Yıllar içinde ülke nüfusu arttı ama; insanların rahatça spor yapabileceği, trafik olmadan yüreyebileceği ve nefes alabileceği alanları sayısı artmadı.
Otomobil ve motorlu taşıt sayısı arttı.
Bisiklet sayısı azaldı.
Okul bahçeleri otoparka dönüştü.
Kapılarına kilit vuruldu.
****
Eskiden boş her saati futbol, voleybol, basketbol ve masa tenisi oynayarak değerlendirirken şimdi cafede oturup kahve tüketiyoruz.
Çocuklarımız ise sokakta oynamayı, sokak oyunlarını unuttu.
Mahalle arkadaşları bitti.
Tüm arkadaşlıklar 'sanal' oldu.
****
Şehir plancıları çocukları düşünmediler.
Her yeri yüksek binalarla doldurdular.
Çocuklara yeterince alan bırakmadılar.
Çocuklar kendilerine dayatılan hayatı yaşıyor.
Sokakta oynamak yerine, evde bilgisayar başında zaman tüketiyorlar.
****
Sözde yaşam standartımız yükseldi.
Şimdi daha az yürüyor, daha az spor yapıyoruz.
Eskiden bisikletle ya da yürüyerek gittiğimiz yerlere şimdi motorlu taşıtlarla gidiyoruz.
Yaşam alanlarımızı göz göre göre yok ettik.
Yok olasına izin verdik.
Bizler bu şehri ihanet ettik...

********

BİZ BİZE YETMİYORUZ...

Okullarımızda 12-18 Aralık tarihleri arasında yerli malı haftası kutlardık.
Sloganımız vardı.
"Yerli malı, yurdun malı, herkes onu kullanmalı.'
Ne yazık ki unutuldu gitti, yerli malı haftası.
Şimdi değil.
Yerli malı kullanmayı unuttuk.
****
Ne öğretmişlerdi bize...
İç Anadolu buğday ambarıydı.
Şimdi değil.
Buğdayı dışarıdan alır hale geldik.
****
Eskişehir'ın toprağı verimliydi.
Sebze, meyve ve tahıl üretimi ile tüm kenti beslerdi.
Şimdi değil.
Kilometrelercu uzaktan geliyor sebzi ve meyve.
***
Şehrin altı üstü suydu.
Su ile ilgili bir sorunumuz yoktu.
Şimdi değil.
Küresel ısınma ve su kaynaklarının kirletilmesi yüzünden temiz suya muhtaç kaldık.
****
Biz bize yetiyorduk.
Yiyecek, içecek ile ilgili bir sorunumuz yoktu.
Eskişehir'de üretilen herşey, tarladan evimize ulaşırdı.
Şimdi değil.