12 Eylül askeri darbesinin ardından CHP kapatılınca, partiye gönül verenler Halkçı Parti(HP) ile Sosyal Demokrat Parti(SODEP) çatısı altında toplandı.
İki parti 1985 yılında birleşti ve Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) ismini aldı.
***
İşte bu parti, yani SHP 1987 seçimleri öncesi, milletvekili adaylarını tüm üyelerin oy kullanacağı hakim huzurunda ön seçimle belirleme kararı aldı.
***
1 Kasım 1987 tarihinde yapılan hakim huzurunda yapılan ön seçimde 17 isim yarıştı.
Sonuçta, ön seçimden birinci sırada Cevdet Selvi, ikinci sırada Zeki Ünal, üçüncü sırada da Doğan Könel üyelerden en çok oyu alan isimler oldu.
Seçimler yapıldığında SHP'nin Eskişehir'de aldığı oy yüzde 27 idi. SHP bu oy oranıyla iki milletvekili çıkartabildi. Üçüncü sıradaki Doğan Könel milletvekili olamadı...
***
Doğan Könel, Galatasaray Lisesi'nde öğrenim görmüş, Hukuk Fakültesi mezunu, aynı zamanda çiftçilik de yapan, maddi durumu da bir hayli yerinde bir isimdi.
Ön seçimde yoğun bir seçim kampanyası yürüttü. Çok da para harcadı. Eskişehir'in ne kadar köyü varsa neredeyse hepsinin kahvehanesine televizyon aldı ki o tarihlerde televizyon bayağı pahalı bir cihazdı.
Bunun yanı sıra hangi partili ile görüşse, hangi üyeden ön seçim için oy istese, varlıklı olduğu bilindiği için kendisinden mutlaka bir talepte bulunuluyor, o da istenen her talebi karşılıyordu.
Buna rağmen ön seçimden ancak üçüncü olarak çıkabildi...
***
90'lı yılların sonu. Doğru Yol Partisi İl Kongresi yapacak.
Üç adayın olduğu kongrede adaylardan biri de siyasete yeni girmiş, sanayici olan tanınmış bir isim.
Huzur ve çevresindeki mahallelerin delegelerine sözü geçen tanınmış bir partili, il başkanı adayı olan sanayiciye gidiyor...
***
Direkt olarak “Bana ne kadar bütçe ayırdın?” diye soruyor.
İl Başkan adayı sanayici şaşırıyor ve “Ne bütçesi? Sana niye bütçe ayıracağım ki?” deyince bizim partili, kendisine bağlı 40-45 delegenin olduğunu, onların bazı ihtiyaçlarının bulunduğunu, vereceği bütçe ile onların ihtiyaçlarını karşılayacağını söyleyince aralarında şu diyalog geçiyor:
Sanayici il başkan adayı: “Ben partiye masa-sandalye aldım. Partinin tüm yiyecek-içecek ve diğer ihtiyaçlarını karşıladım. Sana ayrıca para falan vermem!”
Para isteyen partili: ”O zaman kongre salonunda 'Eyy masa-eyy sandalye oyunuzu bana verin' diye bağırırsın”
Gerçekten de söylediği gibi oluyor. Üzerinde etkili olduğu delegeler sanayici il başkan adayına oy vermiyor ve 40 oyla seçimi kaybediyor.
***
Size geçmişte yaşanan iki ayrı olayı aktardık.
Aklımıza hemen CHP'nin karşı karşıya kaldığı butlan kararı geldi.
Demek ki o yıllarda kimsenin aklına butlan falan gelmiyormuş!
Halbuki hem Doğan Könel hem de sanayici il başkan adayı “Benden para-rüşvet istediler. Ben de hepsine istediklerini verdim” diyerek hem ön seçimi hem de il kongresini iptal ettirebilirlermiş!
,,
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
DUR BAKALIM NE OLACAK?
Eskişehirspor'da son günlerin en dikkat çekici gündemi, Halil Ünal'ın başkan adaylığı iddiası oldu. İlginç olan ise bu gündemin bizzat aday tarafından değil, kulislerden ve beklentilerden doğmuş olması.
Mevcut yönetimin, ortaya atılan bu ihtimal üzerine süre vermesi ve kamuoyunda oluşan beklentiyi dikkate alması anlaşılabilir. Ancak işin diğer tarafında Halil Ünal'ın net açıklaması var: “Aday değilim, liste de hazırlamadım.”
***
Bu noktada ortaya çıkan tablo, Eskişehirspor'un içinde bulunduğu psikolojiyi de gösteriyor. Camiada herkes güçlü bir çıkış yolu, güçlü bir isim ve yeni bir umut arıyor. Böyle dönemlerde bazen söylentiler gerçeklerden daha hızlı yol alabiliyor.
***
Şimdi yapılması gereken, isimler üzerinden yürüyen tartışmaları uzatmak değil, somut adayların ve projelerin konuşulmasını sağlamak. Çünkü Eskişehirspor'un kaybedecek zamanı yok.
Başkanlık makamı, ihtimallerle değil; iradeyle, hazırlıkla ve sorumluluk almaya hazır olanlarla doldurulmalı.
Halil Ünal'ın açıklamasıyla birlikte konu şimdilik kapanmış görünüyor.
Dur bakalım bundan sonra ne olur, konu nerelere evrilir?
Hep birlikte göreceğiz...

,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,