Aksaray yaptığı açıklamada, sağlık hizmetinde kaliteden asla ödün verilemeyeceğini vurguladı. Aksaray, tasarruf gerekçesiyle niteliğin geri plana itilmesinin hasta güvenliğini ve hekimleri doğrudan tehdit ettiğini söyledi.
“Nicelik değil nitelik”
Sağlık Bakanlığı’nın politikalarının niteliği değil niceliği öncelediğini belirten Aksaray, poliklinik randevu sürelerinin 5 dakikaya düşürülmesini örnek gösterdi: “Beş dakikada kaliteli sağlık hizmeti mümkün değildir.”
Kamu hastanelerinde tıbbi malzeme alımlarının önemli bölümünün DMO üzerinden yapıldığını hatırlatan Aksaray, en ucuz ürünün zorunlu tutulmasının kalitesiz malzemeyi dayattığını ifade etti. “Kullanıcı deneyimi, teknik servis ve kalite gözetilmiyor. Sorun çıktığında iade süreçleri uzuyor; hastaneler malzeme sıkıntısı yaşıyor.”
“Ucuz tercih, pahalı sonuç”

Kalitesiz malzemenin ameliyatlarda ek riskler doğurduğunu söyleyen Aksaray, bunun tekrar kullanım, enfeksiyon, hatta ameliyatın tekrarı gibi sonuçlara yol açabileceğini belirtti. “Bu durum hekimi hukuki ve psikolojik baskı altına alıyor; şiddeti körüklüyor, hekimleri çekingenliğe itiyor ve beyin göçünü hızlandırıyor.”
“Tekelleşme ve kalite erozyonu”
Ucuz ürün baskısının, kaliteli üreticilerin piyasadan çekilmesine ve zamanla kalitesiz ürünlerin pahalıya satıldığı bir tekelleşmeye yol açabileceği uyarısını yapan Aksaray, bunun uzun vadede hasta ve hekimleri zarara uğratacağını söyledi.
“Başka bir sağlık sistemi mümkün”
Sorunların kaynağı olarak Sağlıkta Dönüşüm Projesini işaret eden Aksaray, “Koruyucu sağlığı dışlayan, sağlığı meta haline getiren bu sistem kışkırtılmış talep üretirken, aynı anda tasarruf söylemiyle çelişiyor” dedi. “İnsana, emeğe, bilime ve deneyime değer veren başka bir sağlık sistemi mümkün” diyen Aksaray, hastalarla birlikte mücadele çağrısı yaptı.



