Türkiye'nin UNESCO'ya giren ilk mimari yapısı
Sivas'ın Divriği ilçesinde yer alan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, 1985 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi'ne kültürel varlık olarak dahil edilerek Türkiye'nin bu listeye giren ilk mimari eseri unvanını kazandı. 13. yüzyılda Mengücekli Beyliği döneminde Ahmet Şah ile eşi Melike Turan tarafından yaptırılan yapı topluluğu; iki kubbeli cami, darüşşifa ve türbeden oluşuyor. Yüzyıllara meydan okuyan eser, mimari değeri kadar ince taş işçiliğiyle de dünyanın hayranlık duyduğu yapılar arasında yer alıyor.
Taş işçiliği ve mimarisiyle dünyada eşsiz
1228 yılında Ahlatlı Hürremşah tarafından inşa edilen Divriği Ulu Camii, plan yapısı ve süsleme anlayışı bakımından benzeri bulunmayan eserlerden biri olarak kabul ediliyor. Caminin hemen yanında yer alan iki katlı, avlulu ve eyvanlı Darüşşifa ise döneminin en gelişmiş sağlık merkezlerinden biri olarak hizmet verdi. Tarihi kaynaklara göre hastaların burada akan suyun sesiyle tedavi edildiği belirtiliyor. Yapının dış cephesi sade bir görünüm sergilese de özellikle taç kapıları, yüksek kabartmalı taş süslemeleri ve üç boyutlu motifleriyle ziyaretçilerini büyülüyor.
Anadolu taş sanatının zirvesi
Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası'nın kuzey, batı ve darüşşifa taç kapıları ile Şah Mahfili Taç Kapısı'nın her biri farklı motiflerle süslenmiş durumda. Bitkisel ve geometrik desenlerin yüksek kabartma tekniğiyle işlendiği bu süslemeler, adeta taşın dantel gibi işlendiği bir sanat eserini andırıyor. Türk ve İslam sanatında benzeri bulunmayan bu barok üslup, cami içerisindeki sütunlar, sütun başlıkları ve kubbe süslemelerinde de kendini gösteriyor. Mimari estetiği ve sanatsal değeriyle öne çıkan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, her yıl binlerce yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret edilerek Anadolu'nun kültürel mirasını gelecek nesillere aktarmaya devam ediyor.




