-Kentler de insanlar gibi canlı organizmalardır.
***
-Şüphesiz aksayan bozulan yerleri olacaktır ve bu yerler düzeltilecek, iyileştirilecek, güzelleştirilecektir. Bunlar yapılırken geçmişle gelecek arasında bağ koparılamaz.
***
-Belleksiz bir kentleşme toplumsal dinamikleri bozmakta, ısrarla sahip çıktığımız yerel değerleri bertaraf etmektedir.
***
-İnşaat sektörünün yegane kalkınma aracı olarak görüldüğü politikaların neden olduğu yıkım sadece doğal çevreyi değil tarihi mirasımızı da hedef almaktadır.
***
-Kent kültürü ve kent mirası hızla yok edilmektedir.
***
-Süreç içinde kimliksiz kentlerin ne yazık ki yaşanamaz mekansal alanlar olduklarını görmemizi sağlamıştır.
***
Yukarıdaki sözler önceki dönem Mimarlar Odası başkanlarından Canan Oytan'a aitti.
Tespitleri o kadar çok hoşumuza gitmişti ki, konuşmasını satır satır not almıştık.
***
Zira bu tespitler, Bademlik'te badem ağaçlarının, Vişnelik'te vişne ağaçlarının süreç içinde nasıl yok edildiğini,
bu tespitler, Hamamyolu'nda boydan boya uzanan Akar Deresinin üzeri kapatılıp nasıl ortadan kaldırıldığını,
hatta bu tespitler, Porsuğun içindeki Hürriyet Heykelinin nasıl kayıplara karıştığını ve Anadolu Üniversitesinin ilk tabelasının asıldığı binanın nasıl lojman olduğunu anlatan tespitlerdi.
***
Bundan tam 86 yıl önce yapılan Eskişehir'in simge yapılarından biri olan Hava Hastanesi binasının özelleştirilme kapsamına alındığını öğrenince, yine bu son derece doğru bulduğumuz tespitler geldi aklımıza...
***
Kent kültürü ve kent mirasının her geçen yıl bir bir yok edildiği Eskişehir'in, bu gidişle yaşanmaz mekanlar arasında yerini alacağı endişesi her defasında olduğu gibi yine üzerimize çöktü...

,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
EMEĞİN DEĞERİ...
Takvimler yine 1 Mayıs’ı gösteriyor. Kimi için bir tatil günü, kimi için bir yürüyüş, kimi içinse sadece sıradan bir tarih. Oysa bu gün, görünmeyen ellerin, adı anılmayan emeklerin ve çoğu zaman sesi duyulmayan insanların günüdür.
***
Emeğin değeri, yalnızca üretimdeki payıyla ölçülmez; hayatı mümkün kılan her küçük katkıda saklıdır. Sabahın erken saatinde yola çıkan işçiden, gece geç saatlere kadar çalışan emekçiye kadar uzanan geniş bir hikâyedir bu. Ve bu hikâye, çoğu zaman alkışsız, çoğu zaman sessiz yazılır.
***
1 Mayıs, sadece hak arayışının değil, aynı zamanda hatırlamanın günüdür. Birlikte üretmenin, dayanışmanın ve insanca yaşama isteğinin hatırlatılmasıdır. Çünkü emek, yalnızca bir geçim aracı değil; insanın kendini var etme biçimidir.
***
Bugün, yüksek sesle konuşmak kadar durup düşünmek de önemli: Daha adil bir düzen mümkün mü? Emeğin karşılığı gerçekten veriliyor mu? Ve en önemlisi, birbirimizin emeğine ne kadar saygı duyuyoruz?
***
Belki cevaplar kolay değil. Ama soru sormak bile, değişimin ilk adımıdır.
1 Mayıs, kutlu olsun.

,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
KAÇ İLÇE BAŞKANI İLÇESİNDE OTURUYOR...
Geçenlerde bir sohbet sırasında CHP'nin sandık görevlileri ile birlikte ülke genelinde sahaya inmesi meselesiydi gündem.
***
CHP'nin kapı kapı dolaşarak halkla buluşacağı ve ülke gerçeklerinin anlatılacağı organizasyonun üstesinden gelip gelemeyeceği tartışılırken ortamdan şöylesine ilginç bir soru geldi:
“CHP'nin Eskişehir'deki ilçe başkanlarından kaçı bizzat kendi ilçesinde ikamet ediyor biliyor musunuz?”
***
Herkes “Bu nasıl soru?” dercesine baktı soruyu sorana.
Ama, soran bir şeyler biliyor olmalıydı ki, “Siz yine de bir araştırın isterseniz” diyerek ilk sorusunu destekler gibiydi.
***
Bizim de ister istemez kafamıza takıldı.
Hepsini arayıp “Nerede oturuyorsun?” diye soramayacağım için buradan sormak istedik.
Sahi, CHP'de kaç ilçe başkanı kendi ilçesinde ikamet ediyor?
Kaçı şehirde oturup, part time çalışır gibi ilçe başkanlığı yapıyor?
Şehirde ikamet edip ilçede başkanlık yapmak doğru mu?
Umarım biri çıkıp yanıtlar, bizim de merakımız giderilmiş olur.
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,