Eskişehir’de son haftalarda hava adeta kararsız. Bir gün bahar havası yaşanıyor, ertesi gün sert rüzgâr ve keskin soğuk kendini hissettiriyor. Sabah montla çıkıp öğlen tişörtle dolaşan, akşam yeniden atkı arayan bir şehir olduk. Ancak tüm bu dalgalanmaya rağmen beklenen kar bir türlü gelmedi.

Oysa Eskişehir denildiğinde akla ilk gelen görüntülerden biri kar altındaki Odunpazarı evleri, Porsuk kıyısında beyaza bürünen yürüyüş yollarıdır. Bu yıl ise kış mevsimi sanki uğrayıp geçiyor. Hava sıcaklıkları bir düşüyor, bir yükseliyor; fakat o “gerçek kış” hissi bir türlü oluşmuyor.

Kar Neden Yağmıyor?

Uzmanlar, ani sıcaklık değişimlerinin ve düzensiz yağışların iklim değişikliğinin etkileriyle bağlantılı olduğunu söylüyor. Mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklar, kar yağışı için gerekli atmosfer koşullarını bozuyor. Birkaç gün süren sert soğuklar ise kalıcı olmadığı için kar ihtimali kısa sürede ortadan kalkıyor.

Bu durum sadece romantik kış manzaralarının eksikliği anlamına gelmiyor. Tarım için gerekli yer altı su kaynaklarının beslenmesi, baraj doluluk oranları ve toprak nemi açısından da kar yağışı büyük önem taşıyor. Kar, yavaş yavaş eriyerek doğayı besler. Yağmur gibi hızla akıp gitmez.

Şehrin Ruhuna Kar Yakışıyor

Eskişehir, kışın ayrı güzel bir şehir. Soğukla barışık, ayazıyla meşhur bir Anadolu kenti. Kar yağdığında sokaklar sessizleşir, çocukların neşesi artar, üniversite kampüsleri kartpostallık görüntülere kavuşur. Bu yıl o manzarayı görememek şehirde bir eksiklik hissi yaratıyor.

Belki de asıl mesele hava değil; alıştığımız düzenin değişmesi. Bir gün bahar, ertesi gün kış yaşayan bir şehirde yaşıyoruz artık. İklim dengesi bozuldukça sürprizlere daha açık bir mevsim düzeni bizi bekliyor.

Yine de umut var. Eskişehir ayazı her an geri dönebilir. Belki bir sabah perdeyi araladığımızda sokakların beyaza büründüğünü görürüz. Çünkü bu şehre en çok kar yakışır.