2004 yılında gazetemizde ‘Kedili karikatür’ yayınlanmıştı…
……………
Karikatür de dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ı yumağa dolanmış kedi olarak tasvir edilmişti…
………..
Yumakta imam hatipli okullar olarak gösterilmişti…
………………..
Cumhuriyet Gazetesi Karikatüristi Musa Kart’ın çizdiği karikatür nedeniyle Cumhuriyet gazetesine ve bize tazminat ve ceza davası açılmıştı…
………………..
Cumhuriyet gazetesi Ankara mahkemesinde yargılanmıştı. Ve gazete ceza almıştı…
……………..
Bizim davaya bakan Eskişehir mahkemesi ise beraat kararı vermişti…
…………..
Aynı karikatüre iki zıt karar verilmişti…
………….
Yargıtay Eskişehir mahkemesini haklı buldu, Ankara mahkemesinin verdiği cezayı bozdu…
………………
Eskişehir’de bizim davaya bakan mahkeme hakimi Mithat Ali Kabaali beraat gerekçesine ‘Şiir okuduğu için cezaevine girmiş bir başbakan daha hoşgörülü olmalı’ diye yazmıştı…
…………..
Biz de ‘Ülkenin hoşgörüye ihtiyacı var’ diye manşet atmıştık…
…………….
O gün biz Sayın Erdoğan’ın dava açtığı 17’inci gazeteciydik…
……….
Şu anda Cumhurbaşkanına hakaret suçundan açılan dava sayısı 53 bini geçmiş…
………….
Bizi yönetenler pek hoşgörülü olamamış…
…………………
SON SÖZÜ DAHA SÖYLEMEDİK!
Dün gazetemizin spor sayfasının manşetini böyle attık…
…………
Evet, son sözü bugün Eskişehir’de biz söyleyeceğiz…
…………..
Yüreğini ortaya koyan futbolcularımız…
…………..
Stadı dolduran taraftarımız söyleyecek…
………….
Ve Balıkesir’i eleyeceğiz…
………..
Büyük ihtimalle rakibimiz Karşıyaka olacak…
………….
Onların da sonu aynı olacak…
………….
Eskişehirspor final oynayacak…
………….
FENERLİ TARAFTAR
3-0’lık Galatasaray yenilgisine kızan bir Fenerli taraftar televizyonu yumrukladıktan sonra yerinden sökerek pencereden atmış…
………………
Teknik direktöründen futbolcusuna hepsi milyon Euro paralar alıyorlar, lüks içinde yaşıyorlar…
…………..
Bu adam da televizyonunu sokağa atıyor…
…………….
Valla kusura bakmasın ama…
……………
Bu taraftarlık değil, aptallık…

…………………..
GÜNÜN SÖZÜ

…………………
TEMEL’İN KÖŞESİ
Temel ormanda ağaç kesiyormuş, o sırada çevreciler de ormanda yürüyüşe çıkmışlar, Temel'i bu vaziyette görünce bir güzel pataklamışlar. Temel üstü başı perişan halde köye dönerken Dursun'a rastlamış, Dursun;
- Ula Temel bu ne hal böyle? diye sormuş, Temel de anlatmış;
- Ormanda ağaç keseydum, birden kalabaluk pir grup Doğan'ın yengesini bozmişum diye dövdü peni, halbuki ne Doğan'ı taniyruuum, ne de yengesuni...