Evin önündeki bankta oturuyorum, güzel bir bahar günü, güneş var, ısıtıyor sırtımı, içimi. Birden başımın üzerinde bir beyaz kelebek belirdi; kocaman, neredeyse elim kadar, öyle güzel ki, uzunca bir süre kendini bana göstermek ister gibi uçtu , uçtu, inatla başımın üzerinde dolandı. Gözlerimle takip ettim nereye gidecek diye ama kısa bir süre sonra birden kayboldu, göremedim gittiği yeri.

Annemi kaybettiğimin üçüncü günüydü, hemen bir anım canlandı; o güzel genç, yürekli Ali İsmail Korkmaz’ın toprakla buluştuğu günlerde de buna benzer bir şey yaşamıştım. Acaba dedim o, ölümlerine çok üzüldüğüm güzel insanlar bana böyle vedaya mı geldiler? Kim bilir belki de öyle oldu.

Hani derler ya insan annesini kaybettiğinde büyürmüş, gerçekten de öyle. Ben ilerlemiş yaşına karşın, koruma kalkanını üzerimden hiç kaldırmayan anneciğimi yitirince kendimi büyümüş daha doğrusu yaşlanmış hissettim. Çünkü artık, “Ece kendine dikkat et, ortalık yerde olur olmaz konuşma, ıslak saçla dışarı çıkma” diyecek birisi yok.

Annemin sağlığında çokça vakit geçirdiği pencere artık boş. Dışarıdan eve gelirken hep başımı kaldırıp bakardım, beni görür el sallardı, mutlulukla tebessüm ederdim ben de ona. Şimdi o pencere boş, ama sürekli buğday vererek beslediği kumrular, güvercinler yine geliyor camın pervazına. Elbette ben de onlara annemin yaptığı gibi yemlerini sevgiyle seslenerek bolca veriyorum. Kendi uzanamadığı zamanlarda benden isterdi, “Ece, kuşları doyur kızım”diye.

Ve bahçedeki kedilerimiz.. Hepsinin ismi vardı, bir tanesi gelmese merak ederdi, “Ece, sen bugün koca gözü gördün mü? Hiç uğramadı” diye kaygılanırdı.

Ve o yaşlı, artık yürümede zorlanan beyaz kızımız köpeğimiz, ona hiç kıyamazdı. Şimdi o can da Büyükşehir Belediyesinin Doğal Yaşam merkezinde, özel bir bölümde güvendiğim güzel yürekli görevlilerce sevgiyle, özenle bakılmakta. Ben de sıklıkla ziyaretine gitmeye çalışıyorum ama ona annemin kaybını söylemiyorum. Hisseder, üzülür diye düşünüyorum.

Annem artık yok, ama onun bana bıraktığı, “her muhtaç olana sevgi gösterme, yardım etme” öğretisini hiç bıkmadan, usanmadan, yılmadan devam ettiriyorum. Onun, yeni mekanında huzurla uyuyacağını biliyorum.

Anne! Babamı özlemiştin, kavuşmuşsunuzdur şimdi. Senin, bu taraftan ona anlatacağın çok şey olmalı. Bizler daha güzel havadislerle yanınızda olana kadar hoşçakal kendi minik, yüreği kocaman anneciğim!