6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde 11 ilde büyük yıkım ve can kayıpları yaşanmıştı. Depremin üzerinden yaklaşık 3 yıl geçmesine rağmen sarsıntı anı ve yaşanan kargaşa, o bölgede yaşamış olan vatandaşların zihninde dün gibi canlı. Bölgedeki yıkımdan dolayı başka illere taşınan vatandaşlar, yeni düzenlerini kurdular. Diğer iller gibi Eskişehir'e de göç eden depremzedeler burada hayatlarını sürdürüyor. Onlardan biri olan 50 yaşındaki 3 çocuk annesi Ayten Cömert, Hatay'ın Antakya ilçesinde saat 04.17'de resim yaparken asrın felaketine yakalandı. Depremde oturduğu site enkaza dönen Cömert'in komşularının çoğu ikinci sarsıntıda hayatını kaybetti.

ESO Türk Sanat Müziği Korosu'ndan konser
ESO Türk Sanat Müziği Korosu'ndan konser
İçeriği Görüntüle

Resim yapmak depremzede için daha anlamlı

Depremden 1 yıl sonra eşini de kaybeden Ayten Cömert o anları anlatırken yaşadığı acı ve korku gözlerinden net bir şekilde okunuyor. Enkazdan yaptığı tabloları çıkaran Cömert, sarsıntı da zarar gören resimlerini halen saklıyor. Deprem anında tuttuğu fırçadan dolayı ailesini erkenden uyandırarak evlerini terk etmelerine vesile oldu. Resim yapmanın kendisi için depremden sonra ayrı bir anlamı olduğuna değinen Cömert, duygu ve düşüncelerini tuvale dökmeye devam ediyor.

"Resim yaparken yakalandık ve gerçekten çok kötüydü"

Konuyla alakalı konuşan depremzede Ayten Cömert, "Depreme resim yaparken yakalandım. O sırada sergiye hazırlanıyorduk, büyük bir tuval yapıyordum. Konusu şuydu; harman kaldıran bir kadın, çok güzel ve büyük bir resimdi. O an, 'Hocam kızmadan tablodaki kadının yüzünü bir düzelteyim,' dedim. Vallahi, 'Sabaha kadar uyuyamasam da olur' diyordum çünkü ertesi gün çok yoğun çalışacaktık, sergi çalışmalarına başlamıştık. Yoğun bir şekilde çalışıyorduk ve vaktimiz kısıtlıydı. Biz enkaz altında kalmadık ama ev çok fena haldeydi yani sağ çıktık diyelim. Ama ablam burada, o enkazdan çıktı. Zaten bütün mahallemiz yıkıldı. Oturduğum yerin tamamı gitti; sadece bizim binamız ve yanındaki bahçeli ev ayakta kaldı. Oturduğumuz site dört binalıktı; üç binası yıkıldı, bizimki daha sağlam yapılmış. İçime bir şey mi doğdu nedir, bir türlü yatamadım, uyuyamadım. Gençler de ayaktaydı, 'Çocuklar, bir kahve yapın,' dedim. Üst komşumuzun oğlu da bizdeydi, 'Aaa Ayten Teyze, uyumamışsın' dediler. 'Yok, uyumadım' dedim, çünkü elimde bir iş vardı, bunu bitirmem lazımdı. Uykum gelse de o gün uyumayı düşünmüyordum ama içimde garip hisler vardı tabii ki. Evet, resim yaparken, kahve içerken yakalandık ve gerçekten çok kötüydü. Eşimi depremden sonra kaybettim. Ailesinden kayıplar olunca o da hastalandı; rahmetli zaten hastaydı, 1 yıl sonra vefat etti. Eşim öleli 2 yıl oldu. Sitemizin dışındaki binalarda, apartmanlarda çok ölüm oldu. Belki bir gün önceden selamlaşıp merhabalaşmışımdır o insanlarla. O betonların altından sadece seslenebiliyorsun, 'Abi, hocam' diye sesler geliyordu. Çocukları geliyor; 'Baba, baba kurtarın' diye bağırıyorlardı. O çok beyefendi bir adamdı, çok üzüldüm. 8-10 yaşlarında ufak çocuklar vardı, başlarını okşadım, ailece hepsi öldü" dedi.

Kaynak: iha