AK Parti’de, Eskişehir doğumlu olup Eskişehir’de siyaset yapmayan ama Eskişehir milletvekili olan üç isim var.
2002 yılı seçimlerinde vekil seçilen Muharrem Tozçöken, 2007 yılında vekil seçilen Nedim Öztürk ve 2018 yılında vekil seçilen Emine Nur Günay.
AK Parti’de Eskişehir doğumlu olmayan, Eskişehir’de siyaset yapmayan ama Eskişehir milletvekili seçilen beş isim var.
2002 ve 2007 yıllarında yapılan seçimlerde üst üste iki kez seçilen Murat Mercan, 2007 yılında milletvekili olan Kemal Unakıtan, 2011, 2015 Haziran ve Kasım ile 2018 yılında yapılan seçimlerde dört kez milletvekili seçilen Nabi Avcı, 2023 seçimlerinde milletvekili olan Fatih Dönmez ve Ayşen Gürcan...
***
AK Parti’de Eskişehirli olmayıp Eskişehir’de siyaset yapan ve milletvekili seçilen tek isim var, o da Salih Koca. Koca, aynı zamanda AK Parti il başkanlığından milletvekili olan tek isim.
***
Bunun yanı sıra, AK Parti’de Eskişehirli olan, Eskişehir’de siyaset yapan ve Eskişehir milletvekili olmuş sadece üç isim mevcut.
2002 yılında vekil seçilen Fahri Keskin, 2011 yılında vekil seçilen Ülker Can ve 2015-2018 yıllarında vekil seçilen Harun Karacan.
***
Sonuç olarak: AK Parti’nin Eskişehir’de, 2002 yılından bu yana (İYİ Parti’den istifa ederek gelen Nebi Hatipoğlu’nu saymazsak) 12 isim milletvekili olmuş...
***
Üç isim Eskişehirli olup Eskişehir’de siyaset yapmayan...
Bir isim Eskişehirli olmayıp Eskişehir’de siyaset yapan.
Üç isim Eskişehirli olup Eskişehir’de siyaset yapan.
Ve...
Beş isim de Eskişehirli olmayıp Eskişehir’de siyaset yapmayan, genellikle de milletvekili listelerinin başına konulan isimlerden oluşmuş.
***
Diyeceğimiz o ki; AK Parti’de, Eskişehirli olmayıp Eskişehir’de siyaset yapmayan isimler her defasında Eskişehirli olup Eskişehir’de siyaset yapanlardan daha fazla milletvekili olma şansı bulmuş.
***
Şimdi, yapılacak olan ilk seçimde AK Parti’nin Eskişehir’deki vekil listesinin hangi isimlerden oluşacağına yönelik tahminlerde bulunuluyor ya, aslında hiç tahmin yürütmeye gerek yok.
Zira...
***
AK Parti’de bugüne kadar uygulanan yöntem, yapılacak ilk seçimde de muhtemelen değişmeyecek.
***
Hangi isimler olur bilemem ama Eskişehirli olmayan ya da Eskişehir’de siyaset yapmayan isimler daha şanslı olacak.

POMPANIN UCUNDAKİ SAVAŞ
Dünyanın bir yerinde savaş başlar…
Bizde ise depo yarım kalır.
***
Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail’in İran’la yaşadığı gerilim büyüyor. Füze menzilleri, hava savunma sistemleri, diplomatik restleşmeler… Hepsi ekranlarda. Ama Türkiye’de vatandaşın gözü bambaşka bir yerde:
Akaryakıt tabelasında.
***
Çünkü bizde savaşın ilk etkisi sınırda değil, pompa başında hissedilir.
Eskiden savaş haberleri “barış olur mu?” diye izlenirdi.
Şimdi ise “bu gece zam gelir mi?” diye takip ediliyor.
***
Hatta öyle ki, bazı vatandaşlar uluslararası krizleri analiz etmeyi bırakıp doğrudan şu soruya odaklanmış durumda:
“Bu olay benzine kaç lira yansır?”
***
Ekonomiyle ilgilenmeyenlerin bile artık petrol fiyatı yorumu var.
Kimse OPEC’i bilmiyor ama herkes pompacıyı tanıyor.
***
Doğalgaz cephesi de farklı değil.
Kışın ortasında gelen fatura, adeta küçük çaplı bir dış politika brifingi gibi:
“Bugün dünyada neler olduysa, işte bedeli.”
