AK Parti'nin kurulduğu tarih olan 2002 yılına kadar hiç yoktu...
İlk 10-15 yılda ise tek tük şahit oluyorduk.
Ama 2023 seçimlerinden sonra ne olduysa oldu ve artık aleni şekilde yapılmaya başlandı.
***
Bürokrasinin siyasetle olan içli dışlı ilişkisinden bahsediyoruz.
Sahiden de ne olduysa oldu ve özellikle 2023 seçimlerinden sonra biz bürokratların siyaset ve siyasetçilerle olan aleni ve içli dışlı ilişkilerine daha çok şahit olmaya başladık.
***
Partinin düzenlediği bir toplantı oluyor örneğin, bakıyorsunuz bürokratlar orada yerini almış.
Bir bakıyorsunuz, bürokratlar gitmiş parti binasına, parti yöneticilerine brifing veriyor.
Partinin bayramlaşması oluyor, bürokratlar en ön sıraya yerleşmiş.
Müdürler değişiyor örneğin, yeni atanan müdür daha atandığı koltuğa oturmadan soluğu Ankara'da alıyor ve mecliste milletvekillerini ziyaret ediyor.
***
Herhangi bir müdür bırakın muhalefet partilerinin binalarını ziyaret etmeyi ya da bayramlaşma toplantısına katılmayı, o partilerin yanlışlıkla önünden geçse, soluğu Cizre'de alır ama söz konusu iktidar partisi olunca hiçbir sorun olmuyor.
***
İşin kötü tarafı bu durum ne siyasetle içli dışlı olan bürokratlarda bir sıkıntı yaratıyor ne de siyasetçiler bu durumdan yakınır vaziyette.
Her iki taraf da bunun artık çok normal bir şey olduğunu resmen kanıksamış!
***
Bakın şimdi; yakın zamanda Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğünde bir değişim oldu.
Hikmet Çelik Ankara'ya çekildi, yerine Hüseyin Özgür Yalçın atandı.
Yeni müdür ik iş olarak yukarıda söylediğimiz gibi soluğu Ankara'da aldı.
Mecliste tek tek AK Parti Eskişehir Milletvekilleri Fatih Dönmez, Ayşen Gürcan ve Nebi Hatipoğlu'nu ziyaret etti.
***
Tıpkı diğer ataması yapılan bürokratların yaptığı gibi...
Sanki “Ben göreve başladım emirlerinizi bekliyorum” der gibi...
Adeta “Bana bir talimatınız olacak mı?” diye sorar gibi...
Hepsinden de önemlisi...
Devletin değil de partinin müdürleri olduğu resmen ilan edilir gibi...
***
NOT- Eski Çevre Müdürü AK Parti binasında parti yöneticilerine brifing veriyordu, yenisi de daha ataması yapılır yapılmaz soluğu Ankara'da alıp, AK Parti milletvekillerini ziyaret ederek göreve başladı.
Gelenek kaldığı yerden devam ediyor anlayacağınız!


,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
BU YIL KUTLAMA TÖRENİ UNUTULDU MU YOKSA
Her yıl sağlık ordusuna yüzlerce hekim ve hemşire yetiştiren Osmangazi Üniversitesi'nde her yıl 14 Mart tarihinde Tıp Bayramı kutlanırdı...
***
Düzenlenen törenlerde yapılan konuşmalarda, Rektör sağlık çalışanlarının gösterdiği fedakarlık, Dekan ise hekimliğin sorumlulukları ve tarihsel süreci ile ilgili etkili konuşmalar yapardı.
***
Çeşitli konferansların verildiği, emekliye ayrılan hekim ve sağlık çalışanlarına teşekkür plaketlerinin verildiği bu törenlerde ayrıca hekimler arası yarışmalar ve müzik guruplarının konserleri falan olurdu.
***
2024 yılında yapılan Tıp Bayramı kutlama törenini hatırlıyorum.
2025 yılında, yani geçen yıl yapılan töreni de gayet iyi hatırlıyorum.
Hatta...
Törene katılımın az olmasını eleştirmiş, özellikle şehir yöneticilerinin bu törene katılmayışına aynı köşede tepki göstermiştim.
“2026 yılı Tıp Bayramında umarız bu özel güne daha çok ihtimam gösterilir ve daha çok katılım olur” diye bir yazı kaleme almıştım.
***
Geçtiğimiz günlerde kutlandı Tıp Bayramı...
Haberleri şöyle bir taradım, üniversitenin ve fakültenin internet sayfalarına baktım ama üniversitede Tıp Bayramı kutlanıldığına dair bir habere rastlamadım...
Galiba bu yıl Tıp bayramı kutlaması unutuldu!
Ya da...
Gerekli ilgi gösterilmiyor düşüncesiyle bu tören artık kutlama listesinden çıkartıldı...
Kimseye haber vermeden kendi kendilerine, sessiz ve sedasız kutladılarsa o başka tabi!

,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
ŞU GÜNLERE UYACAK EN GÜZEL FIKRA...
Vicdanında bir sızlama hisseden politikacı, yaşlı ve bilge bir adama fikir danışmış:
- “Ben halka 6 defa yalan söyledim baba” demiş. “Bana günahımın affı için ne yapmamı tavsiye edersin?”
İhtiyar, soru üzerinde düşünmüş, sonunda şu cevabı vermiş:
- İki koç kurban et, peşinden tövbe etmeyi unutma...
Politikacının yanındaki arkadaşı da fırsatı kaçırmadan sormuş:
- Ben, beş kez yalan söyledim, bana ne tavsiye edersin?
İhtiyarı bir düşünce almış, ama onun da çaresini bulmuş:
- Bir defa daha yalan söyle. Altı olunca, sen de iki koç kesip tövbe edersin.
........................................................................