Ahlak nedir?
Nasıl bir tarif yapabiliriz?
İnsanların, toplum içinde uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kurallar diye tanımlıyoruz...
Yazılı değildir...
Her toplumun kendine göre bir ahlakı vardır...
Avrupa'da "ahlaki" olan bir durum, Türkiye'de ahlaksızlık sayılabilir...
Ya da bizde "ahlaki" olan bir durum, Japonya'da ahlaksızlık olarak nitelendirilebilir.
Bu konuda bizim ülkemizin farklı bir durumu olduğunu düşünüyorum...
Ahlak, konusunda da bir standardımız yok...
Kısa bir örnek vereyim...
Toplumun bazı kesimlerinde bir erkeğin iki üç ya da dört kadınla evlenmesi gayet doğal ve ahlaki bir durum olarak karşılanabiliyor...
Bir yanımız ise bunu ahlaksızlık olarak nitelendiriyor...
Her toplumun, herkesin ahlakı kendine...
Bu nedenle başkalarını "ahlaksızlıkla" suçlarken iyi düşünmemiz gerekiyor!
Peki nasıl bir standart yakalamalıyız...
Değerlendirmeyi nasıl yapmalıyız.
Ernest Hemingway bu konuda son derece önemli ve yerinde bir tespiti var...
Şu değerlendirmeyi yapıyor:
-Ahlak konusunda inandığım ilke şudur; bir şeyi yaptıktan sonra kendini iyi hissediyorsan o ahlakidir; eğer kendini kötü hissediyorsan o gayri ahlakidir.
-------------------
STADYUMA
İSİM ÖNERİSİ
Dün kısaca yazmıştık...
Yeni Stadyumlar yapıyor.
İsmini kim koyuyor?
Nasrettin Hoca fıkrasında olduğu gibi...
-Parayı veren düdüğü çalıyor...
Bir okurumuz anında yorum yapmış...
-Öyleyse Stadyumun ismi Nasrettin Hoca olsun...
Neden olmasın!
Sonuçta yeni Stadyumun yapımından, açılışına kadar geçen süreç fıkra gibiydi...
Nasrettin Hoca Arena...
Neden olmasın!
------------
TEPÜK
SAHASI!
Stadyumlara arena isimleri konuyor...
Avrupa'nın vahşetini anlatır arena...
Sadece Boğa güreşlerinin yapıldığı yer değildir.
aynı zamanda Gladyatörlerin birbirini boğazlayıp, öldürdüğü yerin adıdır arena...
Stadyumda demiyoruz. Zaten Türkçe değil...
Öyleyse ne diyelim...
Orta asya anılarımıza geri dönelim...
Tepük sahası diyelim...
Sonuçta bizim böyle bir oyunumuz vardı.
Tepük pek kaba gelirse, Tekme sahası da diyebiliriz...
Ayak vuruşu, sizin anlayacağınız!
------------
ODUNPAZARI'NIN
SAAT KULESİ!
Okurlarımızdan Cemal Yıldız, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt'a bir öneride bulunuyor:
-Eskişehir'in bir saat kulesi yok. Avrupa da sanayi ve öğrenci ağırlıklı kentlerinde "simgesel" saat kulesi vardır. Eskişehir'e böyle bir saat kulesi çok yakışacaktır. Teklifimdir.
.../...
Eskişehir'de yüzyılın başında Odunpazarı'nda bir saat kulesi olduğu söyleniyor. Bu kulenin 1930'lara gelmeden yıkıldığı da söylentiler arasında. Kim bilir belki belediye yerini tespit eder de, yüzyıl sonra aynı yere yenisini diker!
--------
ENGELLİ KARTIYLA
OTOMOBİL PARKI!
Zaman zaman bazı vatandaşlar, otomobillerini engellilere ayrılmış yerlere park ederler...
Şikayet konusudur...
Ahmet Çetin isimli okurumuz aradı...
Bir başka konuya dikkat çekti...
Engelli olmayan bazı sürücülerin, "engelli kartı aldıklarını" böylelikle, otomobilleri için daha kolay park yeri bulduklarını dile getirdi...
Arabalara konulan engelli işaretleri devlet tarafından veriliyor. Demek ki bazı "uyanıklar" taklidini yapabiliyor...
Vatandaşımız, uyarıda bulunuyor. Bizden duyurması!
--------
KAHRAMANCA
YAŞAYALIM!
Mutlu bir hayatımız olabilir mi?
Arthur Schopenhauer'e göre bu mümkün değil...
Peki insan nasıl yaşamalı?
Şöyle diyor:
-Mutlu bir hayat olanaksızdır; insanın başarabileceği en iyi şey kahramanca bir hayattır.