Millet Bahçesi ile Dede Korkut Parkı, Türk Dünyası Kültür Başkenti Vakfı uhdesinde olan parklardı.

Büyükerşen'in yaptığı iki park ile seçim kazandığı düşüncesi, AK Parti'de muhtemelen “Madem o seçimi iki park yaparak kazandı, biz de iki park yapalım, seçimi kazanalım.” fikrini doğurdu.

***

Ancak hesap tutmadı.

Millet Bahçesi de Dede Korkut Parkı da yapıldığı günden bu yana sık sık eksiklikleri, bakımsızlıkları, sorunları ve içinde yaşanan olaylarla gündeme geldi.

***

Her iki park Türk Dünyası Vakfından alınıp Çevre Müdürlüğü bünyesine alınsa da ne yakınmalar ne de her iki parkta zaman zaman yaşanan ve kamuoyunun tepkisine neden olan olaylar son buldu.

***

Keza, DDY tarafından yapılan Hatboyu'nda, düzenleme projesinden tutun da bakımsızlığına kadar yakınmalar hiç bitmedi...

Sonuç olarak...

Millet Bahçesi, Dede Korkut Parkı ve Hatboyu ile ilgili yaşanan her olumsuz olayın faturası hâliyle AK Parti'ye çıktı.

Zira...

AK Parti, bu üç yeri de belediyelere ısrarla devretmediği gibi buraların üstesinden gelmeyi de beceremedi.

***

Kamuoyunda, bu üç yerin de bakımlarının daha iyi yapılması ve halkın buralardan daha iyi yararlanması için kesinlikle belediyelere devredilmesi gerektiğine dair bir kanaat olmasına rağmen, AK Parti'nin, üstesinden gelemiyor olmasına rağmen, bu üç yeri belediyelere kesinlikle devretmeme ısrarı ve inadı devam etti, hâlâ da ediyor.

***

AK Parti bu yerleri belediyelere devretmek istemiyor ama ben şahsen belediyelerin de üç yeri devralmayı isteyeceklerini hiç düşünmüyorum.

Niye istesinler ki?

Baksanıza; ya Millet Bahçesi'nde ya Dede Korkut Parkı'nda ya da Hatboyu'nda, neredeyse her ay bakımsızlığından güvenliğine, aydınlatmasından içinde yaşanan acayip yasaklara kadar çok sayıda yakınma ve olay yaşanıyor.

Yaşanan ve yakınılan her olayın beceriksizlik faturası da her zaman AK Parti'ye çıkıyor.

***

O yüzden...

AK Parti inadından ve ısrarından vazgeçip bu üç yeri bugün belediyelere devretmek istese, belediyeler bu yerleri almayı asla istemez!

İki park, bir bulvarın hakkından gelemeyen iktidarın buraları yönetememe beceriksizliği yüzünden şehirde sürekli eleştirilip dayak yemesine neden mani olmak istesin ki?

1-1020

2-813

BÖYLE HATIRLATALIM VE HATIRLAYALIM İSTEDİK...

Kemal Unakıtan “Soğan paketleme tesisi.” açılışı yapıyor.

Ertesi gün medyada bir eleştiri:

- “Koskoca Maliye Bakanı, soğan paketleme tesisi açar mı?”

Unakıtan hemen gazetecileri topluyor ve:

“Ölçün benim boyumu.” dedikten sonra:

- “Nerem koskoca?.. Yalan haber yazmayın!”

***

Bakan Unakıtan Eskişehir'de bir açılış törenine katılıyor.

Tören sonrası program gereği başka bir yere geçilecek.

Sonraki programın yapılacağı mesafe uzak olmayınca yürümeye karar veriyor.

Tam bir durağın yanından geçecek ki karşısına alkollü bir vatandaş çıkıyor.

Vatandaş biraz da heyecanla:

- “Ben Tayyip Erdoğan'ı çok seviyorum. Ankara'ya döndüğünde benim selamımı söyle.” diye tembihte bulunuyor.

Unakıtan oldukça sakin soruyor:

- “Kim diyeyim? Şimdi kimin selam söylediğini sorar, cevap veremezsem fırça atar!”

***

Bir gazetede haber çıkıyor.

- “Unakıtan, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı olacak. Birkaç ay başkanlık yapacak. Sonra görevi bir AK Partili'ye bırakıp Maliye Bakanlığı'na dönecek.”

Gazeteciler “Doğru mu?” diye Unakıtan'a soruyorlar.

Maliye Bakanı'nın yanıtı:

- “Bu zihni sinir bir proje. Kim çıkarıyorsa, emin olun Maliye Bakanlığı'nı elimden almak için çıkarıyor.”

***

Katıldığı bir toplantıda, toplantı salonuna çıkmak için asansöre biniyor Kemal Unakıtan.

Asansör toplantı katına çıkmadan ara katlarda arızalanıp kalıyor.

Büyük bir telaş yaşanıyor binada.

Derhal müdahale ediliyor.

Yaklaşık 20-25 dakikalık uğraş sonrasında asansör tamir ediliyor.

Sonuçta asansörün kapısı açılıyor ve Unakıtan çıkıyor asansörden.

Gazeteciler hemen yanına gidip soruyorlar: “Korktunuz mu? Rahatsızlandınız mı?” falan diye.

Unakıtan'ın ilk söylediği söz şu oluyor:

- “Asansör ilk kez bir bakan görmüş, o yüzden beni bırakmak istemedi. Uzun uzun hasret giderdik.”

***

Özel kanunla oğlunun tonlarca mısır ithal etmesi üzerine bu mısırların ne olacağını soran gazetecilere “Tavuklara verecek.” cevabını vermesi, Davos'ta Offer ile otelde görüşüp görüşmediğini soranlara da “Tabii otelde görüştüm. Buz gibi havada dışarıda mı görüşseydim?” demesi, içinde her ne kadar espri barındırsa da sonuçta büyük bir tartışma yaratmıştı.

***

Yukarıda Unakıtan'ın Eskişehir milletvekilliği döneminde yaşanmış olan birkaç örnek olay sıraladık.

Sıraladığımız bu örnekler bile Kemal Unakıtan'ın nasıl bir mizah anlayışına sahip olduğunu gösteriyor.

Bakanlık yaptığı dönemde en çok eleştirilen isimlerin başında geliyordu.

Hakkında son derece ciddi iddialar vardı.

***

Ancak...

Eskişehir'e önemli katkıları oldu.

Ölenin arkasından, vefat edenin iyi yönlerini ortaya koymak adettendir.

Unakıtan, gerek şehrin sorunlarını çözüme kavuşturan girişimleri gerekse Eskişehirspor'a sağladığı imkânlar nedeniyle şehirde en azından ülke genelindeki algının tersine, kızılan, eleştirilen ve nefret edilen bir isim olmadı.

Bugün Kemal Unakıtan'ın ölüm yıl dönümü.

Biz de kendisini bu şekilde hatırlayalım istedik.

Unakıtan.jpg