Yukardaki başlığın sonuna bir sözcük daha eklemem gerekiyordu. Düşündüm ki; “Bakan” deyince, devamındaki “okul” sözcüğünü ekleyince, hangi Bakanlık, ondan sorumlu hangi Bakan deyince okur anlayacaktır.

-Milli Eğitim Bakanlığı ve ondan sorumlu Bakan!..
Görevlendirildiğin bu yana icraatları ile “dillere destan” bir görevli. Yani Bay Tekin!. Cumhuriyet dönemi ile birlikte Osmanlı’nın “Maarif Nezareti” adı değiştirilmiş, adına önce “Milli” sıfatı eklenmiş, Maarif de “Eğitime” dönüşünce olmuş sana: Milli Eğitim.
Bilirsiniz adındaki aynı sıfatla anılan bir ikinci bakanlığımız daha var;
-Milli Savunma Bakanlığı..
***
Bildiğim, bizimki gibi “Milli” olmasa da hemen tüm ülkelerin . “Savunma” bakanlıkları bulunmakta. Şükür ki, ülkelerin yıllardır sürdürdüğü “yanlış tanımlamayı” ABD Başkanı Mr. Trump düzeltiverdi;
-Amerika Birleşik Devletleri Savaş Bakanlığı!..
Tam yerindedir bu yeni sıfat. Öyle ya kurulduğundan bu yana Amerika’ya kim saldırmaya cesaret edebildi ki neyi savunacaklar!..
Geçmiş yıllardaki (Vietnam, Irak vs. örneği) savaşmaları gibi, şu günlerde de bölgemizdeki İran sınırına dayanmış bulunuyorlar. Gemileri, savaş uçakları, Orta Doğudaki üslerinde konuşlanmış savaşçıları ve de tankları-toplarıyla..

Laik Cumhuriyete ‘Savaş Bakanlığı’

Yazının Ana başlığına bakıp, yukardaki paragrafları da okuduktan sonra “nereden çıktı ABD’nin savaş bakanlığı” Konusu diyenleriniz olacaktır.
Anlatmaya ve bağlantı kurmaya çalışacağım.
Adı belli kişi, Milli Rejim Eğitim Bakanı Yusuf Tekin. Rejim Bakanı sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından görevi getirildi. Şöyle bir düşündüm, Tayyip Bey sonunda 23yıldır aradığı Bakanı sonunda bulmuştu! Öyle sanıyorum iktidarı süresince bir çırpıda sayılmayacak çoklukta Milli Eğitim Bakanı değiştiren Cumhurbaşkanının en uzun süre “görevde tuttuğu Bakan Yusuf Tekindir. Ne diyordu zamanın Başbakanı:
-Dindar ve Kindar bir nesil yetiştireceğiz…
Zaman zaman “başaramadıklarını” söylese de gelinen noktada Yusuf Tekin’le önemli bir adım atıldığının farkındaydı kuşkusuz. İşte adımın uygulayıcısı da Bay Tekin olacaktı
***
Adım adım ilerliyor Sayın Tekin bu doğrultuda. Uygulamada epey örneği görüldü. Bir tanesini hatırlayalım:
-İlk ve orta dereceli okullar öğrencilerine Cenaze namazı nasıl kılınır, Hac ziyareti nasıl yapılır türünden ve namaz sureleri hangileridir uygulamalı dersleri!
Son başarısı ise tüm illerde Milli Eğitim Müdürlüklerine talimat mahiyetinde gönderdiği kılavuzdan bir örnek:
-Ramazan ayı vesile edilerek onların camilerle bağlantı kurmalarını sağlayacak örneklemeler üzerinde çalışmak.
Örneğin, iftarda ailenin fotoğrafını çekip okula götürmek, teravih namazlarına gitmelerini önermek gibi..
-Böyle böyle yetişecek “Dindar ve Kindar” nesil!
***
O nedenle dedim;
-Milli Eğitim değil, Laiklikle Savaş Bakanı diye…
_____________________________

Olmadı sevgili Kel Kemal’im…

Soyadı, Şehrimizin yerleşik ailelerden birinden geliyor. Cep telefonları yaygınlaşmaya başladığı yıllarda Eskişehir’e bir gelişinde “şu telefona numaranı kaydediver demiştim. Kimin telefonu olduğunu da yazmıştı ekrana: “Kemal Kel”
Gülümsemiştim. Tanıştığımızdan beri kelliği vardı da hiç o sıfatı kullanmamıştık. O bizim için;
-Gazeteci Kemal Özuğur idi!..
Yan sütundaki yazıyla boğuştuğum bir anda Telefonda Seyfi Abinin (Uyanık) sesi “Hüsnü Sana acı bir haber vereyim” dediğinde “Eyvah!” demiş kim ola bir müşterek tanıdığın kaybı düşüncesiyle bir anlık sessiz kalıvermişim:
-Kemal’i de kaybetmişiz..
İkimizin de bir süre sessizliğe büründüğü andı o an. Sonrasında üç-beş cümlelik bir şeyler konuşup cenaze için sözleştiğimizi anımsıyorum..
***
Yaklaşık iki-üç ay kadar önce aramıştım kendisini. “Sıra sende. Kent Belleği söyleşileri için hazırlan, İstanbul’dan bana gönder” demiştim. Yanıtı şu olmuştu:
-İnşallah Hüsnü Abi. Şu sıralar tedavi için kemoterapi görüyorum. Bir ara bakarız”
Deyince “dökecek saçın da kalmamıştı” yanıtıyla sözüm ona espri yapmış, gülüşmüştük. Yine tam bir hafta önce aramış, telefonu sevgili eşi “Nur” açmıştı. Biraz söyleştikten sonra “Kemal uyuyor galiba” deyince telefonu götürmüş. “Nasılsın” demeye kalmadan bitkin bir sesle birkaç söz çıkmıştı ağzından anlayabildiğim “İyiyim abi”nin dışında hiçbirini anlamamıştım.
Ancak sıkıştırabildiğim buraya kadar!
-Uğurlar ola Sevgili kardeşim Kemal!. Işıklar içinde uyu!..
Yakınlarda buluşacağız elbet!.. Seni anmaya, yazılarla anlatmaya çalışacağım…

H Blp U80 Xo A Ea F C J