Aylar öncesinden Büyükşehir Belediyesi olarak yeni Ekmek fabrikasının temelini atıyoruz” duyuruları yapıldı. Son bir haftadır da “sonuç” duyuruları bilbordlarda yerini almıştı;
-Yeni Ekmek Fabrikamızın açılışına tüm halkımız davetlidir!
İlgiyle izledim her iki duyuruyu. Nihayet açılış geçtiğimiz Pazar günü geniş bir katılımla gerçekleşti. Eskişehirlilerin ilgisinin yanında, CHP’nin Genel Merkez ekibi de İlgisiz kalmamışlardı açılış törenine. Partinin Meclis grup başkanvekillerinden Gökhan Günaydın, beraberinde genel Başkan yardımcıları, kimi Parti Meclisi üyeleri de törende hazır bulunanlar arasındaydı. 
Elbet, Büyükşehir Başkanımız Yılmaz Büyükerşen, yerini almaya hazırlanan Ayşe Ünlüce, Yanı sıra  Milletvekillerimiz Utku Çakırözer,  Jale Nur Süllü, İbrahim Arslan. 
Ve tabii Tepebaşı -Odunpazarı Belediye Başkanları Ahmet Ataç ile Kazım Kurt… 
*** 
Yılmaz Büyükerşen Başkanımız, Eskişehirli hemşerilerine bu “son armağanını” takdim ederken mutluydu. Konuşmasında tesise ilişkin ayrıntılı açıklamalarda bulundu. 25 bin metrekare alanın 6 bin metrekaresini kapalı üretim alanı oluşturuyordu. Organize Sanayide çoğu fabrikada bu denli “üretim alanı bulunmadığına” vurgu yapmak istercesine şunu ekleme gereği duyacaktı; 
“-Biz bu nedenle tesisimize Ekmek ve diğer unlu mamuller fabrikası diyoruz. Altı bantta günlük üretim kapasitesi 300 bin ekmektir. Simitten kurabiyeye diğer pek çok  unlu mamul de kapasiteye dahil değildir.”
Unutmadan, yeni tesisin yeni adını da ekleyelim; 
-Büyükşehir Belediyesi Halk Ekmek Fabrikası!.. 

Ünlüsü, Sabri Bey’in fırını. 

Yeri geldiğinde zaman zaman düşünmüşümdür;
-Fırıncılık karlı bir iş galiba!..
Öyle ya, geçmişten günümüze halkın “olmazsa olmazı” en önemli gıda maddesidir ekmek. Benim gibi yaş almış kuşaktan olanlar Köprübaşındaki “Sabri Beyin fırınını” bilirler. Halkın “beyaz ekmek” dediği ilk francala ekmeği ilk orada tanımıştı Eskişehirliler. Denilirdi ki ;
-Sabri Bey (Kılıçoğlu), koca kiremit fabrikasından daha fazlasını 50 metrekarelik ekmek fırınından kazanıyor! Biraz abartı bir benzetme olsa da,  gerçeklik payı da yok değildir hani!..
Sonraları öğrenecektim. Eskişehir’in yakın geçmişteki ünlüleri;
-Savaş Özaydemir ve Aydın Beğiter’in babaları da fırıncıydı mesela!..  
Şehrimizdeki fırınlar, uzunca bir süre sonra gelişmelere ayak uyduracak, meşe odunuyla ısıtılan fırınlardan, “yarı otomasyon” fuel oille, yenilerde doğal gazla ısıtılan fırınlarında  üretim tarzına geçeceklerdir. 

Eftaş, Ekmaş’tan bugüne!..

Ekmek üretiminde gelinen teknolojik evre bu kadarla kalmadı. Başlıkta adlarını andığım iki kuruluş, 1970’lerin ilk yarısında adını duyurmaya başlayacaktır. İlki EFTAŞ!.. 
Zamanın Belediye Başkanı rahmetli Selami Vardar, ekmek konusunda çok titizdi. Ekmeğin fiyatından, fırınların hijyen konusunda denetlenmesine kadar… O sırada ekmek fiyatı ve denetlenmesi yetkisi belediyelerdeydi zira. 
Fırıncı esnafından bazıları aralarında birleşerek bir şirket oluşturdular ve günün şartlarına göre “Modern” sayılacak bir fabrika kurmayı başardılar!.. Dağıtım sorunu başta olmak üzere, benzer sorunlar aşılamadı. Özellikle de kalite sorunu. Ekmek epey iyi idi, ama Eskişehir halkı nedense alıştığı damak zevkine uygun bulmadı..
*** 
İkincisi ise EKMAŞ deneyimi. Modeli ise halka açık şirket!.. Ortakları ise şehirdeki Bakkal esnafının önemli bir kısmı. Öyle ya büyüyen şehirde son satış noktası Bakkallar olunca, ortak çoğunluğunun da onlardan olması doğal değil miydi?
-Kendi fabrikalarının ürettiği ekmeği satacaklar, ‘beiyye’ denilen satıştan kazanabilecekleri gibi, şirketin karından hisselerine düşen paydan da yararlanacaklardı.
Ekmaş, belli bir kalite tutturmasına karşın o da başta dağıtım sorununu çözemedi. Uzatmayalım, şirket sonunda merhum Hicri Sezen döneminde Belediyeye devredilecektir. 
İşte, bugün hizmete sokulan “Büyükşehir Halk Ekmek Fabrikası’nın” temelinde Ekmaş’ın Mayası da vardır!
 

M G 9835