Her yeni güne bir şafak operasyonu haberi ile uyanıyoruz.
Bu bağlamda yaklaşık 20 yıldır yayın yapan Halk TV’ye ‘kayyım atanması’nın toplumun önemli bir kesiminde şok etkisi yarattığı söylenebilir.
Milyonlarca kişinin izlediği, reytinglerde sürekli birinci olan haber kanalı Halk TV’nin yayınları durduruldu.
Ayrıca kanalın milyonlarca takipçisi olan sosyal medya hesapları da erişime engellendi.
Halk TV’nin kapatılması elbette ki ilk değil.
Anımsatalım, 20 ayda 10 televizyon kanalının yönetimine el konuldu.
Halk TV’nin sahibi hakkında yürütülen mali soruşturmanın kanalın kapatılması için gerekçe olmadığı, asıl amacın halkın haber alma hakkına müdahale olduğu yönünde yaygın bir kanaat bulunduğunu da belirtelim.

…

Halk TV’nin kapatılmasına giden yolda Butlan CHP’sinin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun birkaç gün önce söylediği sözlerin etkili olduğunu tahmin etmek güç değil.
Cumhur İttifakı’nın bileşeni hâline gelen Kemal Kılıçdaroğlu, katıldığı bir televizyon programında Halk TV’yi çok açık bir şekilde hedef gösterdi.
Halk TV ve kanalın sahibi ile ilgili konuşmasının devamında ise ‘gereği yapıldı’ denilebilir.
CHP’yi paramparça eden Butlancı anlayışın temsilcisi, halkın haber alma özgürlüğüne müdahalede de sınır tanımadı.
Ayrıca bu denli iddialarda bulunduğu Halk TV’yi kendisinin izlemediğini söylemesi ve izlemediğini söylediği kanal hakkında yorum yapması da ilginçti.
Diğer yandan, kanalın ele geçirilmesinden sonra Butlan CHP’si tarafından yapılan hakaret içerikli açıklama ise CHP’nin karanlık siyasetinin başka bir örneği olarak kayda geçti.

…

Halk TV’ye şafak vakti yapılan operasyonun ‘zamanlaması’ da manidar denilebilir.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun savunmasını yapmaya başlayacağı günde,
Fon krizinin etkilerinin nereye kadar uzanacağının araştırıldığı bir dönemde,
ABD Başkanı Trump’ın Cumhurbaşkanı ile ilgili “Ben ne dersem onu yapar” sözünün yankıları sürerken,
İçeriği tam anlaşılamayan Mekke Anlaşması ve Türkiye’nin Suudi Arabistan’da savaşa sürüklenmek istendiği bir ortamda,
Gündemi değiştirmek ve de
Gerçekleri kamuoyundan gizlemek için
Halk TV’nin kapatıldığını düşünmemek elde değil.

…

Sıklıkla ifade ettiğimiz gibi Anayasamızın 28. maddesi çok açık.
“Basın hürdür, sansür edilemez. Devlet basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır.” deniliyor.
Gelin görün ki,
TBMM’de temsil edilen İşçi Partisinin X hesabı engellenmiş durumda.
T24 internet sitesi hâlâ kapalı.
Fon haberini yapan, bu konuda soru soran gazeteciler tutuklu ya da ev hapsinde, cezalı.
Çok sayıda hesaba erişim engeli getirilmeye devam ediyor.

…

Gelinen noktada sözde Avrupa Birliğine uyum sürecindeyiz ama basına sansür ve baskılar konusunda deyim yerindeyse dünyanın diline düşmüş durumdayız.
En üst mertebeden söylenen “Herkes eleştirilebilir” sözlerinin uygulamada ne yazık ki karşılığının olmadığı çok açık.
Oysa ki demokrasilerde halkın haber alma özgürlüğünü engelleyen hiçbir girişim olamaz.

…

Halk TV’ye kayyım atanması hukuk dışıdır, kabul edilemez.
Tüm baskılara karşın tarihin doğru tarafında duran Halk TV yönetimi ve emekçilerinin yanındayız.