2018 yılında Almanya’nın başkenti Berlin’e gitmiştik…
………
Kentin her yerinde bisiklet yolları vardı…
………
Genelde kaldırımların ortasına koymuşlardı…
………
Yayaların bisiklet yoluna girmesi yasaktı…
………
Zira bisiklet sürücüleri, yollarına bir yaya girdiğinde ya küfür ediyorlar…
………
Ya da bilerek çarpıyorlardı…
………
Bisiklet yoluna girmememiz konusunda sık sık uyarılmıştık…
………
Eskişehir’de de 72 kilometrelik bisiklet yolu yapıldı…
………
Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, bu konuda kendisinin çok eleştirildiğini söylemiş…
………
Ancak bu projede kararlı olduklarının mesajını vermiş…
………
“Biz şehrin nefesine sahip çıkanlarla birlikteyiz” demiş…
………
Doğru söylemiş…
………
Çünkü bisiklet kullanımının artması…
………
Trafikte araç sayısının azalması…
………
Trafiğin rahatlaması…
………
Kentin havasının daha temiz olması demektir…
………
Bisiklet yolu, çağdaş yaşama açılan bir penceredir…
………
Bir kent için medeniyettir…
………
Bazı insanlar henüz bu yolların önemini bilmeyebilir…
………
Ama gelecek bunun hakkını verecektir…
………
Ve şuna inanıyoruz ki…
………
Eskişehir bu konuda, diğer kentlere de öncülük edecektir…

Yol-26

SOSYAL MEDYA
ÖLDÜREN PANİK!

1950’li yıllarda bir gemi, Portekiz’den aldığı şarapları İskoçya’ya götürür. Gemi yükünü boşalttıktan sonra, gemide çalışan bir denizci, unutulan bir şarap kolisi olup olmadığını kontrol etmek için soğuk hava deposuna girer…

………

Onun içeride olduğunu fark etmeyen başka bir denizci ise kapıyı dışarıdan kapatır. Soğuk hava deposunda mahsur kalan denizci, var gücüyle bağırır, duvarlara vurur ama kimseye sesini duyuramaz…

………

Mahsur kalan denizci, depoda açlıktan ölmeyecek kadar yiyecek bulur. Ama deponun dondurucu soğuğuna fazla dayanamayacağının bilincindedir. Çakısıyla çelik duvarlara, kendisini bekleyen ölüm sürecini yazmaya, daha doğrusu kazımaya başlar…

………

Günbegün, adeta bilimsel bir titizlikle soğuğun vücuduna önce uyuşturucu, sonra yavaş yavaş öldürücü etkilerini; el ve ayaklarının nasıl duyarsızlaştığını, donan burnunu ve buz gibi havanın dayanılmaz yakıcılığını anlatır…

………

Şilep Lizbon’a demir attığında, soğuk hava deposunun kapısını açan kaptan, zavallı denizcinin cesediyle karşılaşır. Duvarlara kazıdığı acılı sonunu okur…

………

Ve hayretten dona kalır…

………

Çünkü soğuk hava deposunun derecesi 19’dur. İskoçya’ya götürdükleri Madura şarapları 18 derecede taşınırmış. Yük boşalttıktan sonra da soğutma sistemi kapanırmış…

………

Yani biçare denizci donarak ölmemiş; donduğunu sandığı (ya da donacağına inandığı) için ölmüş…

(Kaynak: Bernard Werber, “İzafi ve Mutlak Bilgi Ansiklopedisi”)

Günün Sözü-559

TEMEL’İN KÖŞESİ

Veremem
Temel ve Dursun fakirdirler. Dursun, Temel’e sorar;
- Senin iki araban olsa birini bana verir misin?..
- Tabii veririm.
- Ya iki evin olsa, birini bana verir misin?
- Tabii ki.
- İki horozun olsa birini bana verir misin?
- Hayır, veremem.
- Peki niye veremezsin?
- Var da onun için veremem…