Gazeteciliğe yeni başladığımız yıllardı. O zamanlar Eskişehir’de emniyet müdür yardımcısıydı…
…….
Odasında oturuyorduk. Pasaporttan sorumlu komiser geldi. Anadolu Üniversitesi’nde Azeri bir genç okuyormuş…
………..
Türkiye’de kalma süresi dolmuş. Ülkesine gidip vize alması gerekiyormuş…
………..
Rahmetli komiserin bu sözlerine tepki gösterdi. ‘Bu çocuk ülkesine giderse eğitimi yarıda kalır. Git bir şeyler yap, bu işi hallet’ dedi…
………..
10 dakika sonra komiser tekrar geldi. ‘Efendim kitaba baktım öğrenci ülkesine gitmeden olmuyor’ dedi…
………..
Rahmetli bu sözlere çok kızdı. ‘Ulan başlarım senin kitabına, bu çocuk ülkesine gitmeyecek’ diye bağırdı. Komiser odadan kaçtı…
……..
Gaffar Okan’dan bahsediyoruz.
………..
Çerkez idi, iyi giyinmesini severdi…
……
Herkes tarafından sayılır, sevilirdi…
…….
İşinde de çok iyiydi. Bu nedenle önce Van daha sonra Diyarbakır Emniyet Müdürü oldu…
………
Diyarbakır’da çok başarılı işlere imza attı. Halk onu bağrına bastı…
………..
2001 yılı 24 Ocak’ta geç saatlerde işinden evine giderken, aracı silahlı saldırıya uğradı…
……………
5 korumasıyla birlikte şehit oldu…
……..
Bu olaydan yaklaşık 10 yıl sonra Diyarbakır’a gitmiştik. Bir çok esnafın dükkanında onun fotoğrafını görünce gözlerimiz yaşarmıştı…
……..
Bu nedenle 24 Ocak’ları hiç ama hiç sevmeyiz…

………………
UĞUR MUMCU
‘Kürtler sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaş yapıyorlarsa, CIA ve MOSSAD’ın kütler arasında ne işi var? Yoksa CIA ve MOSSAD anti-emperyalist savaş veriyorlar da dünya bu savaşın farkında değil mi?’
…..
Uğur Mumcu 7 Ocak 1993 tarihinde yani bundan 33 yıl önce ‘MOSSAD ve Barzani’ adlı kitabında bunları yazdı…
………..
17 gün sonra da 24 Ocak’ta otomobiline konulan bomba ile öldürüldü…
…………..
Uğur Mumcu cesur bir gazeteciydi. Yıllar önce Türkiye’yi uyarmak istemişti…
……
Bunun bedelini canını vererek ödemişti…
………
Artık böyle cesur gazeteci pek kalmadı. Hatta bazıları kalemlerini sattı…

………………..
HEM BENİ HEM
SENİ SEVERDİ!
Mahallenin güzel bir kızı varmış. Bütün gençlerin gözü ondaymış…
…………..
Ama nasip derler ya, bu güzel kız…
…………..
Ufak boylu, sıska mı sıska, mahallenin terzisiyle evlenmiş…
……….
Aradan birkaç yıl geçmiş, terzi vefat etmiş…
…………
Bunun üzerine herkes işi gücü bırakmış…
……
Dul güzele yakışıklı, iri yarı bir koca aramaya başlamış…
………
Ve öyle bir gençte bulunmuş, kız tekrar evlendirilmiş…
……….
Damat kızın daha önceki kocasını bildiği için gerdek gecesinde hava atıyormuş…
……….
Göğsünü şişiriyor, pazularını gösteriyor ‘Senin kocandan bundan var mıydı, şundan var mıydı? diye sorular sorup duruyormuş…
……….
Bu duruma sıkılan kız ‘‘Evet benim koca sıska biriydi. Ama şimdiye kadar hem beni severdi, hem seni severdi, üstüne de iki takım elbise dikerdi’ demiş…
………………
Yukarıdaki fıkrayı ilk defa rahmetli Gaffar Okan’dan dinlemiştik…
…………
Bugünün anısına sizinle paylaşalım istedik…

………
GÜNÜN SÖZÜ
Unutmayalım ki cesur bir kez, korkak bin kez ölür. Önemli olan, insanın böyle bir toplumda ‘mezar taşı’ gibi susmamasıdır…
(Uğur Mumcu)
…………………………….
TEMEL’İN KÖŞESİ
KUDUZ
Temel’e sormuşlar ‘Kuduza yakalanacak olursan ne yapardın?
Temel ‘İlk önce bir kağıt isterdim’ demiş. ‘Vasiyetini mi yazacaksın?’ demişler. ‘Hayır, ısıracağım kişilerin listesini yapacağım…’