İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin Çorum’da erzak dağıtırken “AK Parti Gençlik Kolları” yeleği giymesi siyasi bir tartışma yaratmıştı.
***
Eskişehir’e gelen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı da “İftara Beş Kala” etkinliğinde AK Parti Gençlik Kolları yeleği giyip trafikte vatandaşlara pide dağıttı.
***
Bana kalırsa, bakanların adeta gelenek hâline getirecekleri anlaşılan “parti yeleği giyme” durumu hiç yakışık alır bir durum değil...
Zira bu durum...
***
Bakanlık gibi devlet kurumlarının tarafsız olması gerektiği için yakışmıyor...
***
Bakanların Anayasa’ya göre devletin tüm vatandaşlarını eşit şekilde temsil etmeleri gerektiği için yakışmıyor...
***
Bakanın parti simgesi taşıyan bir yelekle görünmesinin “devlet” ile “parti” ayrımını bulanıklaştıracağı için yakışmıyor...
***
Ettikleri tarafsızlık yemininin ruhuna aykırı olduğu için yakışmıyor...
***
Devletin kurumları ve temsilcilerinin siyasi taraflardan bağımsız görünmesi hukukî ve etik açıdan genel bir beklenti olduğu için yakışmıyor...
Ve...
Devleti parti devleti hâline getireceği için yakışmıyor...
***
Bakın, aynı yelek il ve ilçe başkanlarının üzerine çok yakışır.
Milletvekillerinin üzerinde aynı gömlek çok şık durabilir.
Ama bakanların üzerine giydiği o gömlek sahiden de eğreti duruyor.
***
Zaten üzerlerinde bu ülkenin en güzel, en kıymetli ve en değerli “devlet” gömleği varken, bunun üzerine giydikleri parti gömleği vallahi hiç yakışmıyor!
***
Bakanın özellikle Sakaryabaşı’nda yapılacaklar ve Eskişehir’in suyu ile ilgili çalışmaların bilgisi çok kıymetliydi.
***
Keşke o parti yeleğini giymeseydi de biz de bu konuyu o çalışmaların önüne geçirmek durumunda kalmasaydık...

BU ŞEHRİ NASIL BİLİRSİNİZ?
Bir şehirde...
- Başkalarının kaybetmesi ile kazandığını zannedenler varsa…
- Başkalarının fakirleşmesinden dolayı zenginleşmiş gibi haz duyanlar varsa…
- Başkalarının düştüğü kötü durum nedeniyle kendilerini iyi hissedenler varsa…
- Başkalarının mutsuzluğundan mutluluk elde edenler varsa…
- “Ben kazanmayayım ama yeter ki başkaları da kazanmasın” diye düşünenler varsa…
- “Küçük olsun ama sadece benim olsun” diyerek başkasına yaşam hakkı tanımayanlar varsa…
- Başkalarının başına gelen her kötü olayda içten içe sevinenler varsa…
- Komşusu için “O olmasın da kim olursa olsun” diye düşünenler varsa…
- “Düşmanımın dostu benim de düşmanımdır” diye davrananlar varsa…
- Aynı masada övgüler düzdüğü insana, daha masadan kalkar kalkmaz sövgüler yağdıranlar varsa…
- Yüzüne “Seni takdir ediyorum, bunu da her yerde söylüyorum” deyip arkasından “Bu da bir b… yaramaz adamın teki” diyerek saydıranlar varsa…
Kısacası…
Bir şehirde bu saydığımız özelliklere, kişiliklere ve tiyniyetlere sahip insanlar varsa; o şehirde dürüstlük, samimiyet, nezaket, zarafet yoktur…
Bu kadar yazdıktan sonra çıkıp “Bizim yaşadığımız şehirde durum nasıl?” diye bir soru geliyorsa aklınıza, bu sorunun da cevabını şöyle bir çevrenizde yaşayanlara bakıp siz cevaplandırın…
Kimler yaşıyor bu şehirde? Yaşayanlar nasıl davranıyor? Hangi özellikleri ön plana çıkıyor?
Tek tek süzgecinizden geçirin o insanları ve “Bu şehir nasıl bir şehir?” cevabını kendiniz verin…

BAKALIM BU DEFA DA YİYECEK TAVSİYESİ GELECEK Mİ?
Geçtiğimiz yıl Ramazan ayında, Diyanet İşleri Başkanlığının kanalı Diyanet TV’de vatandaşlara beslenme önerisi yapılmıştı, hatırlarsanız...
***
Programda, oruç tutanlara sahurda avokado yemeleri, yanında badem ve ceviz de yiyebilecekleri önerilmişti.
***
Aynı Diyanet İşleri fitre ücreti olarak 180 lira açıklamıştı.
***
Sahurda yenilmesi önerilen ceviz ve bademin fiyatını bırakın bir kenara, sadece avokadonun tanesi bile o yıl 50-60 liraya satılıyordu.
***
Sonuç olarak; Diyanet, vatandaşın tepki göstermesi için adeta elinden ne geliyorsa yapmıştı!
***
Gıdaya erişim geçen yıla oranla daha zor.
***
Zira geçen yıla oranla gıda enflasyonu bir hayli artmış vaziyette.
***
Hâl böyleyken aynı Diyanet, bu Ramazan’da fitre ücretini 240 lira olarak belirledi.
***
Buna göre, bu Ramazan ayında, özellikle sahurda hangi ilginç yiyeceklerin yenilmesine yönelik tavsiyeler gelecek mi acaba?