Büyükşehir Belediye Meclisi’ne, meclis oturumunu izlemeye gelen Yeşiltepe Mahallesi sakinleri ile diğer izleyiciler damgasını vurmuş…
***
Önce, mecliste ülke meselelerinin değil, şehrin sorun ve meselelerinin konuşulmasını isteyerek meclisi protesto etmişler.
***
Ardından, Yeşiltepe Mahallesi için yapılan dönüşüm planlarının ada bazlı yapılmasına tepki göstererek CHP’li belediyelere tepki göstermişler.
***
Sonrasında da emekli maaşlarının gündeme gelmesi üzerine, mecliste bulunan AK Partili üyelere tepki göstererek, “Bu maaşı alın da siz geçinin. Burada tiyatro oynuyorsunuz” diye bağırarak salondan çıkmışlar.
***
İnsanlar gergin, insanlar kızgın, insanlar çaresiz…
İnsanlar barut fıçısı gibi…
İktidardan da belediyelerden de adeta sıdkı sıyrılmış…
***
Bakmayın siz her iki tarafın taraftarlarının körü körüne savunup karşı cepheye laf sokma vasatlığına.
Her iki taraf da güven vermiyor…
Her iki taraf da samimi gelmiyor…
İnsanlar her iki tarafa da içten içe bileniyor…
***
Ne diyelim?
Galiba her iki taraf da bunu hak ediyor…


EGONUN TAVANI, KİBİRİN ZİRVESİ…
Onlar olmasa bu şehirde ticaret falan olmayacak…
Eskiden olduğu gibi bildiğiniz takas sistemi gelecek…
Bakkala yumurta verip, karşılığında ekmek falan alacağız yani!
***
Onlar olmasa bu şehirde sanayi falan da olmayacak.
Fabrika olmayacak, üretim falan yapılmayacak…
Eskiden olduğu gibi evlerde çorap örüp pazarlarda satacağız!
***
Onlar olmasa hizmet falan da göremeyecek bu millet…
Suyu at arabaları dağıtacak, yollar çamur olduğunda soba küllerini döküp üzerini kapatacağız!
***
Onlar olmasa var ya, sağlık olmayacak, eğitim olmayacak, hiçbir şey olmayacak…
Bildiğin 50 yıl öncesine döneceğiz!
***
Şükürler olsun, varlıklarıyla bugünleri yaşayabiliyoruz!
Ya bir de olmasalardı, ne yapardık?
***
İşin gırgırı bir tarafa, bu şehirde bazı insanlar kendini öyle bir yerlere konumlandırıyor ki hayret etmemek mümkün değil.
Kötü olan tarafı ise buna kendilerini de inandırıyor olmaları. İyi mi?
***
Öyle bir ruh hâline bürünmüşler ki, inanın kızalım mı yoksa gülelim mi, çelişki içinde kalıyoruz.
Hâllerinden, tavırlarından, davranışlarından tutun da konuşmalarına kadar hepsi adeta şehrin sahibi olmuş…
***
Sanki her şey onlarla başlamış bu şehirde ve onlarla devam ediyor…
Onlar gidince de başlayan her güzel şey maalesef sona ermiş olacak!
Zannedersiniz ki bugün bu şehirde ve bu şekilde yaşıyor olmamızı bir tek onlara borçluyuz…
***
Kısacası…
Megalomanlığın tavanını, egonun zirvesini yaşıyor ve yaşatıyorlar resmen.
***
900 bine yakın nüfusu barındıran bir şehirde kimsenin umurunda değiller aslında ama bunun farkına bile varmıyorlar.
Şehrin geçmişi ve geleceği olduğunu, kendilerinin ise bu süreçte hasbelkader bir aktör olduğunu anlamıyorlar.
***
Ve en önemlisi de;
Süreç içinde unutulacaklarını, isimlerinin dahi hatırlanmayacağını tahmin bile edemiyorlar.
***
Hatta…
Tıpkı geçmişte “Eskişehir benimle var oldu” diyen ve bunun havasını yapanların bugün hatırlanmadıkları gibi, “Gelecekte bizi de kazıyan olmayacak” ihtimalini akıllarına dahi getiremiyorlar.
***
Şişkin egoları eşliğinde bugünü böyle geçiriyorlar ama yarın karşı karşıya kalacakları hayal kırıklığının farkına bile varamıyorlar…
***
Şunu çok iyi biliyoruz ki bu yazının hemen ardından telefonlarımız susmayacak.
Her arayan, “Yazıda kimi kastettin arkadaş? Bu yazıyı kimler için yazdın?” diye soracak…
***
O yüzden arayıp soracak olanları bu zahmetten kurtarmak için şimdiden söyleyelim…
Öncelikle, söz konusu yazı bir ya da birkaç kişiye özel yazılmış bir yazı değil…
Yazının muhatabı olabilecek nitelikte öylesine çok kişi var ki bu şehirde, hangisini sayalım?
***
Zaten…
Yazı okunduğunda herkesin aklından farklı farklı birkaç isim mutlaka geçecek…
Fakat emin olun, söz konusu yazıyı bir tek muhatapları üzerine alınmayacak…
***
Not: İmparator Aurelius, Roma şehir meydanına indiğinde kendisiyle birlikte yürümesi için arkasında sürekli bir uşak bulundururmuş.
Uşağın tek görevi, insanlar Aurelius’a övgüler yağdırırken Aurelius’un kulağına “Sen sadece insansın” diye fısıldamakmış.
“Sen sadece insansın.”
***
Acaba biz de aramızda para toplayıp, yukarıda tarifini yaptığımız insanların yanına bir hizmetli mi görevlendirsek?
Bu arkadaş arada sırada kendilerine, “Sen insansın be arkadaş! B..kunda boncuk falan da yok!” diye hatırlatsa iyi olmaz mı?
Ne dersiniz?
İLLA BÖLECEKLER BİR ŞEYLERİ YA…
Anadolu Üniversitesi gibi koca bir eğitim kurumunu, güya “3’üncü üniversite kuracağız” sözünü yerine getirmek için ortadan ikiye böldüler.
Hem Anadolu Üniversitesi’ni budayıp zayıflattılar hem de bölünerek kurulan Eskişehir Teknik Üniversitesi’ni imkânsızlıklar içinde var olma çabası içine soktular.
Sonuç ortada.
***
Şimdilerde Odunpazarı ilçesinin bölünerek Eskişehir’e üçüncü bir merkez ilçe kurulmasını konuşuyorlar.
AK Partililerde nedense bir bölme merakı var.
***
Hâlbuki tek hücreli canlılar ile bakteriler dışında, bölünerek çoğalan ve büyüyen başka bir canlı da; bölünerek güçlenen başka bir kurum ve kuruluş da yok…
***
Ama koymuşlar kafalarına bir kere.
İlla ki bölecekler bir şeyleri.
Hem de, bölene de bölünene de yaramayacağını bile bile…
NE GARİP DEĞİL Mİ?
İş dünyasının sorunlarının büyük ölçüde giderildiğini ve bütçe disiplininin sağlandığını belirten Bakan Şimşek, iş insanlarına yönelik konuşmuş.
Birçok konuda ve iki-üç yıl önce iş dünyasının önemli endişe kaynağı olan sorunların giderildiğini vurgulayan Şimşek, “Size de yardımcı olacağız ama her şeyi devletten beklemeyin” demiş.
***
Ne garip değil mi?
Devleti yönetenler, vergi üzerine vergi salarak her şeyi vatandaştan bekliyor ama mesele o vergilerin geri dönüşü söz konusu olduğunda, “Her şeyi devletten beklemeyin” diyebiliyor!
