AK Parti hükümetleri iktidara geldikleri günden bu yana geçen 24 yıllık süre içinde, örneğin Adana'ya 922 Milyar lira tutarında yatırım yapmış.
***
Komşumuz Bursa'ya yaptığı yatırım 785 Milyar, Balıkesir'e yapılan yatırım ise 572 Milyar lirayı aşmış.
***
Bu süre içinde Aydın ili kamu yatırımlarında 448 Milyar lira, Kayseri ise 459 Milyar liralık kamu yatırımı almış
...
Malatya'ya 511 Milyar lira tutarında kamu yatırımı yapılırken, Denizli'ye 385 Milyar lira tutarında kamu yatırımı ve desteği yapılmış!
***
Konya'ya bile sadece ulaştırma alanında 146 Milyar liralık kamu yatırımı almış bu süre zarfında...
***
Hani Eskişehir'deki AK Partili aktörler her ağızlarını açıklarında “İktidarımız Eskişehir'e Cumhuriyet tarihinin en büyük kamu yatırımını getirdi. Eskişehir'e bu güne kadar tam 361 milyar liralık kamu yatırımı gerçekleştirdik” diyorlar ya...
Acaba ikide bir bu söylemi dillendirmekten vaz mı geçseler?
Zira...
Eskişehir'e yapıldığı söylenen ve her defasında gururla söylenilen kamu yatırım tutarı, diğer illere oranla çok da fazla gözükmüyor.

,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
RUH SAĞLIĞINI BOZAN PAZAR DİYALOGLARI...
Pazarda kadıncağızın biri limon tezgahına geliyor ve “İki tane limon alabilir miyim?” diye soruyor...
Pazarcı “Bizde tane ile satış yok” diyor.
Kadın soruyor ”En az ne kadar alabilirim”
Pazarcı “Yarım kilo” diyor.
Kadın kafasından hesap yapıyor, dönüp arkasını ayrılıyor tezgahın başından...
***
Üç kadın ellerinde poşetler.
İçlerinden biri “Siz devam edin, ben dönüyorum” diyor.
Diğerlerinin “Hayrola? Nereye?” demesi üzerine “Valla 400 lira harcadım. Beş kuruş param kalmadı. Bari boş yere dolaşıp durmayayım. Gideyim de şunları yıkayıp yerleştireyim” diyerek evinin yolunu tutuyor.
***
Adam, pazar tezgahının önüne dizilmiş, markası bile doğru dürüst okunmayan 5 litrelik zeytinyağının fiyatını soruyor.
Tezgah sahibi yağının çok kaliteli olduğunu, Ege'de üretildiğini, o yörede çok bilinen bir yağ olduğunu söyleyip, fiyatının 1700 lira olduğunu söylüyor.
Adam, bir tezgahta duran yağa bakıyor, bir satış yapana ve “Valla ben bu para ile eskiden araba alıyordum” diyerek, ayrılıyor tezgahın başından...
***
İki kadın, ikisinin de elinde birer poşet ve içinde sadece yeşillik var.
Biri diğerine, çok pahalı olduğunu söylüyor pazarın.
Diğeri, “Bu saatte heep böyle olur. Gel bize gidelim biraz oturur pazara daha sonra geliriz. O saate kadar da pazarcılar ellerindekini satmak için fiyatları indirmiş olurlar” diyor...
***
Üç pazarcı oturmuş birer kasanın üzerine, birer de çorba söylemişler, durmadan kaşıklıyorlar.
Biri diğerlerine dönüp şöyle diyor; “Böyle iş mi olur yahu? Şu üç çorbaya verdiğimiz para neredeyse iki çuval mal sattığımızda aldığımız kar kadar bile değil. Ne olacak bizim halimiz?”
Pazara çıkmayı, pazardan alışveriş yapmayı seviyoruz.
Ancak.
Her pazara çıktığımızda da yukarıda yazdığımız gibi diyaloglara şahit olduğumuzda adeta ruh sağlığımızı yitiriyoruz...
Olmaz tabi ama, bu diyaloglara neden olanlar keşke çarşıya-pazara çıksa...
Nasıl bir yıkıma neden olduklarını belki anlayıp, vicdana falan gelirler...

,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
EN ÇOK BAĞIRANDIR ASLINDA EN GÜNAHKAR OLAN...
Nazi caniliğinin en önemli isimlerinden biri olan Hitler’in ünlü propaganda bakanı Gobbels’in bir sözü var tarihe geçen…
-“Dua ederken kim gereğinden fazla bağırıyorsa, o en büyük ebedi günahkardır” der…
Bu o kadar doğru bir teşhis ki, örneklerine sürekli şahit olmak mümkün…
***
Zira...
Hırsızlıktan en çok dem vuran hırsız çıkıyor…
Uyuşturucuya kendi çapında savaş açtığını bağırıp-çağırarak ilan eden uyuşturucu taciri çıkıyor.
Sağda-solda fakir-fukara edebiyatı yapanlar iş yerlerinde kaçak işçi çalıştırıyor.
Her ağzını açtığında ahlaktan bahsedenlerin yaptığı ahlaksızlıklar, sonradan bir bir orta yere dökülüyor…
***
Kısacası…
Kim hangi konuda gereğinden çok bağırıyorsa, bağırdığı konuda en büyük suçu işlediği ortaya çıkıyor …
Etrafında “Rüşvetçi” diye suçlamadığı kalmayan, en büyük rüşvetçi çıkıyor iyi mi?
Liyakatsizlikten sürekli yakınanların, bütün niteliksiz akrabalarını torpille işe sokturduğu anlaşılıyor.
“Demokrasi” diye bağıran, demokrasiyi katlediyor.
“Hak yeniyor” diye feryat eden, bildiğiniz hak yiyor.
“Adalet yok” diye kapı kapı gezen, adaleti mahvediyor.
“Suçsuzum” diye yırtınanların suçlu olduğu anlaşılıyor.
***
O yüzden siz siz olun, hangi konuda olursa olsun gereğinden fazla bağıranlara dikkat edin.
Çünkü…
Suçluluğu bastırmanın en kolay yoludur bağırmak.
Ve şunu unutmayın…
En suçlu olanlar her zaman en çok bağıranlardır.
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,