Ayşe Ünlüce’ye, Büyükşehir Belediye Başkanı seçildiği günden bu yana ısrarla aynı soru yöneltiliyor:
“Belediyede kendi kadronuzu kuracak mısınız?”
***
Bu ısrarlı soruya Ayşe Ünlüce’nin verdiği cevap ise başından beri değişmiyor:
“Belediyedeki kadro, aynı zamanda benim sekiz yıl birlikte görev yaptığım kadro. Tamamına yakınının çalışma yöntemini, kapasitesini ve yeteneklerini bildiğim kişiler. Mevcut yönetim kadrosundaki birçok isimde benim de mutabakatım var. Elbette müdahalede bulunduğum ve bulunacağım görevlendirmeler oldu, bundan sonra da olacaktır. Ancak ‘kadro’ dediğiniz yapı zaten benim de içinde olduğum ve bugüne kadar birlikte çalıştığım isimlerden oluşuyor.”
***
Yani…
Ünlüce, ısrarla sorulan “Kadro oluşturacak mısınız?” sorusuna aslında şunu söyleyerek cevap veriyor:
“Kadro zaten benim kadrom.”
***
Ünlüce diyor ki:
“Bu ekip, benim de içinde bulunduğum, birlikte çalıştığım ve oluşumunda söz sahibi olduğum bir kadro.”
Ama karşısında, hep bir ağızdan şu ses yükseliyor:
“Yok, yok… Sen yine de kendi kadronu kurmalısın!”
***
Ünlüce, açıkça:
“Bu kadronun oluşmasında benim de dahlim var.” diyor.
Karşılık yine aynı:
“Başarılı olmak istiyorsan kendi kadronu kurman lazım.”
***
Hatta Ünlüce, daha da netleştiriyor:
“Bu kadroyu oluşturan iki kişiden biriyim zaten.”
Ama ısrar bitmiyor:
“Sen yine de başka bir kadro kur.”
***
İşin ilginç tarafı ise şu:
Ünlüce’ye “Kendi kadrosunu kurmalı” diyenler, onun kadroya dahil ettiği bazı isimlere de sert şekilde karşı çıkıyor ve
“Bu isimlerin kadroda ne işi var?” diye eleştiriyor.
***
Galiba mesele tam olarak “kadro” değil.
“Kendi kadronu kurmalısın” diyenler, aslında açıkça “Yılmaz Büyükerşen’in etki alanından tamamen çıkmalı” diyemedikleri için, bunu “kadro” üzerinden dolaylı şekilde dile getiriyor.
Ayşe Ünlüce ise “kadro gibi bir derdim yok” söylemiyle, bu tartışmanın arkasındaki asıl gerilimi görünür kılmadan yönetmeye çalışıyor.
Mesele “kadro” değil anlayacağınız.
Kadro üzerinden işaret edilmek istenen bir isim.
O ismin kim olduğu da herkes tarafından biliniyor.

,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
BU KARAR AK PARTİ'NİN ESKİŞEHİR'DE SAĞLIĞINI FENA HALDE BOZAR!
Yıkılan Devlet Hastanesi arsasının ardından, Eskişehir'in sembol binalarından olan, eski Hava Hastanesi binası da satılmak üzere Özelleştirme İdaresi kapsamına alındı.
***
Halen Sağlık Müdürlüğü tarafından kullanılan ve şehir hafızasında önemli bir yeri olan eski Hava Hastanesi binasının da bulunduğu arsanın özelleştirme kapsamına alınmasının resmi gazetede yayınlanması, iktidarın Eskişehirlilere resmen “Siz eski Devlet Hastanesi arsasının özelleşmesine karşı mı çıkıyorsunuz? Madem öyle Hava Hastanesinin arsasını da satıyorum!” şeklindeki cevabı oldu.
***
Peşinen söyleyelim:
Bu karar bir anlamda iktidarın Eskişehir'i tamamen gözden çıkartma kararıdır.
Hava Hastanesi ve arasının özelleştirme ile satışa çıkartılması kararı, eski Devlet Hastanesi arsasının satılacak olmasına şehirde gösterilen tepkinin daha fazlasına neden olacaktır.
Bu karar, Sağlık Müdürü “Eskişehir sağlığında mükemmel bir dönüşüm yaratıldı” derken, Eskişehir'deki sağlık dönüşümünün gerçekte ne olduğunu ortaya koymuştur.
***
Dahası...
Eskişehirli mevcut sağlık binalarının muhafaza edilmesini, yıkılan sağlık binalarının yerine de yeni sağlık binaları yapılmasını ister ve beklerken, Eskişehir'de sağlığı, kendisine ait müdürlük binasından olmuştur!
***
AK Parti Eskişehir'e bu özelleştirme kararlarını kolay kolay izah edemez!
AK Parti Eskişehir'de bu kararları kolay kolay savunamaz!
AK Parti, Eskişehir'e kendi iktidarının attığı bu golü kolay kolay çıkartamaz!
Zira...
İki sağlık alanına ait satış kararı, aynı zamanda, AK Partinin Eskişehir'de sağlığını fena halde bozar!