Kombi çalıştıkça insanın aklına jeopolitik geliyor.
Petekler ısındıkça cüzdan soğuyor.
***
Bir zamanlar “evim sıcak olsun” dileği vardı.
Şimdi yerini “çok yakmadan ısınabilir miyiz?” stratejisi aldı.
Türkiye’de artık enerji tüketmek sadece ekonomik değil, psikolojik bir karar.
Araca binmeden önce rota değil, bütçe hesaplanıyor.
Kombiyi açmadan önce hava durumu değil, banka hesabı kontrol ediliyor.
***
Ve farkında olmadan hepimiz küçük birer enerji analistine dönüştük.
Brent petrol kaç dolar? Dolar kuru ne durumda? Gece yarısı sürpriz var mı?
Bu soruların hiçbiri keyiften sorulmuyor.
İşin ironik tarafı şu:
Savaş binlerce kilometre ötede, ama etkisi sanki mahalle arasında.
Çünkü bizde mesafe değil, maliyet belirleyici.
Bir füze atılıyor, bizde litre fiyatı oynuyor.
Bir açıklama yapılıyor, bizde sayaç hızlanıyor.
***
Dünya siyasetinin yankısı bizde gecikmeli değil, doğrudan tahsil ediliyor.
Sonuç olarak…
Ortadoğu’da gerilim arttıkça, Türkiye’de vatandaşın tansiyonu yükseliyor.
Ama bu tansiyon ne diplomasiyle düşüyor ne de açıklamalarla.
En etkili müdahale hâlâ aynı:
“Depoyu yarım doldur, idare et.”
Çünkü bu ülkede savaşın en net hissedildiği yer cephe değil,
pompanın ucu.

NEDEN..? NEDEN..? NEDEN..?
-Nüfusun yüzde 80'inin merkezde yaşadığı bir şehrin neden kullanma suyu temin ettiği bir tek kaynak var? Neden Porsuk Barajı haricinde alternatif su kaynağı yıllardır sağlanamadı?
***
-Alternatif su kaynağı olarak son yıllarda Sakaryabaşı su havzasından getirilmesi planlanan ve herkesin onay verdiği proje, siyasi düşünce ile neden engellenmek isteniyor?
***
-İçme suyunun alındığı tek yer olan Porsuk Barajından alınan suyun kullanılır hale gelmesi için yapılan ilaçlama ve elektrik maliyetleri çok yüksek. Bu da suyun maliyetini arttırıyor. Yıllardır bu maliyetlerin düşürülmesi için neden bir şeyler düşünülmedi? Örneğin, devlet su arıtmasında kullanılan elektrik ve kimyasal ilaçlardan neden vergi almama yoluna gitmiyor? Ya da bir şekilde bu yüksek maliyetler sübanse edilmiyor?
***
-Eskişehir'in su sorunu varken ve birkaç yıl içinde bu sorunun telafi edilmez boyutlara geleceği bilinirken, neden hala şehir genelinde sulu tarım yapılmasına göz yumuluyor?
***
-Şehrin su konusunda geleceği çok aydınlık görünmezken, neden hala şehrin genelinde su yönetimi ile ilgili bir yol haritasının hazırlanacağı, ileriye dönük ve bilimsel veriler içeren master bir planı yok?
***
-Eskişehir'in çok değil birkaç yıl sonra suya haset bir şehir olacağı tahminleri yapılırken, Eskişehir sınırlarının yüzde 71'i neden maden aramaları için ruhsatlandırılıyor? Altın ve Bakır madenciliği için neden şehrin su kaynakları göz göre göre heba edilmek isteniyor?
***
-Şehrin su şebekesinde ciddi bir kaçak olduğundan söz ediliyor. Bu kaçak oranını makul bir seviyeye indirgemek için hükümet ve belediyenin ortak bir çalışması neden yok?
***
Ve neden?
Şehir olarak birkaç yıl sonra susuzlukla sınanacağımız ortadayken, belediye meclislerinde neden suyun fiyatından başka bir tartışma olmuyor...
***
Eskişehir son birkaç yıldı en az yağış alan şehirler arasındayken, yine Eskişehir'in gelecekte en kurak illerden biri olması beklenirken, bu şehrin muhalefeti ve iktidarı bu tehlikeye karşı bugünden tedbir alınması konusunda neden fikir ve eylem birliği sağlayamıyor?
