Cumhuriyet Halk Partisi içinde son birkaç ayda yaşananlara şöyle bir baktığımızda:

***

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt “Eskişehir'de artık vesayet dönemi bitti” diyerek eski Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen'i suçluyor, Büyükerşen ise “O zaten Giray Han'lıdır” diye Kazım Kurt'u suçluyor.

***

Parti içinde muhalif grup olan Koca Çınarlar, partide demokrasi kanallarını açmak istemediğini ileri sürdükleri yönetimleri ve bu yönetimlere hamilik yapan belediye başkanlarını suçluyor.
İl başkanı ve yönetimi ise bu grubun kendi başına hareket ettiğini ileri sürüp, partiye zarar vermekle suçluyor.

***

Odunpazarı Meclis üyesi, Odunpazarı Belediye Hizmet Binası yapımında tercih edilen yöntemi benimsemediğini söyleyerek belediye başkanı ve yönetimini suçlayıp, oylamada çekimser kalıyor.
Belediye başkanı “Gereğini yaparız” diyerek, il başkanı da “Grup kararına uymamak disiplin suçudur” diyerek meclis üyesini suçluyor.

***

Tepebaşı Belediye Başkanı, Mihalıççık Belediye Başkanı'nı “Çakma CHP'li” diye suçluyor. Mihalıççık Belediye Başkanı aynı tonda cevap veriyor. Parti içinde herkes her iki tarafta konumunu alıyor.

***

Eski Büyükşehir Belediye Başkanı, iki merkez ilçe belediye başkanını taklitçilikle suçluyor.

***

Eski il başkanları arasından bazı isimler zaman zaman il başkanı ve yönetimini, zaman zaman da belediye başkanlarını suçluyor.

***

Asıl muhalefetin iktidara karşı yapılması gereken bir süreçte, CHP içinde başlayan bu karşılıklı suçlamalar muhalefetin yine parti içine çekildiğini net bir şekilde ortaya koyuyor.

***

Ve tüm bu olup bitenler bize, CHP içinde yeni döneme yönelik seçim ve seçilme kaygısının şimdiden başladığını bariz bir şekilde gösteriyor sanki...

Chp (18)

YALAN DOLAN İŞTE!

Halka anlattıklarınızın gerçek olması şart değildir.

– İnsanların beyni tembeldir. Bu tembelliği iyi bilin ve yalanlarınızı ona göre söyleyin. Tembel beyin yalanı çok daha iyi hazmeder.

– Bir yalanı sürekli tekrar edeceksiniz. Bunu yapınca halk o söylemin size ait olduğunu unutur ve kendi fikriymiş gibi inanmaya başlar.

– Küçük yalanlar inandırıcı olmayabilir. Söylediğiniz yalan ne kadar büyükse o kadar etkili olur.

– Halk büyük yalanlara, küçük yalanlardan daha çok inanır.

– Yalanlarınızdan da asla geri adım atmayacak, onları sürekli tekrar edeceksiniz. Toplumun beyni ancak bu yolla yıkanır.

Hitler’in propaganda bakanı Goebbels’in kaleme aldığı kitapta yer alan ve yönetirken yalanın ne denli önemli bir argüman olarak kullanıldığını anlatan ifadeler.

Yalan, tarih boyunca ülke yöneticilerinin vazgeçemediği ve sık sık müracaat ettiği bir argüman olmuş…

Öyle ki: Yalanın sistematiği kâğıtlara dökülmüş, yöntemleri literatürlere girmiş.

İlginç olan…

Bunca tecrübeye rağmen bugün hâlâ yönetimlerin sık sık yalanlara başvuruyor olması, dinleyenlerin de buna inanıyor olması…

O yüzden söylenilen de söylediklerimiz de hepsi yalan!

Seçimler yalanla kazanılıyor.

İktidarlar yalanla iktidarlarını sürdürüyor.

Savaşlar, bombalardan önce atılmaya başlanan yalanlarla başlatılıyor…

Yoksulluk yalanla örtülüyor.

Yolsuzluk yalanla kapatılıyor.

Yasakların izahı bile yalanla yapılıyor.

TRAMVAYDA YAPILAN ANONSLARA DAİR DİKKAT ÇEKECEK ÖNERİ

Estram’da yapılan anonslarla ilgili bir önerim var.

***

Sümer Mahallesi’nde oturuyorum. Tramvayla gidip geliyorum. 3 numaralı tramvay SSK–ESOGÜ arasında çalışıyor.

***

Bu hatta çalışan tramvayda ağırlıklı olarak iki grup yolcu var.
Birinci grup yolcu öğrenciler. İkinci grup ise hastalar.
Tıp Fakültesi Hastanesi’ne ve Yunus Emre Devlet Hastanesi’ne gidip geliyorlar.

***

Ağırlıklı yolcular öğrenciler.
Öğrenciler oturuyor. Hastalar, engelliler ve hamile kadınlar ayakta seyahat ediyorlar.

***

Gençler ellerinde telefon, başları genellikle önde. Bazen istisnalar oluyor ve yer veriyorlar.

***

Bu elbette eğitim ve kültür sorunu...

***

Tramvayda “Engelliler, yaşlılar ve hamile kadınlar…” diye başlayan ve yer verilmesini isteyen anons yapılıyor. Fakat bu anons pek dikkate alınmıyor.

***

Yolcular ağırlıklı olarak öğrenci olduğuna göre anonsa “SEVGİLİ ÖĞRENCİLER” ifadesi eklenebilir mi?

***

“Sevgili öğrenciler, engelliler, yaşlılar ve hamile kadınlar…” şeklinde bir anons yapılarak öğrencilerin dikkatleri çekilebilir mi?

***

İletişimci değilim. İletişim açısından tartışılmalı diye düşünüyorum...

***

Yukarıdaki öneri, Anadolu Üniversitesi önceki dönem rektörlerinden Prof. Dr. Davut Aydın’a ait.

***

Gözlemine dayanan ve anonsların dikkat çekici olmasını sağlayacak bir öneri sunmuş.

***

İlgililerin bilgisine sunulur.

T R A M V A Y-6