***
Parti yöneticisi bir müfettiş gibi davranamaz. Belediyeyi denetleyecek kurumlar bellidir (Sayıştay, meclis vb.).
Ancak şunu yapabilir: Sahadan gelen siyasi tepkileri iletmek ve partinin oy tabanındaki rahatsızlıkları aktarmak. Yani “hesap soran” değil, “nabız tutan” olmak.
Eskişehir'de CHP'nin yöneticileri ile belediye başkanları arasında böyle bir davranıştan kaynaklanan bir sıkıntı yaşandığı da söylenemez...
***
Parti yöneticileri: Belediyeye kadro dayatmaz, “Şu kişi işe alınacak” listeleri oluşturamaz.
Çünkü bu durum: Liyakati bozar, belediyeyi parti teşkilatının arka bahçesine çevirir.
Belediye başkanı ise: Partinin emekçilerini tamamen yok saymaz ama kararlarını liyakat üzerinden verir.
Eskişehir'de, CHP içinde böyle bir dayatmadan kaynaklı sorun yaşandığı da ileri sürülemez.
***
Parti yöneticileri ile belediye başkanı arasındaki anlaşmazlıklar: Basın üzerinden değil, kapalı kapılar ardında çözülmelidir. Aksi hâlde: Parti içi kriz büyür, seçmen nezdinde güven kaybı oluşur.
Eskişehir'de CHP yöneticileri ile belediye başkanları arasında böylesine bir anlaşmazlık yaşandığı da dile getirilemez.
***
Parti yöneticileri “partiyi büyütmek”, belediye başkanı “şehri yönetmek” için çalışır.
Ama nihai hedef ortaktır: Seçim kazanmak ve güven üretmek.
Bu yüzden: Parti yöneticileri siyasi strateji üretir, belediye başkanı bu stratejiyi sahada performansa dönüştürür.
Eskişehir'de, bu konuyla ilgili bir sıkıntı olmadığını farz edelim...
***
Eğer parti yöneticileri belediyeyi yönetmeye kalkarsa: Belediye başkanı etkisizleşir, sorumluluk belirsiz hâle gelir.
Eskişehir'de, CHP içinde böyle bir durum elbette söz konusu dahi olamaz.
***
Ama-fakat-lakin...
Tam tersi olur, yani belediye başkanı partiyi kontrol etmeye kalkarsa: Örgüt işlevsizleşir, parti içi demokrasi zayıflar.
İşte; Eskişehir'de CHP'nin sorunu, sıkıntısı, açmazı, çıkmazı tam da budur.
Yani...
***
Belediye başkanlarının partiyi kontrol etme hakkını kendilerinde reva görmeleri ve bu sayede kendilerine vesayet kanallarını açmalarıdır.

BÜYÜKERŞEN'İN NAZARINDA TÜCCAR 22 YILDIR AYNI TÜCCAR...
2004 yılıydı...
Eskişehir'in doğalgaz dağıtım ihalesine girmek ve almak için Ticaret Odası öncülüğünde “Güçbirliği Holding” ismiyle bir şirket kurulmuş, tamamı tüccarlardan oluşan şirket ortaklarından toplanan para ile bir sermaye oluşturulmuştu.
Ancak oluşturulan sermaye, çok küçük bir rakamdı.
***
Söz konusu kurulan şirkete ve sermayesinin çok küçük bir rakam olmasına, dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’den anında eleştiri gelmişti.
Kurulduğu söylenen şirketin, ortaklarından topladığı para ile bırakın doğalgaz dağıtım ihalesini, bir tane son model otomobil bile alınamayacağını söyleyen Büyükerşen, “Bizim tüccar hayal aleminde yaşıyor” demişti.
***
Nitekim Eskişehir doğalgaz dağıtım ihalesi tahminlerin de çok üzerinde bir fiyatla Kolin İnşaat firmasında kalırken, Eskişehirli tüccarların bir araya gelerek kurduğu küçük sermayeli şirket ihaleye dahi giremedi.
***
İşte tam da bu süreçte, tüccarların bir araya gelerek kurduğu şirkete yönelik olarak, daha işin başında niçin böylesine bir eleştiride bulunduğunu sormuştuk Büyükerşen’e...
Eskişehir tüccarının vizyon sahibi olmamasından yakınmış, ardından da şu tespitte bulunmuştu:
***
“Eskişehir tüccarının büyük bir bölümü risk almayı hiç sevmez. Para harcamadan para kazanma derdindedir. Atasından, dedesinden kalan tapuları değerlendirir. Evini yeniler, otomobilini yeniler ama dükkânının tezgâhını yenilemez. Gidin bakın, dükkânlarında hâlâ dedesinden ve babasından kalma, büyük gürültüyle açılıp kapanan metal kepenkler görürsünüz.”
***
Aradan 22 yıl geçmiş...
Yılmaz Büyükerşen bugün ne diyor: “Eskişehir'de aslında tüccar geçinenler esnaftır. Esnaftan ticaret erbabı olmaz. Sanayici hiç olmaz.”
***
Demek ki Büyükerşen'in nazarında Eskişehir esnafının konumu, aradan geçen 22 yıla rağmen hiç değişmemiş!
Eskişehir esnafı, Büyükerşen'in gözünde hâlen tüccar olamamış!

YÖNETİLENLERİN SORUNLARI, YÖNETENLERİN UMURSAMAZLIĞI...
“Bugün için ülkenin yaşadığı en büyük sorun sizce nedir?” diye soruluyor vatandaşlara.
Yarıdan fazlası “ekonomi ve hayat pahalılığı” cevabını veriyor.
Bu cevabı, “adalet ve hukuk” diyenlerin sayısı izliyor.
Ardından “işsizlik” diyen, “güvenlik” diyen ve “eğitim” diyenler sıralanıyor.
***
Yani...
Sokaktaki vatandaş için en büyük sorun; hayat pahalılığı, adalet, işsizlik, güvenlik ve eğitim diye sıralanıyor.
Bugün halk için en büyük sorun olan bu beş başlık, ülke gündeminde yok...
Gazeteler yazmıyor, TV’ler konuşmuyor.
Yönetilenlerin yaşadığı sorunların, yönetenlerin umurunda bile olmadığı bir dönem yaşanıyor...