Üç kişi giyotinle idama mahkûm olur. Bunlardan biri papaz, biri hâkim, biri de fizikçi...
………….
İdam sehpasına ilk papaz çıkarılır. Başını giyotinin altına yerleştirir ve sorarlar: ‘Son sözün nedir? Der ki: ‘Ben Allah’a inanıyorum, O beni kurtaracaktır. Allah... Allah... Allah...’
…………………….
Giyotini indirdiklerinde boynuna birkaç santim kala giyotin durur. Halk şaşırır ve hep bir ağızdan bağırır: ‘ Onu serbest bırakın; Allah sözünü söylemiş ve onu korumuştur…’
……………..
Böylece papaz idam edilmekten kurtulur...
……….
Sıra hâkime gelir, ona da sorarlar: ‘ Demek istediğin en son söz nedir? Der ki: ‘Ben papaz gibi Allah’a inanmıyorum. Ama adalete güveniyorum. Adalet... Adalet... Adalet...’
………………..
Giyotini indirirler, giyotin hâkimin de boynuna birkaç santim kala durur...
……………..
Bunun üzerine insanlar tekrar şaşırır ve bağırırlar: ‘ Adalet sözünü söyledi, onu serbest bırakın. Böylece hâkim de boynunun kesilmesinden kurtulur...’
…………………….
Sıra fizikçiye gelir. Ona da ‘Son sözünü söyle’ derler. Der ki: ‘Ben ne Allah’a inanan bir papazım, ne de adalete güvenen bir hâkim. Bildiğim tek şey şudur: Giyotinin ipinde bir düğüm var ve o düğüm giyotinin tam inmesine engel oluyor…’
……………….
Görevliler giyotini kontrol edince gerçekten de bir düğüm olduğunu görürler…
………..
Düğümü açıp tekrar bırakırlar, böylece fizikçinin başı bedeninden kopar...
……………..
Toplumdaki "düğümler" ve sorunlara işaret edip gerçekleri söylemenin acı sonuçları olabilir!
…………………
Gerçeğe talip olanlar, bedel ödemeyi göze almalıdır…

……………………..
MALİYETİNE VERMEK
İki kardeş bir kasabadan at çalmışlar, başka bir kasabaya kaçmışlar. Ağabey kardeşine ‘Ben kahveye çay içmeye gidiyorum, sen atı pazarda sat gel’ demiş…
………
Kardeşi atı satmak isterken, adamın biri atı almak istediğini söylemiş. Denemek için ata binmiş, kaçıp gitmiş…
……….
Kahveye geldiğinde abisi ‘Atı kaça verdin?’ diye sormuş. Kardeşi ‘Maliyetine verdim’ demiş…
…………………
GÜNÜN SÖZÜ

………………..
SOSYAL MEDYA

……………..
NOSTALJİ
Bir zamanlar Köprübaşı ve Porsuk…

……………………….
TEMEL’İN KÖŞESİ
YAŞLILIK
Temel ile Dursun hayli yaşlanmıştı. Bundan şikayetçi olan Dursun ‘ Ula Temel bu yaşlılık ne zor şeymiş. Başum, kolum, bacağum, belum her bi yerum agrıyi. Haçen sen nasılsun?’ diye sormuş. Temel ‘İyiyum, iyiyum. Anamdan doğduğum ilk gün ki gibiyum. Kafamda saçım yok, ağzumda dişim yok, altuma ediyrum haberim yok’ demiş…