Hukuki değil siyasi
Son günlerde servis edilen iddianameler üzerinden yürütülen tartışmaların hukuki değil, bilinçli biçimde siyasi bir zemine çekilmek istendiğini ifade eden Yalaz, “Malumunuz üzere ülkemizde uzun süredir yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ciddi bir tartışma konusudur. Muhalefet belediyelerine yönelik her idari sürecin ceza soruşturmasına dönüştürülmesi ve iddianame düzenlenecek boyuta getirilmesi yargının siyasallaştığı yönündeki kaygıları daha da artırmaktadır” dedi.
Masumiyet karinesi
Yalaz, “Tepebaşı ve Odunpazarı Belediyelerimize karşı yapılan bu itibarsızlaştırma operasyonunun altını açıkça çizelim: Ortada kesinleşmiş bir mahkeme kararı yoktur. Ortada hüküm yoktur. Ortada yalnızca iddialar vardır. Hukukun en temel ilkesi olan masumiyet karinesi hiçe sayılarak, henüz yargılama dahi başlamamışken kamuoyu nezdinde bir mahkûmiyet algısı oluşturulmaya çalışılmaktadır” diye konuştu.
Bu kadar basit
Tepebaşı Belediyesi’ne ilişkin dosyanın ruhsata aykırı eklentilere yönelik yapılan işlemler üzerinden şekillendiğini ifade eden Yalaz, “Dava son derece ilginç bir davadır. Müşteki benim taşınmazımı neden yıktınız demiyor. Yıkmamanız gerekirdi demiyor. Yıkmasaydınız da demiyor. Diyor ki: benim binam kaçak yapıydı eyvallah yıktınız. Peki diğerlerini neden yıkmadınız diyor. Tepebaşı Belediyemiz de diyor ki: başkalarını da yıktık. Senin taşınmazınla ilgili yürütmenin durdurulması istedin reddedildi. Diğerlerinden bir kısmı yürütmenin durdurulması aldı. Acil olan yerlerin bir kısmında doğrudan teminle yıkım yapıldı. Bir kısmında şartlar gereği yıkım ihalesi açıldı. İhaleye giren olmadı yıkılamadı. Ya da sonra ihale edildi ve bir kısmı daha sonra yıkıldı. Konu bu kadar basittir” dedi.
Teknik bir olay
Odunpazarı Belediyesi’ne yönelik iddia ile ilgili de konuşan Yalaz, “Teknik bir olayın “ihaleye fesat” gibi ağır bir suçlamaya dönüştürülmesidir. Davaya konu akaryakıt ve petrol istasyonuna ilişkin ihalede ihalenin şartnamesi ilgili müdürlük tarafından hazırlanmış ve gerekli yasal prosedürler yerine getirilerek ihaleye çıkılmıştır. İhale sırasında herhangi bir itiraz veya sonrasında ihalenin iptali için herhangi bir başvuru da olmamıştır. İhale şeffaf şekilde gerçekleşmiş olup, hem yerel kanallarda hem de belediyeye ait sosyal medya hesaplarında canlı olarak yayınlanmıştır. İhalede görev yapanların rekabetin ortadan kaldırılması, engellenmesi veya sınırlandırılması yönünde bir çaba veya kastı bulunmamaktadır. Tüm bunlardan özetle ihale kapsamında yapılan iş ve işlemler hukuka ve mevzuata uygundur” diye konuştu.
Algı yapılmak isteniyor
Yalaz, “Şimdi bu iki başarılı belediye başkanı üzerinden bir algı inşa edilmek istenmektedir. “Kayyum” gibi gerçek dışı senaryolar bilinçli bir şekilde dolaşıma sokularak hem yerel yönetimlere hem de seçilmişlere gözdağı verilmek istenmektedir” dedi.
Görevlerini yapıyorlar
Belediyelerin görevini yapınca suçlandığını dile getiren Yalaz, “Gelir artırınca suçlanıyor. Denetim yapınca suçlanıyor. Şeffaflık sağladığında hedef alınıyor. Sosyal belediyecilik anlayışıyla halkın yanında durduğunda rahatsızlık yaratıyor.
Bu tablo hukuk devleti refleksi değildir; bu tablo siyasetin yargı üzerinden dizayn edilmeye çalışıldığının en somut örneğidir” ifadelerini kullandı.
Canlı yayında tartışalım
Yalaz, “Son olarak açıkça ifade ediyorum. İki davada hukuki değil, siyasidir. Buradan bu davaların çığırtkanlığını yapan AKP’lilere sesleniyorum. En iyi hukukçularınızı, en iyi avukatlarınızı bulun getirin. Canlı yayında hukuki boyutuyla tartışalım. Ahmet Başkanın da Kazım Başkanın da bu davalarda yargılanan bürokratlarında yanındayız. Alnımız açık başımız diktir. Korkmadan yılmadan Eskişehir halkına hizmet etmeye ve mücadeleye devam edeceğiz” diye konuştu.





