İstanbul’un en hareketli noktalarından biri olan Beyazıt Meydanı’nda bulunan II. Bayezid Külliyesi içindeki Beyazıt Camii, Osmanlı mimarisinin en önemli eserlerinden biri olarak öne çıkıyor. Fatih Külliyesi’nden sonra İstanbul’un ikinci büyük külliyesi kabul edilen yapı, Sultan II. Bayezid tarafından yaptırıldı. Caminin inşasına 1500 yılında başlanmış, 1505 yılında tamamlanmıştır.Tarihi kaynaklarda caminin mimarı konusunda farklı görüşler bulunuyor. Bazı kaynaklar mimarın Mimar Kemaleddin veya Mimar Hayreddin olduğunu belirtirken, daha sonraki araştırmalarda Yakub Şah b. Sultan Şah adı da öne çıktı. Ancak tarihçiler, bu üç mimarın külliyede görev yaptığı konusunda hemfikir olsa da baş mimarın kim olduğu kesin olarak bilinmiyor.
Beyazıt Camii’nin planı, dört büyük fil ayağı üzerine oturan merkezi kubbe sistemiyle dikkat çekiyor. 16,78 metre çapındaki ana kubbe, iki yarım kubbe ve yan kubbelerle destekleniyor. Kubbenin etrafındaki 20 pencere iç mekâna aydınlık bir atmosfer kazandırıyor.Caminin iç alanı yaklaşık 37 metre genişliğinde olup kalın taş duvarları ve güçlü mimari düzeni, Osmanlı mühendisliğinin ileri seviyesini ortaya koyuyor. Yapıda kullanılan ölçülerin ve geometrinin son derece hassas olması dönemin teknik ustalığını gözler önüne seriyor.
Caminin mihrabı ve minberi Osmanlı taş işçiliğinin en zarif örnekleri arasında gösteriliyor. Rumî motiflerle süslenmiş mermer mihrap, stalaktitli yapısı ve ince işçiliğiyle dikkat çekiyor. Minberde ise siyah-beyaz mermer kakmalar ve zarif oyma motifler yer alıyor.
Caminin sağ ve sol tarafında bulunan tabhâne bölümleri, Osmanlı döneminde misafirlerin konaklaması için yapılmış özel bölümler olarak biliniyor. Evliya Çelebi’ye göre bu alanlar yolcuların ve misafirlerin ağırlanması için kullanılıyordu.
Caminin mihrap tarafında Sultan II. Bayezid’in türbesi bulunuyor. Sekizgen planlı türbe beyaz köfeki taşından yapılmıştır. Yanında ise Sultan’ın kızı Selçuk Hatun’un türbesi yer alıyor.
İstanbul’un en merkezi noktalarından birinde yer alan Beyazıt Camii, hem ibadet hem de kültür turizmi açısından büyük önem taşıyor. 500 yılı aşkın geçmişiyle ayakta duran bu görkemli yapı, yerli ve yabancı turistlerin en çok ziyaret ettiği tarihî eserler arasında yer alıyor.