Eskişehir’in sınırları içinde zincir marketlerin sayısı 600’e yaklaşırken ve bu zincir marketlerin 570 tanesi şehir merkezinde faaliyet gösterirken...

***

Bu zincir marketlerde iğneden ipliğe, çekiçten kitaba, manav ürünlerinden giysilere kadar aklınıza gelecek her türlü ürün aynı çatı altında satılırken...

***

Vergi vermeyen, ettiği zarar “görev zararı” olarak yazılan ama şehrin en işlek caddelerinde en güzel iş yerlerini kiralayan Tarım Kredi Kooperatif mağazaları mantar gibi çoğalırken...

***

Şehir merkezinden uzak bölgelere kurulması konusunda herkesin fikir birliğine vardığı AVM’ler resmen şehir merkezinde birbiri ardına yükselirken...

***

Eskişehir’de en son açılan Gros Market, sermayesinden gelen güçle piyasaya indirimlerle girip şehir esnafının işlerini, nereden bakarsanız bakın, yüzde 10-15 düşürürken...

***

Odunpazarı Belediyesi’nin geliri Eskişehirspor’a kalması için izin verdiği Yöresel Ürünler Fuarı’nın tek başına şehir esnafını bitirip yok ettiği eleştirisi bana son derece tuhaf geliyor...

***

Yöresel festival nedeniyle Eskişehir’in bilmem kaç milyon lirasının başka şehirlere kaçırıldığı eleştirisi bana son derece komik geliyor.

Dahası...

***

Yukarıda saydıklarımızı kimse dile getirip yakınmazken, geliri Eskişehirspor’a giden yöresel ürünler festivali meselesi üzerinde aylardır tepinilmesi artık son derece boş ve gereksiz geliyor...

Festival-9

BU KADAR BAŞKANA RAĞMEN HÂLÂ YÖNETİLEMİYORUZ YA…

Yaşanmış bir hikâyedir.

Adıyaman Vali Yardımcısı otobüsle Ankara’ya giderken sürekli su istiyor, otobüsün muavini de sürekli istediği suyu getiriyormuş.
Vali yardımcısı yedinci suyu isteyince, Adıyaman’dan bu yana su vermekten bıkmış olan muavin sinirlenmiş:

— Bu ne babam? Kelle mi yedin? Adıyaman’dan çıktık çıkalı su… su… su… Yok, bitti; arabada su kalmadı!

deyince vali yardımcısı:

— Terbiyesiz herif! Sen nasıl konuşuyorsun? Haddini bil de konuş! Ben vali muaviniyim,

diye çıkışmış.

Bizim otobüs muavini lafın altında kalmayıp gayet rahat bir şekilde cevap vermiş:

— Ne olmuş yani! Ben de bu otobüsün muaviniyim!

Vali muavininin otobüs muavinini bulabileceği tek yer otobüs ama başkan başkanı her yerde buluyor, maşallah.

Bir toplulukta oturuyorsunuz örneğin; oturduğunuz kişilerin yarısı başkan.

Kapıdan giren biri “Başkanım!” diye kalabalığa seslendiğinde neredeyse en az 5-6 kişi “Efendim” diye cevap veriyor.

Parti başkanı, belediye başkanı, oda başkanı, dernek başkanı, kooperatif başkanı, STK başkanı, apartman başkanı vs.

Ülkede neredeyse kişi başına en az dört başkan düşecek…

İşin ilginç tarafı…

Etrafımızda bu kadar başkan olmasına rağmen biz hâlâ bu ülkede adam gibi yönetilemiyoruz, iyi mi?

DOĞRUYU MEZARDA MI SÖYLEYECEĞİM?

CHP meclis üyesi Ali Haydar Çelik'in Odunpazarı meclisinde grup kararının aksine “Çekimser” oy kullanması ile ilgili dün bu sütunlarda bir yazı kaleme almıştık...
Çelik'in grup kararına uymama, grup toplantısına katılmama ve aynı konuda Odunpazarı ve Büyükşehir meclisindeki oylamalara kabul oyu vermesinin üç ayrı yanlış olduğunu belirterek “Ali Haydar Çelik'in belki kendine göre doğruları vardır ama görünen o ki üç yanlışı bir doğruyu götürmüş gibi görünüyor” diyerek tamamlamıştık yazıyı...
***
Ali Haydar Çelik aradı yazı ile ilgili...
“Öncelikle meclis toplantısı öncesi grup kararı falan alınmıyor. Normalde açık ya da gizli oyla karar alınıp tutanak imzalanması lazım. Ama grupta öyle olmuyor. Başkanın dediği ve istediği oluyor.” diye başladı anlatmaya.
Ardından da, mobinge uğradığı için grup toplantısına gitmediğini söyledi.
***
Ali Haydar Çelik daha önce Odunpazarı ve Büyükşehir meclislerinde görüşülen ve kendisinin de kabul oyu verdiği maddenin söz konusu arsanın imar tadilatı ile ilgili olduğunu söylüyor.
Devamla da:
“Çekimser oy kullandığım madde imar tadilatı yaptığımız arsanın belediye tarafından yüzde 50 ile müteahhide verilmesi maddesidir. Ben belediye hizmet binasının yap-işlet-devret ile müteahhide verilme yerine belediyenin yapmasını savunuyordum. Müteahhit kazanacağı yerde belediye yapsın, kiraya mı verecek versin, satacak mı satsın, sonuçta belediye kazansın istedim. Bu yüzden partiden atacaklarsa da atsınlar. Sonuçta orası halkın yeri. Doğruyu mezarda mı söyleyeceğim.” diyor.
Son söz olarak da 7 yıldır meclis üyeliği yaptığını, bugüne kadar herhangi bir sıkıntı çıkartmadığını, devrimci bir yapısının olduğunu söyleyip, doğru bildiğini de sonucu ne olursa olsun söylemeye devam edeceğini ifade ediyor...
Cevap hakkı cevap vermek isteyenin hakkıdır...

Ali Haydar-1