Bilindiği gibi, biyolojik aktarımın temel yapıtaşı olarak bilinen genler “ebeveynden çocuklarına geçen, belirli bir karakteristiği taşıyan biyolojik birim” olarak tanımlanıyor. Nesilden nesille sadece genlerimizi değil, oluşturduğumuz kültürü de aktarıyoruz. “Gen Bencildir” kitabının yazarı İngiliz biyolog Richard Dawkins’e göre insan kültürü, görünüşte tıpkı genler gibi kendini kopyalayan ve hayatta kalmak için rekabet eden, “mem” olarak adlandırdığı birimlere indirgenebilir. Mem’in kökeni Yunanca’da taklit, kopya ve üreme anlamına gelen “mimeme”den gelir. Kalıtımsal özellikler nasıl genlerle gelecek kuşaklara aktarılıyorsa, bazı kültürel ve fikirsel öğeler de “kültürel gen” olarak bilinen “memler”le aktarılmaktadır. Diğer bir deyişle “mem”, genin sosyolojik ve kültürel karşılığı olarak ifade edilebilir. Bizlere aktarılan Cumhuriyet devrimlerinin kültürel yansımaları kadar, kuruluş yıllarından sonra da ayakta kalmayı başarabilmiş cemaat ve tarikatların da birikimleri öyle ya da böyle gelecek nesillere ulaşmış ve son yıllarda hızlandırılmış şekilde yayılıp pekişmiştir. Toplumun karpuz misali ortadan ikiye ayrılması bu kültürel iletilerin yani devrim ve karşıdevrim “mem”lerinin çarpışmasındandır…
Toplumların mutluluk katsayıları bir bakıma bulundukları kültürel ortamlarla yakından ilişkilidir. Dünya mutluluk endeksindeki 136 ülke arasında Türkiye 106. sıradaymış. Tabii mutluluk sıralamasındaki utanç verici yerimiz bize antidepresan kullanımı olarak geri dönüyor. Yapılan gözlemler son yıllarda mutlu olabilmek adına antidepresan ilaç kullanımının %100 arttığını gösteriyor. Bu uğurda harcanan para bir yana insanımızın hali endişe vericidir. İlaç bağımlısı olan bir ülke konumuna geldik. Kuruluştan bu yana yüz yıl geçti, Cumhuriyet devrimlerinin mem’lerini gerektiğince benimseyip her kesime yayabilseydik böyle hastalıklı bir toplum olmazdık şeklinde bir iddia var. Toplumda daha uzun varlığını sürdüren fikirler, daha fazla yayılma olanağı buluyor ve kendilerinin kopyalarını üretiyor. Kuruluş karşıtı karşıdevrim kültürünün dayatılması ülkeyi aşağılara çekmiş, hastalıklı depressif insanlarla dolu bir toplum oluşturmuştur…