Milli Savunma Bakanlığı (MSB), kamuoyunda tartışma konusu olan NATO karargâhları ve İstanbul Boğazı’na ilişkin iddialara açıklık getirdi. Haftalık basın bilgilendirme toplantısında yapılan açıklamada, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nden taviz verilmeyeceği net bir şekilde vurgulandı.
“MONTRÖ KIRMIZI ÇİZGİMİZ”
MSB, Türkiye’nin Karadeniz’e yönelik güvenlik politikasının Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve bölgesel sahiplik ilkesi üzerine kurulu olduğunu belirtti. Açıklamada, Karadeniz’de istikrarın korunmasının öncelikli hedef olduğu ifade edilerek, Türkiye’nin bu dengeyi sürdürmekte kararlı olduğu kaydedildi.
NATO KARARGÂHLARI İDDİALARINA YANIT
Bakanlık, Adana’da kurulacağı iddia edilen NATO karargâhı ve diğer çok uluslu yapıların henüz tamamlanmadığını açıkladı. Karargâhların kurulum sürecinin devam ettiği, şu ana kadar sadece çekirdek personel atamalarının yapıldığı belirtildi.
Ayrıca söz konusu karargâhların çok uluslu statü kazanmasının henüz onaylanmadığı ve mevcut durumda görev yapan personelin tamamının Türk olduğu vurgulandı.
KARADENİZ’DE TÜRKİYE’NİN AKTİF ROLÜ
Türkiye’nin NATO içinde aktif bir rol üstlendiğine dikkat çekilen açıklamada, Karadeniz’de oluşturulan deniz ve kara karargâhlarının Türkiye’nin güvenlik önceliklerine uygun şekilde yapılandırıldığı ifade edildi.
Karadeniz’de kurulması planlanan Birleşik Görev Kuvveti’nin (CTF) komutasının 2028 yılına kadar Türkiye’de olacağı, ardından kıyıdaş ülkeler arasında dönüşümlü olarak yürütülebileceği belirtildi.
“DEZENFORMASYONA İTİBAR ETMEYİN”
MSB, NATO faaliyetleri ve askeri gelişmelere ilişkin kamuoyunda yer alan bazı değerlendirmelerin eksik ve yanıltıcı bilgiler içerdiğini belirterek, vatandaşların yalnızca resmi açıklamaları dikkate alması gerektiğini ifade etti.
Öte yandan düşen C-130 uçağıyla ilgili yürütülen teknik incelemenin titizlikle sürdüğü ve sonuçların kamuoyuyla şeffaf şekilde paylaşılacağı bildirildi. Türkiye’nin NATO içindeki rolünü güçlendirdiğine dikkat çekilen açıklamada, ülkenin artık sadece katkı sağlayan değil, aynı zamanda karar süreçlerinde yön veren bir aktör konumunda olduğu vurgulandı.




