Ligin son virajına girildi…
Takvim daralıyor, nefesler tutuluyor.
Ve Eskişehirspor…
Yeniden ayağa kalkmanın, yeniden inanmanın en güzel hikâyesini yazıyor.
***
Sezonun başını hatırlayın…
Dalgalı sonuçlar, kırılgan bir yapı, “acaba”larla dolu haftalar…
Ama sonra bir şey değişti.
Sadece skorlar değil, ruh değişti.
***
Hakan Şapcı ile birlikte bu takım sadece kazanmayı değil, nasıl kazanacağını öğrendi.
Ve ardından gelen o seri…
Tam 11 maçlık galibiyet yürüyüşü.
Kolay değil. Bu ligde hiç kolay değil.
***
Bu seri, sadece puan kazandırmadı.
Bu seri, bir şehre yeniden umut kazandırdı.
Artık sahaya çıkan bir Eskişehirspor var;
Ne yaptığını bilen,
Oyunun her anına hükmeden,
Pes etmeyen,
Ve en önemlisi inanmış bir takım.
***
Savunma desen, duvar gibi…
Orta saha, savaşçı…
Hücum hattı, her an gol kokuyor.
Ve kalede Bora…
Geçilmesi neredeyse imkânsız bir güven.
***
Ama bu hikâyenin en güçlü yanı sahadaki 11 kişi değil.
Tribünler…
O hiç susmayan, hiç vazgeçmeyen taraftar.
Yağmurda, çamurda, deplasmanda, iç sahada…
Bu takımın arkasında dimdik duran bir şehir var.
***
Şimdi önümüzde sadece 5 hafta kaldı.
Beş final…
Beş karakter maçı…
Beş kez daha “biz buradayız” deme fırsatı.
***
Evet, liderin 6 puan gerisindeyiz.
Evet, işimiz kolay değil.
Ama şu bir gerçek:
Bu takım, bu formuyla her şeyi yapabilecek güçte.
Futbolda bazen matematik değil, inanç kazanır.
Eskişehirspor şu an tam da bunu yaşıyor.
***
Artık mesele sadece şampiyonluk değil.
Mesele, bir kulübün yeniden ayağa kalkışı.
Mesele, bir şehrin yeniden tek yürek oluşu.
Ve bu hikâye…
Yarım kalmayacak gibi duruyor.
Çünkü bu takım artık sadece oynamıyor…
Yazıyor.