Rahmetli babam kızdığında hemen…
“Biz ne için yaşıyoruz?” diye sorardı.
Her zaman da cevabı kendisi söylerdi:
“Şeref ve namusumuz için.”

Sonra da kızar ve söylenirdi:
“Adamda ehliyet yok, liyakat yok ama mevki peşinde!
Ne işine yarar ki o makam, o mevki!
O makama oturmak için bilgi ve görgüye sahip misin?
O ehliyet, o bilgi var mı sende?
Ne gezeeeer! Senin eğilmekten kamburun çıkmış.”

Daha ne kadar eğileceksin?
Eğilmekten burnunu dizinle silmeye başladığını gör artık!
Oysa şerefi dışında kimsenin önünde boyun eğmeyen insanlar nerede?
“Sözüm senettir” diyen, sözüne sadık kalan insanlara ne oldu?
Onlar mıııı?
O insanlar sizlere ömür oldu.

Şeref; kişinin kendi düşüncelerini ve ahlaki değerlerini temel alarak
yaptıklarını ya da yapacaklarını ölçüp biçtiği bir kişilik özelliğidir.
Bu kişilik sende yoksa şereften söz etmeye hakkın olmaz.
Kişiliği gelişmemiş bir insanda da şeref aranmaz; arasan da bulunmaz.

Şerefli bir yaşam elde etmek istiyor musunuz?
O zaman yeri geldiğinde fedakârlık etmesini bileceksiniz.
Fedakârlık da öyle kolay bir şey değildir.
Yeri geldiğinde, hele de ülke söz konusu ise, düşünmeyeceksin.
Maddi her şeyini ve ömrünü feda etmeye hazır olacaksın.